GİTTİĞİN Mİ ? GİDECEĞİN Mİ?

GİTTİĞİN Mİ ? GİDECEĞİN Mİ?

Med-cezir etkisidir dünya ile ayın. Gelip gitmesidir dalgaların.
Denizlerin. Okyanusların. Güneşin çekim gücüdür bilmem hangi ayın?
Canlanmasıdır doğanın. Cana can katmasıdır canlıların.
Döner dünya döner. Ay peşinden durmaz döner. Gezegenler döner.
Fezaya yükselen döner. İnmeler. Çıkmalar. Gitmeler. Gelmeler.
Hepsi bir düzen içerisindeler.Tek bir yaradanın önünde başını öne eğer.
Evren ve biz hep beraber.Kendi içerisinde doğar ölür.
Ne demişler; ‘Yaradan ne eylerse güzel eyler.’

Biz aciz kullar. Her gördüğünü ebedi sanar.
Görür coşar. Bakar şaşar. Düşer, kalkar.
El açışımızdır. Yalvarmalardır darda kalmalar.
Pembe düşler dünyasında görür, yaşar. Başlar unutmalar.
Gördüğümüz rüyalar. Kurduğumuz hayaller.
Göz açıp kapayıncaya kadar. Bir anda yok olmuşlar.
Nerede hani? derler. Bu günü yarına havale ederler.
Yarınlardan ise hep ümit beklerler.
İçimizde saklı en güzel gülüşler.
Ufak, ufak, olsa ruhumuza dokunuşlar.Ne de güzel coşar.

Hoca Nasrettin yaşamış görmüş. Anlattıkça güldürmüş.

İçinde Gitmeyin de Neresinde Giderseniz Gidin

Günün birinde Hoca’yı sıkıştırmak isteyen bir yakını;
“Hocam, biliyorsun hepimiz öleceğiz kabul, buna şüphe yok.
Ancak benim aklıma takılan bir soru var, hep düşünürüm,
acaba cenazenin namazı kılındıktan sonra tabutun neresinde gitmeliyiz?” der.
Hoca bu, şöyle bir düşünür ve cevabı yapıştırır:
“Tabutun içerisinde gitmeyin de neresinde giderseniz gidin.”

Zararı yok aklın. Her zaman lazım.
Öfkeni, hırsını yenmek için olmak lazım kazım.
Bize bizden başka ne lazım. Herşeyden önce düşünmek lazım.
Önce dersin sürünmelerim. Gelir ardından yürümelerim.
Sabrı kalmaz başlar koşmalarım.
Düşündükce durmadı ne yapacağım dersin kesilmiyor hızım.
Arttıkca artarken hızım. Frene de basmak lazım.
Ne yersen ye, birde hazmetmekte lazım.
Kendine dayanamazsın. Kim sana dayansın.
Sukunete de ihtiyacı var hafızanın. Rahatlamalısın.

Yaş kemale erer. Bülbüller su kenarında öter.
Güller suyu bulur dal açar. Olma naçar.
Otur oturduğun yerde. Yer, yer görsün.
Yerin altında nice canlılar var. Ne yapsın?
Yağmur yağsın. Güneş açsın. Toprak sulara doysun.
Her bir canlı birbirinden sorulsun.
Sende Allahın bir garip kulusun.
Öğünme kalır varlığın. Daralma biter darlığın.
Bir yaprak gibi daldan düşensin. Toprağa sarılıp göz yaşı dökensin.
Yaradandan başka kim, kime güvensin?

Fanisin. Unuttun konup, göçeni.
Nice dostlarına pek erken döndün arkanı.
Aldın arkana gücünü kuvvetini. Salladın kılıç gibi tüm imkanlarını.
Ne gördün allahın garibini. Ne sıvazladın bir yetimin sırtını.
Kim görür demedin hakkın kulunu. Hatırlarsın geldiğinde mahşer günü.
Hatırlarsın durup durduğunu. Kimlere neler sorduğunu. Nereye, nasıl kaçtığını.

