EĞRİBELİN AŞKI YOLLARI AŞTI..

EĞRİBELİN AŞKI YOLLARI AŞTI..

Şebinkarahisar yolları, adamı yorar diyor her gidip, dönen. Heyelanlı toprağın yollarla arası pek iyi değil. Eh işte diyipte tutmaya çalışsa da kafası bozulunca bendini yıkıp geçer. Barajında altında kalan verimli topraklara. Yeni topraklar. Cıbıl dağlardan, tepelerden yağmurlarla, sellerle, fırtınalarla, süzüle, süzüle, gelirken, barajın sularıda kucak açar. Dibe atar. O’nu tutacak ağaçlar pek fazlaca yoklar.

Aklımıza gelmişken, ceviz ormanları kurulacaktı bir zamanlar. O’nun yerine ceviz bahçeleri kurulsa da çabuk ve çok yetişen cinslerden, hakiki ise yıllar önce ceyiz sandıkları olarak evlerin kim bilir hangi köşelerindeler. O’da ayrı bir konu.

Gurbete yolcu gönderen yollar, giderken de, gelirken kıvrıla kıvrıla, içini dışına çıkarma peşinde. Suşehri ile arasına giren yolun kaderi bir türlü barışmasa da, genişlete, asfaltlana, düzelte, onara, idare ediyor.

Ancak Eğribelin beli doğrulunca koluda uzayacağa benziyor. Birde Giresun limanı canlanırsa Alimallah tut tutabilirsen kocaman tırları. Dereli’den, tepeliden, Şebinden, Suşehrinden, yılan gibi kıvrıla, kıvrıla uzamak isteyecek yollar. Devlet baba her ne kadar da tasarrufa yöneliyorum dersede, bir yandan da Limanları ehya edeceğim diyorken, Giresun Limanının da nasibini alacağı aşikar. Öyleyse Eğribel tünelinden Anadoluya, Sivasa, Kayseriye, oradan Akdenize. Kolay değil. Yollar hakiki yollar olmak isteyecekler. Barajın üstümü kapatılır, yol geçer. Viyadükler mi dikilir, yollar ayağının üstündemi durur, orasını bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey. Giresun dan Anadoluya akacak yollar otoban olmak ister.

2005 de başlayan Eğribelin aşk hikayesini ilk dillendiren Bakan Özak, en duygulu anları seçmiş olacak ki İlk Ceviz festivalinde dillendirdi. ‘Biz onu bunu dinlemeyiz. Olsun diye bekleriz’ diyenler çığ gibi büyüdüler. Şiirlerle coşkuya, temellerle şarkıya, aşıklarla türkülere gire, çıka, olurdu olmazdıların eşliğinde 2022 de, hep ikiler sıra sıra dizildiğinde, gözlerinden birini açtı Eğribel. Sırtım doğruldu da, ya diğer gözüm ne olacak diyecek. ‘Eh artık biraz sabırlı olalım’ diyenlerde çıkacak. Dayanamayıp şuradan biride ‘Ne yıllar geçti be..’ diyecek. Zamanında işinin ehli bir bürokratımız, ‘Artık bu işler eskisi gibi değil devletin gücü yerinde, dedim mi yapar’ dediğinde kulağımın biri sımsıcak olmuştu. Ya bir diğeri, O’da ‘Bu kadar para, buraya, değer mi. Ne nüfus var ki burada’ dediğinde, diğer kulağım yerinde yoktu. Ya bir de bir milletvekilimizi ‘Eğribele Tünel hayal’ dediğini öğrendiğimde. O’ndan hiç bahsetmeyelim ne dersiniz. İnşallah kulaklarımız çınlasın. Bir an önce eksiği, gediği ile selametli yollar, özgürlüğünü ilan etsin. Bu yolların yükü çok ağır. Limana bakıyor. Yakından, uzaktan, gelecek gemilerin ihracata katkısından bahsediyor. Gazeteler yazıyor. Yolların kaderi, büyük işlerin gözünün içine bakıyor. Büyük işler Limana karşı bacak, bacak, üstüne atmış seyrediyor. Ne derseniz deyin, Emeği dünden çok Şebinliler Eğribele manzaralı yerlerde birer fincan kahveyi hak ediyor. Yollar kısalacak, bahtlar açılacak, tırlar bir yanda, binekler bir yanda, kornalara basa basa seyredecek.

