YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

Baktığımız yere göre şekilleniyor hayat.
Görebildiğimiz yere kadar uzuyor hayallerimiz.
Hangi tarlada, nasıl yeşereceğine göre düşündürüyor ümitlerimizi.
Almadan vermiyor, tüketmeden geçmiyor, bitirmeden vazgeçmiyor,
her günden, birer parça, ömrümüzden çalarak..

Geleceğe koşuşta engel tanımıyor, düşüncenin kıvrımlı yolları.
Kimi gün düz, kimi gün çukur. Toprağı çamur yapan su, kirletirken temizliyor da.
Her iyinin yanında bir kötü de duruyor.
Bazen farkına varmadan fener zannediyoruz kimini. Oysaki içindeki mum sönmek üzere.

Özünde yıllar yatıyor hayatın. Yıldızlar gibi bazen yanıp sönüyor.
Ay nerede? dediğimizde, yanımızda ellerimizi kim tutarsa.
Güneşimiz oluyor, en sadık dostumuz, en çok sevdiğimiz.

Dünya döndükçe yaşam, canlılar alemine kucak açacak. Bilemeyeceğimiz bir günde de son bulacak.
Bu günleri her ne pahasına olursa olsun, geçmişin en güzeli, geleceğin mirasçısı,
mutluluğu taşıyacağını tasavvur ederek yaşamak, hayata bağlılığımızı güçlü kılacak.
Vakit umut aşılamak vakti. Geleceğe ışık tutmak adına.
Bizler olamasakta, yarınlarda yeni kuşaklara da yol açmak adına.

YENİ YILA hoş geldin Eski yıla güle güle..

El ele birlikte nice mutlu yıllara..

Sevdiklerimizle birlikte mutlu yarınlara.

Yeni yılınız kutlu olsun..

Güven Gürbüz
31.12.2025
Şebinkarahisar-Ankara

Yaşam döngüsünde mevsimler

YAŞAM DÖNGÜSÜNDE MEVSİMLER

Vedaların ve hüzünlerin mevsimi, zamanda sınır tanımaz.
Yaşam döngüsü içindeki ruh dünyamız ise çalkantıların her eşiğinde,
nereden estiğini bilemeden daha, düşünce rüzgarlarının esintisinde yönünü bulmaya çalışır.
Pusulamız aklımız ve şuurumuz, bilinç altında yatan bir çok duyguları, açık hale getirmekten de çekinmez.
Sarıldığımız kendimiz, bildiğimiz inançlarımız,
önümüzde duran bilinmezliklerimiz, ufukta görebildiğimiz, gölgelerimiz oluverir bir an.

Doğa ile özdeşleşdiğinde mevsim sonbahardır. Yaşamın döngüsü;
fiziki şartlara ve koşullara göre nasıl olgunlaşacağına şekil ve kendine göre doğa çeki düzen verir.

Her şartta ve koşulda insanoğlu, yaşam mücadelesinde geleceğini ön plana almak durumundadır.
Özgürlükler söz konusu olduğundaysa daha da bir önem arz etmektedir.
Bağımsızlığı bir karakter olarak görmek, mücadeleyi ve mücadeleciliği de ön plana çıkarır.
Yaşamak, hür ve bağımsız olmak, milletlerin geleceğinde en büyük unsuru teşkil eder.
Esareti kabul etmeyen milletler mücadeleciliği seçerler, bu uğurda sonucuna bakmazsızın yol alırlar.
Bu yolda galip çıkanlar her zaman bıkmayanlardır.

Kazananlar ve kaybedenler olarak baktığımızda, insanlar ve toplumlar, mevsimlerin bize yaşattığı gibidir.
Zorluklar, kazanımlar, kolaylıklar, kaybedişler, kendi aralarında sentezi iyi yaparlar.
Tercihlere göre sonuçlar oluşurken, tarih her birine değişik adlar takacaktır.
Geleceğe miras, geçirilen mevsimlerde yaşanılanlardan kalacaktır.