Güven Gürbüz

31 Aralık 2023

Şebinkarahisar / Ankara

KOLAYDIR SÖYLEMESİ. YOKTUR ÖLÇÜSÜ.

KOLAYDIR SÖYLEMESİ. YOKTUR ÖLÇÜSÜ.

Kolayından öğrenmek varken. Soru sormakta ne var? derken. Çıkar aradan biri ergen.
Biraz merakından. Anlaşılır derdi hitabından. Ne var ki canım bilmeyecek bundan?
Aşağıdan çıksan. Yukarıdan insen. Sağdan dönsen. Soldan gitsen. Yine ilkinden.
Evirsen de. Çevirsen de. Tutsan da. Koparsan da. Akıl senden. Doğar fikrinden.
Kalk yerinden. Tut ucundan. Sen ol ölçüp biçen. Sıyrıl birazda tembelliğinden.

Hazıra konar Nazır. Baktığı yer hazır. Çaldığım davul der. Öttürdüğüm zurnadır.
Her yerde bulunur. Aklına gelen her şey sorulur. Velakin anladığından kime nedir?
Çare olmaktır. Arayıp bulmaktır. Meşakkat ister. Sabır, selamet der. İnceler, inceletir.
Hazırı hazırlayan kendine hazır. Hazırlatan hazırlatamazsa ne yaptırır. Sağa, sola baktırır.
Toplamak denir biriktirir. Biriktirdikleri hatırlatır. Sorulduğunda hazırdır. Bilmeyene ne lazımdır?

Bir oturulur. Bir kalkılır. Yol üstünde sorulur. Cevap vermeye kim yorulur?
Hoca Nasrettin denk gelir. Sorudan soru beğenilir. Acaba yanıtı nedir?

İnanmıyorsanız Gidin Ölçün

Nasreddin Hoca’nın komşuları Hoca’yı sıkıştırmak için; “Hocam, sen bilgili adamsın.
Bize dünyanın merkezinin neresi olduğunu söyleyebilirmisin?” derler.
Hoca şöyle bir düşündükten sonra;“Benim durduğum yer…” diye cevap verir.
Bunun üzerine komşular gülüşerek; “Hoca Efendi bu nasıl cevap?” derler.
Hoca, hiçbir şey olmamışçasına komşularına;“İnanmıyorsanız gidin, ölçün.” der.

Bilip bildirmek. Duymak duyurmak. Amacına uygun, uygun yerde durmak. Bulunmak.
Soru sormak, elbette ki öğrenmek. Öğrendiğini de merak etmek. Laf olsun diye sormamak.
Gayret sabırdan doğar ilmek, ilmek. Bir halı, kilim, gibi tek, tek, dokumak. İşe yaratmak.
Çaba koşar peşlerinden. Terler akar yüzlerinden. Uykusuz gecelerinden. Neler doğar fikirlerden?
Fikirler çarpışır. Gece gündüz yarışır. İçine ilim, bilim, karışır. Yanıtlar netleşir.

Kolay değil o kadar. Sırtına giydiğinde ne kadar dar? Genişlemez bu kadar. Sorumludur yapanlar.
Olmaz dersin bol geldi. Eğildim sırtımdan çıktı. Ölçüsüne kimler baktı? Düşüncesi kimi aldattı?
Giydiğimiz, çıkardığımız. Aklımız, fikrimiz. Bize kalmış çalıştırmamız. Ona göre gelişir yarınımız.
Ne lazımmış sormamız? Sorduğumuzu da iyi bilmemiz. Sonunda ne öğreneceğimiz. O bizim ışığımız.
Bu gün aydınlık. Yarın karanlık. Değişmeli artık kötü alışkanlık. İyi düşüncenin başı sağlık.