Şebinkarahisar yolları kısaldıkça, turizmde gözlerini daha çok açacak. Belki bir ufak havaalanı, Şebinin üstünden bakan hava boşluğunun altında yerini alacak. Kulakları çınlasın Eski Belediye başkanlarından Mehmet Özdemir ağabeyimizin havaalanı projesinden kimbilir bahsedilecek. Meryemana manastırına, Trabzon Sümeledan uçakla seyrü seferlerle turistlerde buraya inecek. Tarih canlanacak. Ankara vakfında bir iftarlı toplantı da Miletimizin vekillerine şöyle bir bahsettiysekte orada kaldı. Yıllar geçti unutuldu elbetteki.

Memleketimizin her yeri cennet köşesi. Yeterki değerini bilelim. Değerli kılacak akıllı insanlarımızı ön plana çıkaralım. Onlara sahip çıkalım. Bunların hepsi sözde kalıyor, deselerde bir gün sözde kalmayacaktır. Yavaş, yavaş derken giden ömürden gidiyor. Her gelen yeni nesil ‘Ne yapmışlar ki..’ demeyecekleri günlere şimdiden bir adım daha atabilmeliyiz.

Gençlere çok iş düşüyor bu anlamda. Koşturulmayan hiç bir iş zamanında bitmez.

Selametle kalın.

Güven Gürbüz

09 Ocak 2022 / Şebinkarahisar – Ankara

 

 

 

 

SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR

SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR

” İLGİ, PAYLAŞIM,DENETİM,SORUMLULUK..

İLGİLİ OLMAZSAK BİLGİLİ OLAMAYIZ…

PAYLAŞMAZSAK DUYURAMAYIZ..

DENETLEMESSEK BİLEMEYİZ, GÖREMEYİZ, DÜZELTEMEYİZ..

SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR, İÇİNE GİRDİKÇE ÇOĞALIR..

” Madencilik sektörü dünyada olduğu kadar ülkemizde de önlemlerin en fazla alınması gereken, risk faktörlerinin çok, iş kazalarının yanısıra, çevre facialarının da gündemde olduğu sanayi kollarından birisidir.

Gelişen teknolojiyle birlikte, maliyet unsurları, yatırım zamanlaması, kaynak aktarımları, denetim süreçleri, kurumların işlevliği, toplum kesimlerinin duyarlılığı, STK ların tutumları, vs,vs.vs.. bir çok konu bir bütün olarak masaya yatırılarak görüşülmesi sektöre destek sağlıyacaktır. Salt tek yönlü çıkışlar yerine, sektörel bazda uygulamalar sistemli, kontrollü, denetime tabi olmalıdır.

Yeraltı kaynaklarının işletilmesi salt rant kaynaklı yaklaşımlarla değil, gelişimine ışık tutacak teknoloji ile entegre, üstün denetim ve kontrol mekanizmalarını da devreye sokmak gerekir. Burada en büyük tetikleyici mekanizma toplumsal davranışlarla da alakalı. İlgi ve alakanın da, gerek yerel bazda, gerekse yönetimsel icraatlar da, bir o kadar önem arz ediyor.

Şirketlerin yeterli kaynak ve yatırım olanaklarını işletmecilikte sahaya entegre ederken, operasyonun zarar görmemesi için denetim mekanizmalarını da kurması beklenir. Facia geliyorum derken sessiz kalmak, davetiye çıkarmak demektir. Tedbir her zaman her yerde dikkat den önce gelir. Dikkat tedbirin alınmasını gerektirse de, maliyet bazlı yatırıma kaynak ayrılmaması da akla adam sendeciliği çağrıştırır. Kısacası İşletmelerin denetimi, ilgili kurumlarca,yerinde ve zamanında yapılması gerekir. Müfettiş incelemeleri ile sabit kılınması, denetimin de bir üst kolu olarak görev yapacaktır. Denetim istatistiklerinin de her yıl ibraz edilir , kamuoyuna açık bildirilir olması da sağlanmalıdır.