Sonbaharda, Kasım ayına geldiğimizde ruh dünyamız, hazan mevsimini hatırlatıverir.
Sonra en büyük önderimiz kurtarıcımız atamız gelir aklımıza.
Bir dakikalık saygı duruşu bir ömre bedeldir. O anda zihnimizde oluşan milyonlarca kare o’ ana sığar.
Tarihimiz, ecdatımız, vatanımız, milletimiz bir bütün olarak bizlerin ruh dünyamızda devleşir.
Atamız belirir karşımızda. Bize özgürlüğü, bağımsızlığı, mücadeleyi, kurtuluşu,
O’mevsimlere sığmayan, doğanın her fiziki koşulunda, şartların namüsait ortamlarından kesitleri anlatır.
Bunun için üçüncü bir göze gerek yoktur.
En büyük bilinç, milli şuuru uyandırıp, yoktan bir ulusu ayağa kaldıran,
Atamızın nutukta anlattığı gibidir. Minnetle ve şükranla atamızı anıyoruz.

Mevsimlerle yolculukta insanoğlu yaşam döngüsüne daha neler katacak?
Çağın getirdikleri, bize yaşattıkları ve yaşatacakları ile zaman tünelinde yol alacağız.
Yenilerle, yenilere, ayrılıklarla, vedalara doğru, bu yol bize hiç bir zaman geçmişi, yaşadıklarımızı, yaşanılanları, unutturmayacak.
Tarih yazacak, gelecek bilecek. Milli değerlerimiz her zaman baş tacımız olacak.

04 Kasım 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

Kampüs niye? Emekliye

KAMPÜS NİYE? EMEKLİYE…

Bir ömür gelir, geçer, yaş kemale erer.
Geçim derdi derler, mücadele ederler.
Çalışır ,didinir, yorulur tükenirler.
Gün gelir, emeklisin der, yolcu ederler.

Yabancı değil mahallenin sokakları.
Her köşeden seslenir evcil hayvanları.
Konuk eder her gün, bahçeleri, parkları.
Gelir diye beklemezler hafta sonları.

Bilir, tanır, mahalleli emeklileri.
Kol, kanat gerer, emekliye dernekleri.
Saymakla bitermi hiç faaliyetleri?
Bitmez, tükenmez, yenidir etkinlikleri .

Çiğdem de bir muhtarımız var, adı Özlem.
Hizmet der, koşturur, gece, gündüz, demeden.
Derneğin Fatihi, olurmu söz etmeden.
Başarının sırrı neden? sen, ben, demeden.

Belediye unutma ha.. emekli diye.
Emekliye kampüs, dikildi mahalleye.
Cumhuriyet bayramına yetişsin diye.
İşte yakışanı yaptılar emekliye.

Gencecik başkan Can, bizim Çankaya’mız dan.
Yapılsın, yaparız der, tereddütsüz bir an.
Sarılmış, dururmu, kolları sıvamadan.
Yapıldı da bitti, göz açıp kapamadan.

Başkentin Çankayasına yakışan kampüs.
Emeklilerin bileceği, Çiğdem de süs.
Yıllarca çalışmakla geçse de ömrümüz.
Cumhuriyet bayramın da derinden bir his.

Güven der yol açın, sevgiden düşünceye.
Ha gayret, gece, gündüz, bitirelim diye.
‘Hak ettiler yapalım’ diyen başkan beye.
Saygı duyalım, hürmet ile emekliye.

27 Ekim 2025
Güven Gürbüz
Ankara

Yazılacak hikayeler

 

Yazılacak hikayeler

Açmamışsa henüz çiçeğini tomurcuk.
Havanın, suyun, rüzgarın, sözü vardır.
Ne zaman ki zaman, emri vaki bulacak.
Son sözü yine, yaratanımız söyleyecek.
Zaman içindeki zaman, vermez aman.
Çiçeğe de ömür biçecek, bir zaman.
Mevsimler, ya kararsız kalırsa.
Bulutlar, ya da yolunu şaşırırsa.
Kim bilir? Ortalık nasıl da karışacak?
Bir küçük hikaye, işte böyle yazılacak.