Demeyelim suyu bulsun. Tasa dolsun. Çorbaya konsun. İçine ne konursa konsun.
İçecek sensin. Başkası ne yapsın? İçine ne konmuş bileceksin. Bilemezsen ne söyleyeceksin?
Çorba mecazi. Sorduğunuza göre tanırlar sizi. Her kim ki iyi tanır sizi. Bilir attığın izi.
Kandırma kimseyi. Karartma enseyi. İyi bil gündüzü geceyi. Hazıra konma araştır önce herşeyi.
Fıkralarla dolduk. Sorduk. Sordurduk. Ne yorulduk. Ne yorduk. Öğrenmeyi kafamıza koyduk.

Güven Gürbüz

21 Aralık 2023

Şebinkarahisar / Ankara.

İNCEDEN İNCEYE. BİR KARANLIK GECEYE.

İNCEDEN İNCEYE. BİR KARANLIK GECEYE.

Her darlığın ardında bir ferah.Her kalkınmanın ardında bir refah.
Gözlerini açtığında hayata her sabah. Kaybolur gider rengi olan simsiyah.
Geçmişte kalsın istenir söylenen eyvah.Kimse kimseden almasın ah..
Cesaret gelir yenilir silah. Esaret gider. Sorar bu ne bah?
Barışı yayar seyyah. Kimselere etmez eyvallah.
Hak bildiği yolda yalnız giden seyfullah.

Her işin ardında. Baş, başın yanında.
Ne yazında, ne kışında. Tam zamanında.
Kim ki aklı başında. Arama kabahat yaşında?
Ok yerinde, yay ucunda. Başarı hedefin tam ortasında.
Orta yerde, yayı çekende. Oku atanda. Hedef ne yanda?
Geleceğin geleceği her kimde? Çalışıp didinmek en önde.
Hakkaniyet vicdanlarda.İster sondan. İster baştan.
Tutarsan tut, her neresinden. Koparma bir tarafından.

Kusur arar. Değdirir nazar. Huysuza edermi, söylesen azar?
Azar, azar, boncuk gibi dizer. Bilemezsin sırtını kimlere dayar?
Dayadığı yerden medet umar. Her yerde bunlar. Sıra, sıralar.
Ne söz dinlerler. Nede anlarlar. Dedikleri gibi.Bildiklerini okurlar.
Sordukça sordular.Kafaları karıştırıp yordular. Kim gördü? Nerede durdular?
Kendilerine göre yazdılar. Çizdiler. Kendilerine göre okudular.Okuttular.
Kim bilir nerelerde, kimlere , neleri, neleri, dokudular? Anlamazlar.

Hoca Nasrettine de sordular?

İnce Eleyip Sık Dokumayı Sevmem

Nasreddin Hoca, günün birinde bahçesinin ortasında bir çukur kazmaya başlar.
Komşularından biri;“Hocam, hayırdır, ne yapıyorsun?” deyince Hoca;
“Yahu komşu, sokağın ortasındaki toprağı buraya gömeceğim, biliyorsun gelen geçen
şikâyet ediyor.” der. Komşusu bu defa;
“Pekiyi komşu, buradan çıkan toprağı ne yapacaksın?” deyince Hoca cevabı yapıştırır:
“Komşu, komşu, ben öyle ince eleyip sık dokumayı sevmem.” der.

Attık başımızdan atığımızı. Hesaba katmadık batığımızı.
Her nereye sürdürdüysek kayığımızı. Oraya çektik küreğimizi.
Aradık durgun sularda balığımızı.Suya düşürdük oltamızı.Kaybettik sağlımızı.
Hekim oldu kimi, sıvazladı sırtımızı. Orta yerde de bıraktı olan aklımızı.
Ne söyledi içimizdeki sızı? Kıyıda kaldı rüzgar savurdu salımızı.
Bulamadık hiç merhem olanımızı. Dışımızda duran kıs, kıs, gülen bazı, bazı.
Akıl, fikir, gösterdi yolumuzu. Hatırladık sağımızı, solumuzu.
Nelerle doldurduk omzumuzu? Anladık hayırlımızı, hayırsızımızı.