Operasyonel sahada, denetimlerin özel bağımsız denetim firmalarınca ve de kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılırken, sorumlulukta ortak paylaşılır olmalıdır. Maddi zarar ve ziyanlarda sorumluluklar da ortak yükümlülükleri kapsamalı. Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği denetimlerle sabit hale getirilir. Denetiminde sorumluluğu, kanunlar nezdinde bağlayıcı olması sağlanmalıdır. Karar mercilerinin doğru bilgilendirilmesi ve işin ciddiyeti gereği önem arz eder.

Toplumun ve toplumsal kuruluşların, yani STK ların burada ki sorumluluk payları olduğu unutulmamalıdır. Toplum yararı gözeten her eylemde STK lar nasıl ki başı çekiyorsa, toplumu etkisi altına alan çevresel olaylara karşı da tutum ve davranışını yerinde ve zamanında göstermelidir. Facia geliyorum denilen olguları bilmesine rağmen, duyurmayan, sessiz kalan, ilgili kurumlar nezdinde takipçisi olmayan, paylaşmayan, sadece olaylar karşısında feveran etmek kafi gelmemelidir.

Felaket geliyorum muhakkak demektedir. Denetim mekanizması bu sesi bir şekilde muhakkak duyacaktır.Felaketin gelmesine yol açan temel etkenlerin iyi bilinmesi, bilimsel çalışmalar ve denetimlerle önlemlerin yerinde zamanında alınması sağlanabilir.

Çevre felaketleri sonrası konuşulan, duymadım, bilmiyordum, görmedim, öylemiymiş, ben söylemiştim, yapmadılar mı, ben ne yapayım, amaaan sende vs..Ve ya spekülatif açıklamalarla, sözlerle, sosyal medya ile vs.vs. geçiştirmek yerine;

Dur!..Düşün!.Yap!..

Çevre ile ilgili olumsuzluk yaratan durumların mahal bulması sonrasında, kök analizleri bilirkişiler tarafından hassasiyetle yapılarak, sektörlerle, çalışanlarla, kurum ve kuruluşlarla, paylaşılarak, tekrarının bir daha yaşanmaması için bilgilendirmelerin paylaşılması gerekir.

Sektörel cezaların caydırıcılık unsuru olduğu düşünülse de, etkin olduğu söylenemez. Sektörün işlevliğine katkı sağlayacak unsurların, tamamlayıcı yönleri çevrecilik alanında da birinci öncelik olarak yer almalıdır. Ülkemizin her yeri, aynı denetim ve ilgi alanına tabi olmalıdır.

Şebinkarahisar’da meydana gelen çevre olayı ile memleket gündemine otursa da, en büyük eksikliğin kimlerde ve nerelerde olduğu asla kulak ardı edilmemelidir. Çevreye duyduğumuz saygı kadar, çevreyi geliştiren, kalkındıran, koruyan, sahip çıkan duyarlı toplum bireyleri olmakta gerekiyor. STK larla kurulan birliktelikler de bu nedenle bir bağlaç unsurudur. Bu unsurun içinde görev alanlarında bu idrak içinde olduklarına inanmak isteriz.

Örgütlü toplumlarda hak hukuk arayışı bir bütünlük içerisinde hakettiği yeri bulur. Salt sözlerle varılmak istenen hedef, hedefinden zamanla uzaklaşır. Hedefe ulaşmadan nihai sonuç olmaz. Ulaşana kadar mücadele etmek gerekir. Fiiliyatta hakim olan güç sahiplenme yetisidir. Sahiplenmek memleket için olduğunda tüm unsurlar tek vücut demektir.

Geçmiş olsun Şebinkarahisar.

Sevgi ve Saygılarımla,

Güven Gürbüz

21 Kasım 2021

Şebinkarahisar / Ankara

 

 

 

OLDUNDA OLDUN

OLDUNDA OLDUN..