Dalındaki meyvası ağır geldiğinde ağacın.
Nasıl ki eğiyorsa boynunu yana.
Meyva düşecek yere.
Kim bula? kim göre?
Yenilerden yenilere.
Hepsi dağılacak bir yerlere.
Tomurcuk, tohum, fidan.
Doğa ananın namını sürdürecek.
Bağlar, bahçeler, bostanlar,
Her mevsim başka, başka.
Hikayeler yazacaklar.

Bizlerin hikayesini zaman.
Yaşadıklarımızla, gördüklerimizle,
Mazimize yazacak.
Kimi hatırlayacak, kimi unutacak.
Bizi değiştiren zaman.
Sonradan geleceklere yaşattıklarıyla.,
Başka, başka, hikayeler yazdıracak.

Kaybolan anılar değil sadece.
Topyekün bir gün tüm hikayeler son bulacak.
Bazen erken, bazen geç.
Farkına vardığımız gerçek.
Yaş kemale erdiğinde.
Kendini gösterecek.

Güven Gürbüz
03 Temmuz 2025
Şebinkarahisar – Ankara

 

 

 

 

 

 

 

 

ANLADIK DOST KALDIK


ANLADIK DOST KALDIK

Tek başımıza kaldığımızda anladık, dostlarımızın aslında tatilde kaldıklarına.
Bir yaz rüzgarıydı esti geçti.
En son kalkarken vapur limandan, el salladık.
Ömrümüzün sadece bir ilkbaharı, bir de yazı vardı.
Kim derdi ki ; Sonbaharı haltedecek kara kış, gazellerinde üstünü örtecek.

Derin bir iç çektiğimizde anladık.
Dostlarımızın hikaye kitabımızın renkli kahramanları olduklarına.
Kimin, neyi, nasıl, yazdığına göre şekillendirdik.
Hayal dünyamıza nasıl da sığdırdık?
Ömrümüzün sadece anları vardı.
Kim derdi ki: Açılınca gözler,hikayeler de, masallar da bitecekler.

Güngeldi. Düşündük. Aslında hiç anlayamazdık.
Anladıklarımız anlamak istediklerimizdi. Keşke dedik yine.
Anlamak istemediklerimizi de anlasaydık.
Dostlarımız ayrı, ayrı, dünyalardandı.
Ömrümüzün her mevsiminde varlardı.
Kim bilirdi ki: Ortalık çokta aydınlık değildi.
Mevsimlerin aslında çokta önemi yoktu.
Göremediklerimiz gecemizde. Duyamadıklarımız gündüzümüz de kaldı.
Ömrümüz den, İki yarım dan bir bütün çıkarmaktı.

Uzun lafın kısası, anlamak bize münhasır.
Ömrümüz sınırlarımız. Mevsimler duraklarımız.
Biz ve yaşam. Bir kısadan bir uzun çıkarmak gibi.
Anlayarak, kavrayarak, yaşamak. Dostlarımızı anlamak.
Kitabın sayfalarını bitirmeden, tekrar başa dönüp, tekrar yapmak.
Zamanı geri getiremesekte aslında, okumadan geçtiğimiz sayfalarında, var olduğunu görmek.
En güzel dostluklar anlamakla başlar.
Bizleri zorluyan ihmalkarlıklar. Onlar da olmasalar.
Bir başka yaşanırdı ömürde kalan boşluklar.
Bir daha yeri dolmasalarda, içimizde kalan kabarcıklar.
Bir balon gibi arada bir patlayacaklar.

GÜVEN GÜRBÜZ
05 MAYIS 2025
Şebinkarahisar – Ankara