Ne zaman ki beden zayıf düşmez. İşte o zaman yük ağır gelmez.
Güçlü isen söz söylenmez. Gücünden güç doğar. Üzerine söz biçilmez.
Var olan konuşur varlıktan. Kim bahseder hiç yoksula darlıktan?
Tut birde sen ucundan. Gün gelir bu gün benden. Yarın senden.
Dünya hanından konup, göçenler. Yaşayanlar ne anlatacaklar?
Umutları yeşermek için çalışacaklar. Hakkı adaleti yeryüzünde yayacaklar.
Yazdıkça yazacaklar. Elbet çoğalacaklar.Yazacaklar. Çizecekler.Var olacaklar.

17 Aralık 2023

Güven Gürbüz

Şebinkarahisar / Ankara

HAYAL KURAN & GERÇEĞİ ARAYAN

HAYAL KURAN & GERÇEĞİ ARAYAN

Bir memleket hayal ettik. Hepimize kucak açsın istedik.
Bağlar, bahçeler kurduk. Nice meyve ağaçları diktik.
Çeyiz sandığı niyetine kesilen ceviz ağaçlarını da hatırladık.
Kıymetlenince anladık. Yeniden yeni yeni fidanlar diktik.
Her tarafı kaplamış ceviz ormanları kurmayı hayal ettik.
Nerelere, nerelere duyurduk. Üniversitelerde geliştirilmesini istedik.
Şebin cevizini duyurduk. Dünyaca ünlü dedik. Literatüre geçirdik.
İnce kabuk, narin, hassas, vs. dedik de dedik.Her yere yetiştiremedik

Bir memleket hayal ettik. Gece, gündüz demedik. Kapı, kapı gezdik.
Ankara, İstanbul, vs.vs toplandık. Neler, neler yaptık.Bizlerde anlamadık.
Kolkola girdik. Hepimizi söz sahibi yaptık. Meclisin kapılarına dayandık.
Ne bakanlar, ne vekiller çıkardık. Yol sorunlarına her gün el attık.
Gencecik başkanlar çıkarttık. Vakıfların, Derneklerin, başına geçirdik.
Onlardan neler neler bekledik. Hayallerimiz gerçekmi oldu sorduk.
Aklımızı, fikrimizi, masalara oturttuk. Her birimiz bir yandan çekiştirdik.
Kimimize söz geçmedi. Tuttu kopardı.Kimimiz hayalimizin içinden kanatlandı.
Kimi uçtu gitti nerelere kondu? Her kim nerede, ne umdu, neyi buldu?

Bir memleket hayal ettik. Ettikte iyi yaptık. Bak birine kavuştuk.
Ne mi? Ne olacak tünelide yaptırdık. Hayalleri bitiremedik.Süsledik.
Son sürat devam ettik. Yola devam dedik. Üstüne, üstüne, kattıkta kattık.
Kalemizi hayal ettik.Ankara kalesi gibi düşündük.Etrafına tarihi evler diktik.
Etrafını eştik. Hertarafını deştik. Roma tarihini buraya kadar uzattık.
Meryemana manastırını her zaman hatırlattık.Tarih kitaplarını yeniden yazdırdık.
Kaleyi en kuvvetli savunan Kara boğayı canlandırdık. Ne hayaller kurduk.
Tarihi çeşmelerinden sular akıttık. Camilere giden yolları canlandırdık.
Öksürükten teleferrik çektirdik.Düzlüklere YeniŞebinkarahisarı inşa ettik.

Uzatmadan sözü. Hayalimizin kaybolmadan özü. Birde Hoca Nasrettine getirelim sözü.

