İNSANOĞLU..

 

 

 

 

 

İNSANOĞLU..

 

Beden ile ruh. O’dur yaratan.

Geldik dünyaya anadan üryan.

Sardılar kundağa, oldu bir dam.

Adem oğlu,  havva kızı, bir can..

 

Beyhude, güvenme cismanine..

Topraktan gelen, döner yerine..

Güçlü bilme lakin her bedeni.

Mum gibi erir, döner özüne.

 

Kanat gerer, uçar yücelerden..

Ses vermez, süzülür gecelerden.

Mana sözde, edep sofulardan.

Ne beklenir insanoğlu senden..

 

Çok yerinme, özün sözün olsun..

Çok öğünme, sözün yerin bulsun.

Sırtını dönme, yüzün görünsün.

Çiğ süt emmiş. O ‘sen değil misin.?

 

Seyri seferde, ey seyreyleyen..

Yüce dağlar benim der gibisin..

Dertli başları, düçar eyleyen..

İnsanım deyi gezen sen misin.?

 

Güven der, güvenmeyin soysuza..

Dönüşür kibir ile arsıza..

Derdin çok mu..? Söz eyle, dök saza…

Sazlar söylesin, desin  gamsıza..

 

Güven Gürbüz.

10 Şubat 2018 – Şebinkarahisar / Ankara

YENİ YILINIZI KUTLUYORUM..NİCE MUTLU YILLARA.

“YENİ YILINIZI KUTLUYORUM..NİCE MUTLU YILLARA.”

Eskiyen yıllara, yeni eski yıllar daha eklerken,

hep yenilerden umut, hep yenilerden beklentiler,

hep yenilerden daha iyisi…

Beklentileri bitmeyen,

bittiğinde hayatında anlamını bulamadığı,

sayılı günlerden oluşan, paket, paket, yıllar kapımızı çalar..

Hep güleryüzle karşılarız, sonraları bilinmezlerle..

Uğurlarken soğuk kış gecesinde, kimi zaman sitem, kimi zamanda

“..Ne zamandı, terkettin beni hey gidi uçuşan yıllar.. ” der, tebessüm ederiz..

Her yeni yılda büyüyen hayallerimizin aslında var olduğunu,

onu yaşayabilmek için düşüncelerimize daha ne kadar aydınlık katabilirize yanıt bulmamızda gerekiyor..

Düşüncelerimizin, usumuzda devrim yaptığı, negatif düşünceleri silip attığı,

Doğru bildiğimiz yanlışlarında olabileceğinin idraki ile yaşamın kıyısından aydınlığı görebilen,

Aydınlık yarınlara doğru hızla koşan tüm yeni yıllara doğru..

Hoş geldin Yeni Yıl..

Tüm yeni yıllara örnek ol..

Güven Gürbüz

31.12.2017 – Şebinkarahisar / Ankara

NAFİLE DOST..

NAFİLE DOST..

Nazende.. Naz edende, hep sende..

Diyar-ı memleket her gezende..

Saz sende , söz sende, söz edende..

Nafile.. Bilmez dost, Vefa dilde…

 

Her dilde, her gönülde, gül deste..

Sen varsın der,  söyler her nefeste..

Kavalım bülbül ile kafeste..

Nafile..Arama.. Gönül beste..

 

Toprağa dayamış yanık bağrı..

Yeşermez gayri der, bitmez darı..

Bulutlar küsmüş, dökmez yağmuru..

Nafile.. Dost.. Eser sam yelleri..

 

Garip bülbül, artık ötmez oldu..

Gül sarardı, diken bağı sardı..

Ne karayımış dediler bahtı..

Nafile..Göçenlerde unuttu..

 

Gurbete çıkma sakın daralma..

Hatır bil, al elma, gönül alma…

Her laf edene sakın aldanma..

Nafile..Yaş geçer..Ömre kanma..

 

Güven der..Laf, laf, olur dökülür..

Ey Dost, seninde boynun bükülür..

Ne makam , ne mevki, sana kalır..

Aldığın nefes o da tükenir.

 

13.10.2017 Şebinkarahisar – Ankara

Güven Gürbüz

RİVAYET ODUR Kİ..

RİVAYET ODUR Kİ..

Zalimdir reva gören garibe çileyi.
Hak bilir elbette çektirdiği ezayı.
Görür Rab, garibin yaptığı havaleyi.
Gönül düçar olmuşta, tutarsa sineyi.
Rivayet odur ki; Doğru tutar kaleyi.

Devran biter, makam kimseye baki değil.
Zenginim der, maddiyat ile avlar gafil.
Bilmez, kuruşa tamah eden olur rezil.
Bilir cümle alem, işte odur en sefil.
Rivayet odur ki; Doğruluktur hep kefil.

Çökmüş bulut gibi yarab, bu ne rehavet.
Kimi ekmek bulamaz, kimi bol şatafat.
Dönüp bakmaz zalim, at sırtında son sürat.
Dalkavuklar hep sırada, düşmüşler bitab.
Rivayet odur ki; Doğruluktur mükafat.

Böbür yok. Kendine bilme herşeyi ihsan.
Lutuf tanrıdan, kendini bilme tek insan.
Dünya malı sendemi..?, Etten kemikten sen.
Çürür beden sende, bir gün toprak olursan.
Rivayet odur ki; Sorulur fani kuldan.

Burnunla su içme sakın, burnunda kalmaz.
Büyüksünme sakın, boyundan fazla olmaz.
hepside inanır amma.., Yaradan kanmaz.
Büyük olan insan, asla tepeden bakmaz.
Rivayet odur ki; İnançsız adam olmaz.

30 Temmuz 2017 Ankara – Şebinkarahisar

Güven Gürbüz – Şebinkarahisar – Ankara

BUĞDAY TANEciği..

BUĞDAY TANEciği..

Bozkırın ortasında bir buğday taneciği.
Rüzgara nisbet, tutunmakta bir sapa.
Bir karıncanın önüne düşmek,
ya da,toprağa karışmak arasında…

Gökten yağan rahmet ile karışırken çamurların arasında,
Kim derdi ki;
seninde seneye başaklar dolu bir dal olacağını..
Ve senden yeni senler le, yüzlerce, binlerce, buğdayın,
çuvallar dolusu olup, canlıların midesine düşeceğini..

Çırpınıp duran serçenin kursağında,
yada bir karınca yuvasında,
ne fark ederdi ki, sen bir buğday taneciği..

Harman zamanı tarlalarda buğday tanecikleri.
Sizin kıymetinizi aç kalınca anlayacaklar vardı ya hani..?
Onlar çoktaaan kurmuşlar saatlerini..

Senden, senler olmuyormuş beee…
Çoook uzaklardan getirtmişler senler den..
O kadar çok ki, senden daha ucuza ederleri..

Ama senin yerin başkadır be buğday taneciği..

Sen bizim memleketin buğday taneciğisin…

Güven Gürbüz / Şebinkarahisar

02.03.2017