YORULDUK

YORULDUK

Yorulduk be hayat, yorulduk beklemekten.
Ha bu gün, ha yarın, derken, ne gelir elden?
Giden gidiyor, farkında değil ömürden.
Bekleten de yoruldu artık düşünmekten.

Yorulduk be cancağızım, yorulduk, yorgun.
Kömür ateşine attık, büyüdü yangın.
Ümitlerimiz den birer parça, her bir gün.
Anlayacak anlamadı, kimlere küskün?

Yorulduk be garibim, sen, ben, aynı yolda.
El salladık, el salladılar, her bir yanda.
Yollar kaldı bir yanda, bizler de bir yanda.
Sonu göründü, görmedi, dağlar başında.

Beklendiğini bilemedi bilecekler.
Yorgun düşürdü, farkına mı varacaklar?
Yol kenarından bakacak, hep soracaklar.
Beklemekten yorulana ne diyecekler?

Güven der, yorulduk be, yorgun, yorulmaktan.
Yorulduk her sorana, bir cevap vermekten.
Anlayacaklar da bir gün, yorgun düşerken.
Anladıklarının farkına varamadan.

23 kasım 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

NASİHAT DOĞADAN

NASİHAT DOĞADAN

Bu dağlar, taşlar, çekerde seni bırakmaz geri.
Sarar bir gün bağrına, kaplar toprağın her yeri.
Çiçekler açar, solar, börtü böcek, bayram eder.
Kanma dünya malına, bir gün canına tak eder.

Ey insanoğlu, salma kendini yaban ellere.
Bakmazlar hallerine, düşürürler dillerine.
Kanma yağlılara, şükret yediğin yavanlara.
Bağlanma yaz mevsimine, döner kara kışlara.

Kimler geldi, göçtü, hatırlanmaz oldu bak hele.
Zannetme ben unutulmam, kapılma akan sele.
Yağmur yeşertir, seller alır götürür, kim bile?
Söyleme ele, bakmaz hale, bak ocakta küle.

Bu dağlar tanır geçmiş mevsimleri, yazı, kışı.
Ara, bul, güzellikleri, memleketine taşı.
Vardır bilmediklerin, yol üstün de, pınar başı.
Dinmez deme, diner elbet bir gün gözünün yaşı.

Güven der; gelir, geçer, hatırlatır hep kervanlar.
Yalan dünya bu, ha bu gün, ha yarın, der oyalar.
Doğa ana söyler; yerinde durmaz bu kayalar.
Dağlar yarılırlar, yayılır, süzülür ovalar.

Güven Gürbüz
23 Ekim 2025
Şebinkarahisar Ankara

 

 

 

Ömrüm Çiçek

Ömrüm Çiçek

Bana çiçeklerden bahset, uzansın, boylu boyunca.
Uzansın gitsin, sazlıklara doğru, yollar boyunca.
Çizsin resmini, ince den, gönlüme, ömrüm boyunca.
Solmasın, kurumasın hiç, sulansın, can sağ oldukça.

Saksısın da güzeldir kimi, kimisi bahçesinde.
El emeği, göz nuru, mevsimleri gelip geçsede.
Dil ısırır görenleri, her birinin bir dilinde.
Çiçeklerin ömrü de biter, bir gün hayat yolunda.

Kimi açar güneş görünce, kimi akşam oldukça.
İnat ederse açmaz, gönül den bilir, sevmedikçe.
Üzme kendi kendini. Dengi, dengini, bulmadıkça.
Hayat bir kere solar gider, çiçek gibi dedikçe.

Tikenlerin den sakın, gör, işte bahçıvanın hali.
Dokundurmaz kendi, kendine, neden kaynana dili?
Adı çiçektir, kimi batmalıdır, kimi kokmalı.
Hayat böyledir garibim, bahçe de güller misali.

Seversen her bahçe de vardır, ayrı, ayrı, bir çiçek.
Ömrün boyunca bir çiçek, tuttuysan içinde dilek.
Hayatta hep kazanmak güzeldir, ya bir de kaybetmek?
Çiçeklere sor bir de sen, anlatsınlar, öbek, öbek.

Sanma dilleri yoktur, söylemez, içinden gelerek.
Başını sallatan rüzgara bak, halini bilerek.
Kopartma sakın, dalında bak, çoğalt, bir köşeye ek.
Sorarlarsa, bulunur elbet halini anlatacak.

Güven Gürbüz
22 ekim 2025
Şebinkarahisar Ankara

GEL ARTIK, GİT ARTIK

GEL ARTIK, GİT ARTIK

Gel desem gelmezsin, ulu bir dağ da kar olur.
Varsam yaban eline, erir, akar, sel olur.
Bilmezler halini, gören her biri el olur.
Biterse ömürden bitsin, gel yanıma otur.

Halden hale girer gönül, eğilir, bükülür.
Dokunur da yanık, yanık, bir türkü söyletir.
Aktıkça göz yaşın, gönül telini titretir.
Gel sırdaşım ol desem, eller alır, götürür.

Uğrasam yol üstü, akşam olur, gece olur.
Çok muhabbet diyorlar, tez ayrılık getirir.
Seğirtte düş yola, uzun, ince, bir hal alır.
Bitmezse bitmesin, var git hele, yaz, kış olur.

Bir hevestin sen, rüzgar gibi geçtin gençliğim.
Çoğudu hep ahtim, geçti vaktim, anlamadım.
Yalan dünya denilen, ben sana çoktan küstüm.
Bir masal, bir hikaye, hatırım da dostlarım.

Giden unuttu, gelen uyuttu, bizler dosttuk.
Okşanan baştık, sofra da aştık, arkadaştık.
İtildik, kakıldık, düştük, kalktık,Bakakaldık.
Git artık başımızdan, vakti çoktan daralttık.

13 Ekim 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar- Ankara

Gitme gurbete

GİTME GURBETE

Boynu bükük yollar, ‘Gitme’ der de tutar kolundan.
Dizleri tutmaz. Kim anlar? Sormaz ki hiç halinden.
Gören der; ‘Kim bir vefa görmüş ki gurbet elinden?’
Saz nereden? Söz nereden? Gitme memleketinden.

Yaylaların yolu uzar, yüksekçe den yüksekçe.
Tozu dumana katar, atlar, dört nala koştukça.
Feryadın olur, sesin çoğalır, kalbin sustukça.
Düşün de düşün, düşünen sen, memleket oldukça.

Ne ararsın deli gönül, çağlar dereler çağlar.
Arama boş yere, bitmez dünya da gam ve keder.
Eser acı poyraz, eritmez karlarını dağlar.
Büker garip boynunu büker, kim halini sorar?

Ne gezersin buralar da, bak viran olmuş bağlar.
Maziden ne eser, yerin de şimdi yeller eser.
Gazel olur toprağa düşer, kış olur kar kaplar.
Gelen göçer, gidenler unutturur, zalim yıllar.

Güven der hal bilenler anlar halsizin halinden.
Dökülür cümle aleme, ballı kaymak dilinden.
Dostlar meclisinde, söylenirsin hep bir ağızdan.
Her ne varsa vardır, ayrılma sen memleketinden.

20 Eylül 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar -Ankara