İnsanın Hayalindeki Çorbayı Bile İstiyorlar

Günün birinde Nasreddin Hoca’nın canı sıcacık bir çorba ister.
Tencereleri şöyle bir açıp bakar, çorba yoktur.
Bunun üzerine dumanı üzerinde, kokusu etrafa yayılan mis gibi
leziz mi leziz bir çorba hayal etmeye başlar.
Çorbanın kendisi olmasa da hayali bile güzeldir.
Hoca Efendi tam bu hayallerle kendisini avuturken birdenbire kapısı çalınır.
Gelen komşusunun oğludur.
“Hocam, babam hasta yatıyor. Varsa bir tas çorba verseniz de içirsek…”
deyince, Hoca üzüntülü bir tavırla cevap verir:
“Ah oğlum, keşke bir değil iki tas çorba olsaydı da verseydim.
Babana ‘geçmiş olsun’deyiver.”
Hoca, komşunun oğlunu uğurlayıp kapıyı da kapattıktan sonra
kendi kendine söylenmeye başlar:
“Buna da pes doğrusu! Şu bizim komşular da amma adamlar yahu…
İnsanın hayalindeki çorbanın bile kokusunu alıyorlar.”

Bizler ne hayaller kurarken. Dalmışız uykuya olmuş vakit öğlen.
Gel şimdi birde etrafı dolan. Sırada Vilayetliği de geri almak varken.
Erozyonlar. Heyelanlar.Yağan yağmurlardan sıyrılan toprağı tutan Orman.
Kılıçkayanın etrafını saran.Suşehri bir yandan. Akıncılar o yandan. El sallayan.
Barajın üstüne viyadükten. Kuralım bir köprü derken. Herkes parmak ısırırken.
Biz olduk sonunda yolları kökten kısaltan. Hep bir ağızdan. Durmak yok yola devam.
Ben değilim tekten. Hep birlikten söyleyen. Geçen geçene otaban yollardan.
Başta Giresundan.Karadenizden, Akdenizden. Birleşti dediler hep birden.
Bir giden, bir daha gider oldu yollarından.Aman,aman. Ne yaman.Bu zaman.

Hayallerimiz hayal oldu. Döndü dolaştı. Yine bizi buldu. Düşündük gözlerimiz doldu?
Hayallerle yaşıyoruz. Gece, gündüz ne zorlukları aşıyoruz. Kendi kendimize anlatıyoruz.
Adı gurbet denir. Para çok koşan gelir. Adı sıla denir. Boynumuz hep bir yana bükülür.
Var sanır. hayalden olur. Varsa, yoksa da, herkesce bilinir. Kimi bulur. Kimi unutur.
Adı hayal kalır. Gerçekleri arayanlar için fikirler her zaman bir arada çıkartılır.
Arada zararlı varsa o da arada bir çatırdatır. Deprem misalidir alimallah yerinden oynatır.
Ne zamanki birleşilir. Orta yerde buluşulur. Sarılır kucaklaşılır. Hep birlikte sahip çıkılır.
Ayırmayın onu bunu. Hepsi de bir Allahın kulu. Hayalleri unutmamalı. Yerli yerinde hayata geçirmeli.

13 Aralık 2023

Güven Gürbüz

Şebinkarahisar / Ankara “

ALMASI SENDEN, VADESİ BENDEN.

ALMASI SENDEN, VADESİ BENDEN.

Borç yiyen kesesinden. Kesesi delikse tutsun neresinden? Ödeyecek geldiğinde elbet vadesinden.
Borç isteme benden. Ya sonra ödemezsen? Buz gibi soğurum derler senden.
Çoktur söylenen sözlerden. Sözlerin her biri bahseder güvenden. Tek düşüncen, Ya sonra ödemezsen?
Borç yiğitin kamçısı diyen. Borcu ödemezse duramaz sancısından. Bir oradan. Bir buradan. Vadede uzatan.
Ondan alıp buna veren. O isteyince başkasından bulan. İşi, gücü, yalan, dolan. Olurmu böylesine güven?