” Memleketin taşına toprağına gönül vermiş, ecdadını unutmayan, gelişip kalkınmasını, büyüyüp gelişmesini istemeyen hemen, hemen, yok gibidir.
Hayatın karelerine sığdırır, çerçevesini duvarımıza asarız. Uzaklarda olsakta kalbimiz orada çarpar. O’nu kalesi ile özdeş kılarız. Resimlerde kale resmi olmadan inanmayız.

Şebinkarahisar kalesini kar yağınca tasavvur ederiz. Eteklerine doğru uzayan kayaları, etrafına doğru genişlemesini, büyüdükçe serpilmesini bir ak gelinliğe bezenmiş, ince belli zarif bir geline benzetsek ne çıkar?

Bu gelin de bir gün Ana olsa, sonra evlatlarını yolcu etse gurbet ellerine. Bir kartalın başka diyarlara göç etmesi gibi. Geniş kanatlarını engin deryalara kucak açıp gitmesi. Bir gün gelipte mekan tutttuğu yerlerin dolup taşması. Kanatlarının kırık, yorgun ve bitkin haline baktıkça, bir ananın da olduğunu, oranında memleket misali geldiğini bilmesi de yeter herhalde.

Şiirlerle ara vererek, bir yudum soğuk su ile memleketi hissetsek ne çıkar?

ŞEBİNKARAHİSAR

Kayaların koynunda,
Hisarın altında,
Büyüdükçe serpildin.
Güzel GELiN oldun Karahisar.

Kanatlarının altında,
Uçurdun bizi gurbet’e
Gurbette dar geldi bize,
Duydum ANA oldun Karahisar.

Dikmen’in tepesinde,
Sivri selam durur.
Karahisar kalesine tekbir verir.
Bir ezan sesidir.
Kozluca’dan gelir.
Kayadibi asayiş berkemal der.

Avutmuş, Kadıoglu, canın ferin,
Tamzara, Bağların alın terin,
Arada bir gelir,
Gurbetten de torunların,
Acı, tatlı dillerin bal oldu.
Duydum BABA oldun Karahisar.

Sene Dokuzyüzotuzüç te almışlar yüzüğünü,
Yetim bırakmışlar kurdunu, kuşunu,
Yorulmadan çıktık dik yokuşunu,
Garezlenme bir gün ak gerdanına,
Takacağız incileri,
Duyacağız iL oldun Karahisar.

Güven der; ben’de Meykel’den torunun,
Alnımıza ter oldu, tozların dumanın.
Bir karış toprakta yatar,
Orada Atalarım.
Ecdadımın yadigarı,
Canım Karahisar.

18.05.1997
Güven Gürbüz

Dikmen’in tepesinde sivri bir tepe yer alır. Her yer ayaklarının altında uzanır. Karahisar kalesine bakar her gün. Öğlen vakti olur, Kozluca tarafından ezan sesi duyulur. Kayadibi hemen karşılarda, her şey yolunda merak etmeyin der gibidir. Memleketin sesi dört bir yandan yankılanır.

Baba olmak kolaymıdır? Kol kanattır. Adı Şebinkarahisardır. Bağlarında yetişir envayi çeşit meyve sebze, diğerleri durur mu, alın teri misali kazanımdır her bir karışından gelen gelir. Yaz gelince koşarlar torunları. Acı tatlı diller bal olur. Duyarız ki Baba olur Karahisar. Sarar kucaklar.

Dokuzyüzotuzüç tarihi unutulmaz. Yüzüğünü arar bir daha bulamaz. Kurdu, kuşu yetim kaldım diye fevaran ettiğinden buyana duymamışlar bir daha sesini. Ama yine de yorulmadan çıkılır o dik yokuşu, kaleye doğru uzanır. Garezlenme der her sevdalısı. Bir gün ak gerdanına inciler takacağız. Değerleneceksin. Yine Vilayet olacaksın. Cümle alem duyacak. Garezlenme.

