Memleket der idi

Memleket der idi

Memleket der idi; rahmetli, çok kederli.
Neresinden bilmem, tutupta elemeli?
Eleğinden geçmiyor, kalınları belli.
Dayanırmı hiç? yırtıldı eleğin teli.

Memleket der idi; çok bilgili efendi.
Çok söyledi, kimselere dinletemedi.
Bir ömür buhar oldu, boşa geldi, geçti.
Durdu sonra akıl, düşünmekten vazgeçti.

Memleket der idi; okur, yazar, çizerdi.
Kim okuyacaktı? nerede bulacaktı?
Gün geldi, yaşta kemale erdi, yaşlandı.
Unutuldu gitti, bir kenarda tek kaldı.

Memleket der idi; nelere de, soyundu.
Olmaz dediler, o’ düz duvara tırmandı.
Kürsülere çıktı, baktı, hepsi kayboldu.
Yenilerden yenilere hep mazi oldu.

Güven der; kimler? kimlere neler söyledi?
Bilmem, ne çabuk çıktı? bir kulaktan girdi.
Düşündü, taşındı, yok, yine anlamadı.
Elbet dedi, daha epey zamanı vardı.

25 Şubat 2026
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar-Ankara

Gösteriş meraklısı

GÖSTERİŞ MERAKLISI

Ne de güzeldir aynası, baktıkça bakası.
Bilmez ki, vardır bir de aynanın en arkası.
Işığa göredir, sıfatını yansıtması.
Bakar da bakıştırır, gösteriş meraklısı.

Çeker çekeceğini, hoş gelir cazibesi.
Kim, kimedir? kimler için? en marifetlisi.
Onda olsun ister, her birinin en alası.
Süzülürde süzülür, gösteriş meraklısı.

Sorma, her paye onda, hepsi kendi çevresi.
Bulunca kaçırmaz, peşinde çoktur gölgesi.
Saymakla biter mi? çoktur makamı mevkisi.
Övündükçe övünür, gösteriş meraklısı.

Tez unutur gider, yerlisini, yurtlusunu.
Gelir, geçer, bakar, görmez, çullu çulsuzunu.
Baş köşeye oturtur, paralı, pullusunu.
Şıkır, şıkır, şıkırdar, gösteriş meraklısı.

Güven der; üstünlükten üstündür övünmesi.
Yarıştırıp yarışması, sonradan görmesi.
Gelip geçicidir hep, boşa, caka satması.
Yakındır, her şişen balonlar gibi sönmesi.

06 Şubat 2026
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar-Ankara

Maddiyatta maddiyat

Maddiyatta maddiyat

Ah, vah, demez, maddiyattır açar kapıları.
Dans eder etrafında, kol, kanat, açanları.
Özünde hak bilen bilir, maneviyatları.
Maddiyatta maddiyattır, her kime taçları?

Bilmem deme hangisinden? sorma kimsesinden.
Ne hünerler çıkar, kalın olan ensesinden?
Gitmez, zenginin cebinden, fakirin dilinden.
Maddiyatta maddiyat, her an, düşmez düşünden.

Kalkar, geçer başa, emir verir uçan kuşa.
Fermanı devrandır, haber salar, dağa, taşa.
Kafası da atarsa, yazı çevirir kışa.
Maddiyatta maddiyat, nereden, nere koşa?

Alkışlarlar hep, her sahne de, açılır perde.
İstediklerine bulunur çare, her derde.
Yeter ki sen, salla başını, tutma tepe de.
Maddiyatta maddiyat, hüneri dolu küpte.

Güven der: İnanma sakın,her gördüklerine.
Rüzgar işler mi hiç, sağlam ağacın köküne?
Boşuna değil, armut bile, düşer dibine.
Maddiyatta maddiyat, birinden, diğerine.

27 Ocak 2026
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar-Ankara

Kar taneciği

KAR TANECİĞİ

Bulutun içine saklanmış kar taneciği.
Kimbilir nerededir? bulutun son durağı?
Gökyüzüne sarılıp yüzmek en çok sevdiği,
Yakındır memleketine düştü düşeceği.

Bulutlara yön veren, bilinmez esen rüzgar.
Hangi gün kimbilir? çat kapı nereden çıkar?
Sıcaklıklar, soğukluklar, hepsi karışırlar.
Memleketin topraklarına, yağdıkça yağar.

Mevsimi gelince kış, tabiattan haykırış.
Kar tanelerinin içinde, başlar bir yarış.
Hem inceden, hemi kalın, lapa, lapa, yağış.
Memleket toprağına, pür telaşla kavuşmuş.

Kısa ömürlü kar tanesi, niye erimiş?
Ayazı yiyenler, bak bir araya gelmişler.
Donmuşlar donmasına, durup, inat etmişler.
Bahar gelince onlar da, artık pes etmişler.

Güven der; bizler birer kar tanecikleriyiz.
Umutlarla, bulutların içerisindeyiz.
Mevsimlerde yaşar, mevsimlerde buluşuruz.
Unutuluruz bir gün, toprağa karışırız.

12 Ocak 2026
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar-Ankara

Yol hikayesi

Yol hikayesi

Yorgan gibi serilirdi gece, şehrin üstüne.
Yıldızlar göz kırparlardı, erkenci kuşlarına.
Açılırdı süzgün,süzgün, gözler, seher vaktine.
Gece den kalmaydı Ay, serilirdi gökyüzüne.

Sis çökerdi mahallelere, saklardı evleri.
Aştıkça sokakları, geçtikçe geç caddeleri.
Selam verirdi, sıra, sıra, gecekonduları.
Tüter sobaların bacalarından dumanları.

Duraklar da kuyruk, uzar uzadıkça sıralar.
Yükünü çoktan tutmuş ağır, yavaş, otobüsler.
İtişmeler, kakışmalar, şanslı binebilenler.
Açılırlar gıcırtıyla dükkanlar da kepenkler.

Uykulu, kimi uykusuz, iş olacak sorunsuz.
Hangi gün geçerdi ki, sorma bir gün de kaygısız.
Eğiyor boynunu yana, cebinde beş parasız.
İple çekilen aybaşı, zamlar da çok insafsız.

Ha bu gündü, ha yarın, sorma halini zamanın.
Kırış, kırış, olur, her meydana açılan alnın.
Yüzüne gülüp geçen olur anlayamadığın.
Akan terine ortak, en son zaman da baktığın.

Su ayrı, sabun ayrı, yıkardı çamaşırları.
Tertemiz yaparlar, düzeltirlerdi araları.
Tez olurdu, güneşi görünce kurumaları.
Hatırlatırdı bizlere, tertemiz dostlukları.

Güven der; çiğnedik, geçtikçe, hepsi yol oldular.
Yürüdük, yürüdük, yürüdükçe, çok aşındılar.
Hangisi mi? sorma hiç? yol boyunda kayboldular.
Kimi uzadı, kimi kısaldı, arkadaştılar.

12 Ocak 2026
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar-Ankara