Kul sıkışmayınca yetişmezmiş hızır. Çare bulunur kapıyı çalınca hazır ve nazır. Kapılar aralanır.
Niyeti iyi olmalıdır. Kötü niyetliye kanmamalıdır. Elbetteki zorda kalana yardım etmelidir.
Bu gün derler bende dar. Yarın sende de var. Ne zaman bilinmez sıralar. Kapıyı çalınca alacaklılar.
Verilir verilmez değil borçtur. Çalışıp didinmezsen sonu güçtür. Uzattıkca uzatmanın adı kaçmaktır.
Sıkıştım derde bahane yapar. Bahaneler güveni yok eder. Borç yapan borcunu nasıl, nasıl, öder?

İstemesi zordur denir. Kapı kapı gezilir. Hoş, beş, edilir. Eğrile, büğrüle istenir.
Aranır niyeti nedir? Söylenir arzu ve isteği budur. Velakin sonu düşündürmektedir.
İyidir niyetlenir. Çok nasihatler söylenir. Vadeler sıralanır. İnci taneleri gibi dökülür.
İyi tanır. Tanıyanın tanıdığıdır. Vadesi her birinin anladığı kadardır. Niyetin arkasında ne saklıdır?
Havale edilir kim bilir nereleredir? Olmayandan vermesi boş vaattir. Vadesi kendinden süresizdir.

Hoca Nasrettin ne demiş. Anlayana anlayacağından bahsetmiş. Fıkralarda da yer açmış.

İstediğin Kadar Vade Vereyim

Günün birinde Nasreddin Hoca bahçesinde fidanları budarken birdenbire bahçe kapısı açılır ve
komşularından biri içeriye girer. Biraz hoşbeş ettikten sonra oradan buradan konuşmaya başlar.
Komşunun niyetini anlayan Nasreddin Hoca ona döner ve;
“Hayırdır komşu, bir arzun, isteğin mi var?” diye sorar.
Hoca’nın bu sorusundan cesaret alan adam;
“Hocam, biraz paraya ihtiyacım oldu, bana kısa bir süre sonra ödemek üzere biraz borç
verebilir misin? Vadesi gelince öderim.” der.
Hoca, komşusunu iyi tanıdığı için der ki:
“Aman komşum, sen hem borç para istiyorsun hem de vade… Bunun ikisi birden olmaz,
sen istediğinden borç para al da ben sana istediğin kadar vade vereyim.”

Çağ değişti. Teknoloji gelişti.Bankalar dendi. İmdada yetişti. Faizler aldı başını gitti.
Kredi oldu adı cezbetti. Çalışıp didinen hak etti. Borç yaptı. İş açtı. Çalıştı. Ödedi, ödetti.
İşsiz güçsüz ne yaptı? İki ayağının üzerinde zor durdu. darda kaldı. zora düştü. Borç üstüne borç yaptı.
Çok çileler çekti. Gece, gündüz, demedi. Çalışıp didindi. Sonunda alnının teriyle borcunu da ödedi.
Borç ile yattı. Borç ile kalktı. Sözünde durana ötemekte düştü. Nihayetin iyisine o da erdi.

Düşününce şöyle bir hayat ne demekti? Yaşam sıkıştığında düşüp, kalkmaktı. Can, cana karşı bir nefeste koşmaktı.
Muhtaç olana yardım etmekti. Varlıklığa düşen elinden tutmaktı. Dürüst olana da vadesinde ödemekti.
Kimi bilir işini adı emekti. Aldığını hakkıyla geri vermekti. Kim kime baktı? Kim kime ne yaptı?
Her şeyden önemlisi saygısını kazanmaktı. Güven yarattı. Sebat etti. Sadakat gösterdi.
Dürüstlükten yana olanlar kazandı. Kimi hayır yaptı. Kimi hayır gördü. Anlamayanlarda sırtını döndü.

12 Aralık 2023

Güven Gürbüz

Şebinkarahisar / Ankara