Eh işte.. Aşşağıdan yukarıdan yazının sonu görünüyor. Meykel denilen, adının çoğunun belki de ilk kez duyduğu, Öreğel ( Diler)’in bir mahallesi Meykel’in de adı geçsin değilmi? Dedelerimizi yad edelim. Torunları olduğumuzu bilelim. Tozlu topraklı yollarından, ter ile harç yapıp, yüzümüze yol yapalım. Baktıkça o yollara, ecdadında Karahisar topraklarında yattığını unutmayalım. O’yadigarın anısına bu yazımızın devamını da memlekete bırakalım.

Sağlıcakla Kalın..

Güven Gürbüz

18 Ekim 2021, Şebinkarahisar – Ankara

Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar..

Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar..

“Memleket adını duyduğumuzda bir garip his kaplar çoğumuzun içini.

İçi kırılıpta çıkartılacak ceviz gibidir. Kabuğunun incesi bir yana, kalın olanın da kırılmamaya yemin etmişçesine o kadar inat, o kadar, kat be kat. Katran rengi demli çay gibi göstermez içini, yakar bazen boğazını, zehir gibi gelir yutkunmak ne mümkün. Göçler ülkesini çağrıştırır bir an masalımsı anlatımla zihnimizin bir köşesinde. Oluk oluk akan şellanenin çağlayan sularının çığlık çığlığa yankılanan seslerinin arasında.

Ben buradayım dersiniz. kendinizden başkasının duymadığını bilerek.

Bükülen dudağın arasından, iki gözün yanlarından nemlenirken hafiften yanaklarınız; burnunuzu hafiften yavaş, yavaş çektiğinizi hisseder ve dönüp baktığınızda maziye kimbilir neler aklınıza gelir neler..? Ecdadın ayak sesleri işitilir kapı önünden. Yan odada kılınan namazdan gelen hafif sesli okunan duayı duyar gibi olur, sonra irkilir, camdan dışarı baktığınızda bulutları görür, kimbilir nelere benzetirsiniz.

Şiirlere dayarken sırtımızı, bazen hafiften eğriliyoruz bir tarafa. Sözcüklere tutunarak doğrulsakta, duygular bir o kadar acımasız. Bazen yazdıklarımızı da silerken bir kalemde; ‘Tüh be..aslında güzel şeylerdi niye sildim ki..?’ diyebiliyor insan.

Yine bir memleket şiirinde soluklanalım ne dersiniz;

‘ MEMLEKET ‘

‘Bir yanımız sıla oldu, bir yanımız gurbet..

Açtık dört biryanda çiçek gibi demet demet.

Ana, baba, bacı, gardaş düştük yola Ahmet.

Geldik şehirli olduk, bittik sılada kaldık..

 

Sarıldık boynumuza hayale daldık Ahmet.

Düşündük sonra, boşamıydı çekilen zahmet..

Ne zaman yağacak diye beklerken hep rahmet.

Bir güneş gibi doğdu zihnimizde memleket..

 

Bahar idi, Bulutlarla dolu dolu olduk..

Hatırladık “Nerede?” diye sılayı sorduk.

Tutmadı kol, ne kanat, ilk basamakta kaldık.

Nefes durdu, zihin bulandı, hayale daldık.

 

Geçti yıllar, göçtü dostlar, yok arayan soran…

Zemheri ayında yolları tutar kar boran..

Hayırsız, vefasız kimi, yok hal hatır soran.

Görmez ince mintanlıyı sırtı kalın olan.

 

Ne demişler “Tırnağın varsa başını kaşı..”

Kemale ermiş yaşı, yapar sevgiden aşı.

Tutar fidan yeşerir, eğilmez asla kaşı..

Güçlü olur hep, çıkar suyu sıkınca taşı…

 

Yaşanır hayat bu, daldan dalada taşınır.

Ömür dediğin yol gibi aştıkça aşınır..

Kapanır bir gün gözler, ruhumuzda taşınır..

Hayırlı insan, hayırlarıyla yaşatılır..

 

Çok görmeyin dost, Dereden tepeden bu sözler..

Atadan eser, duygudan doğar, gözden akar…

Ya mendil siler, ya kol yetişir, yada bakar…

Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar…

 

28 Haziran 2011

Güven Gürbüz

www.guvengurbuz.com ‘

Memleketten göçenlerin bir yanı sılada kalırken,bir yanının adı da gurbet oluyor. Şehirleri doldururken, sılayı da tükettik. Zor günlerimizde memleket geldiğinde aklımıza, bulutlar misali içimizde dolu dolu olduk. Ne yağmur olup yağabildik, ne rüzgar gibi esebildik. Yaş kemale erdiğinde geride, tükenip gideni, değişip biteni, tanımayıp geçeni, vs.vs görür olduk.

Maziden kalan en son hatıraları şiirlere sığdıramasakta, gönüllerimize hapsettik. Kimi, nerede, nasıl çıkartacağını bilemeden içimizde büyüttük. Dünyaya gelemeden daha kimbilir bizlerle birlikte göçüp gidecek. Yazdıklarımızı çok görmemek gerek. Havadan, sudan gelsede, dereden, tepeden essede, atalarımızdan mirastır. Dinlerken bazen hüzünlere doğru akar, yolunu bulamadığında yine kendine döner. Neden diye sorulduğunda; Yanıt da gelir;

“Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar..”

Memleket sevdalılarına saygılarla,

Güven Gürbüz

19 Eylül 2021 Şebinkarahisar / Ankara

ŞEBİNKARAHİSAR NEREYE BAĞLI..?

ŞEBİNKARAHİSAR NEREYE BAĞLI..?

Şebinkarahisar’ın nereye bağlı olduğunu bilmeyen insanlara verilecek yanıtın Giresun Vilayeti olacağını bilmeye gerek olmasada, bir an düşünüp durunca sadece Şebinkarahisar diyebiliyoruz.

Vilayetliğinin iade edilmeyişi hala içlerinde ukde kalanlar, bu talihsiz kaderin İade ile son bulmasını büyük hayallerle beklemeye devam ediyor. Bu bir efsaneye dönüşüp, kimbilir ileride daha neler, neler anlatılacak. Karahisar kalesinden Karaboğa’nın sesi yankılanacak, Fatihin otağ kurduğu yerler gösterilecek, camilerinden okunan ezan sesleri, bir zamanlar ibadet edilen kiliseleri, coşkun, coşkun akan tarihi pınarları, Meryemana manastırının gerçek tarihi, Romalıların yaşayıp, yaşamadığı, toprağın altında yatan engin tarihi, birer, birer, dile gelip kitaplar dolusu yazılara konu olacak.

Atatürk’ün Şebinkarahisar adını vermesi, bir de Vilayet yapması, ama maalesef kısa süren o’tarihsel sürecin bir yasa ile son bulması, elbetteki tarih önünde hep sorgulanacak.

” Şebinkarahisar zamanında efendim işte şuraya da bağlıymış, yok buraya da..Hayır, hayır, en çok buraya bağlıymış. Yapma ya.. O’zamanlar İlliği elinden alınan ilçeler zamanla tekrar il olmuş ya onlar nasıl olmuşlar acaba..?” sözleri her yer de söylenir durur olmuş. Artık bitkin ve yorgun bir halde düşünmekten bitap düşen düşüncelilerde düşünmekten vaz geçmişler. Boş ver diyenlerin sayısı da artınca, kimbilir biri de çıkar Vilayet yapıyorum derse, mucize olarakta tarihte yerini alır.

Şebinkarahisar’ın yerel yaşam şartları ve koşulları, karadeniz ikliminden uzak coğrafi yapısı, farklı ekonomik, kültürel yapısı, örf, adet, gelenek ve görenekleri her ne kadar da sürdürülmeye çalışılsa da, Karadeniz den daha çok Orta Anadoluya bakan yüzü ayna gibi parlamaktadır. Tarihsel geçmişinden gelen bir çok özellikleri ile anlat, anlat bitmez.

Şebinkarahisar’dan sonra, Giresun’un deniz görmemiş yüzünde kalan Alucra, Çamoluk gibi ilçeleri de düşünecek olursak, Coğrafi yapılanmada bir Vilayetin gerekliliği alenen ortada gözükür iken, hiç ses seda çıkmayan, sesi çıkması konuşması gerekenlerin de kenardan, kıyıdan, köşeden seyirci gibi bakmasına da bir anlam vermek mümkün değil. Acaba neden..? sorusuna ise yanıt bulanlarınız olduğunu da çok iyi biliyorum.

Şebinkarahisar’ın Vilayeti Giresun’a bağlı olmasını göstermek üzere aralarında ki mesafeyi de kısaltmak ve ticari ağa katkı sağlamak üzere Eğribel tüneli’de vücuda getirilip bitirilmesine az kaldı. Ha gayret..Ha gayret..Bitti şunun şurasında ne kaldı ki.. diyenler..Aradan geçen uzuuuun yılları hesaba katmaz isek iyi iş çıkardılar diyenleri de biliyorum.

Eğribelle ilgili çok mühim bir günün akabinde yazdığım şiirim aklıma geldi. Fırsat bu fırsat yazımın içine de serpiştireyim dedim.

E Ğ R İ B E L

Bahar gelince açar rengarenk çiçekler.

Selama durur yükseğinden uçan kuşlar..

Türküsünü söyler, estikçe esen rüzgar..

Dağlar arasında garip kalmış Eğribel..

* * * *

‘Hasta düştüm’ der ‘baba’, ‘Vilayet ne yana..?’

Zemheride fırtına, Çığ düşmüş yoluna.

Sol yanını tutmuş sancı, gelde dayana.

Eğribel kapalı. Başın sağolsun Ana..

* * * *

Karahaber gelir, memleketten duyulur.

Bakmaz efendi.. Daha ne kadar uyunur.

Top atıldı bak, toplaşan yola koyulur..

Eğribel der, ‘Değmen gitsin böğrüm delinir..’

* * * *

Dediler ki gelmiş bakanı, bakmayanı.

Toplanmış ahali, doldurmuşlar meydanı.

Tez elden bite demiş, her dile geleni.

Eğribel der, ‘ Devlet baba uzat elini..’

* * * *

Bu gün dost, bayram var taşında toprağında.

Delinir dağlar, görünür ışık ucunda.

‘Bilmemki’ der, ‘hangi mevsimlerin sonunda.’

Eğribel der, ‘yollar şimdi benim koynumda..’

* * * *

‘Koşun’ der ‘uşaklar’, ‘Karahisar göründü.’

Alucra, Çamoluk, Suşehri de bilindi..

Anadolu ses verdi, sahilden duyuldu.

Eğribel der; Sağır kulaklarım açıldı..

* * * *

Selam sana Vilayet, elbet geleceğim.

Bir mektupta yazdım postaya vereceğim.

Dağlar yol verirse, kar, kış, demeyeceğim..

Kollar sıvalı, geliyorum der Eğribel.

* * * *

Güven’der, dövünme hiç, gel söyle, git söyle.

Bülbül ötsün, gül övünsün, türkünü söyle..

Vefa bil, dost kal, gelince çileler dile..

Eğribelinde gün gele beli doğrula..

 

Güven Gürbüz
28.Nisan.2015 Ankara.

Şebinkarahisar’ın Eğribel tünelinden aşarak Giresun’a bağlandığını bilenler daha çok olacaktır. Eğribel daha çok bağlayacak inşallah.

Metropollerde yaşayanların Şebinkarahisarlılara en çok sordukları sorunun “Nerelisin..?” , “Nerede burası”, ” Nereye bağlı” dediklerinde verilecek yanıtın her ne kadar da şöyleydi. böyleydi desekte, Şebinkarahisarlıyım yanıtı ile son nokta konacak. ” Vilayettik, Vilayet olacağız, gönlümüzde vilayet, Olmalı Vilayet, Olacak Vilayet vs.vs.vs..” sözleri daha çok konuşulacak ve dillendirilmeye devam edecek.

Vilayetliğin tez elden verilmesi dileğiyle bu haftaki yazımızı da sonlandıralım.

Ümitlerimiz bol olsun..

Güven Gürbüz..

22 Ağustos 2021

Şebinkarahisar – Ankara..