GÖNÜL KERVANI

Yine duman sardı dağlar başını..

Unutmam dedi giderken sılamı.

Dizildi yollara gönül kervanı.

Silen olmadı gözdeki yaşını.

 

Seçildi gurbet de, seyran eylendi..

Yalan dünya çiğnendi de geçildi.

İlk durak…. Dağıldı gönül kervanı.

Yutulmadı, boğazda düğümlendi.

 

Kimi kurdu sofrayı çimenlere,

Kimide kaldırmadı düşenleri.

Ahde vefa bilmez gönül kervanı.

Menfaate kul hep, derbederleri.

 

Yüce dağlarını sis duman sardı.

Ekmek bulamadı da darda kaldı.

“Nerede..?” der sorar, “Gönül kervanı..?”

Çaldı tüm kapıları. Açılmadı..

 

Nasihat….” Dedi erenlerin biri,

Delikanlım bilmez ki durur geri.

Unutma..” der  “..bizim gönül kervanı

“Unutur aslını şöhretlileri..”

  

Çomak medet, durdurur tekerleri..

Kırar ne hınzır, gülü tikenleri..

Yetiştiren..” demez, gönül kervanı.

Kurur..,Dağılır.., Biter yaprakları.

 

Aklın başına al yolma saçları.

Sev, terketme memleketi , dostları.

Yine geçer nice gönül kervanı.

Getirmez geriye geçen yılları.

 

Güven Gürbüz

20.09.2011

Şebin Medya Genel yayın Yönetmeni

MEMLEKET

Bir yanımız sıla oldu, bir yanımız gurbet..

Açtık dört biryanda çiçek gibi demet demet.

Ana, baba, bacı, gardaş düştük yola Ahmet.

Geldik şehirli olduk, bittik sılada kaldık..

 

Sarıldık boynumuza hayale daldık Ahmet.

Düşündük sonra, boşamıydı çekilen zahmet..

Ne zaman yağacak diye beklerken hep rahmet.

Bir güneş gibi doğdu zihnimizde memleket..

 

Bahar idi, Bulutlarla dolu dolu olduk..

Hatırladık “Nerede?” diye sılayı sorduk.

Tutmadı kol, ne kanat, ilk basamakta kaldık.

Nefes durdu, zihin bulandı, hayale daldık.

 

Geçti yıllar, göçtü dostlar, yok arayan soran…

Zemheri ayında yolları tutar kar boran..

Hayırsız, vefasız kimi, yok hal hatır soran.

Görmez ince mintanlıyı sırtı kalın olan.

 

Ne demişler “Tırnağın varsa başını kaşı..”

Kemale ermiş yaşı, yapar sevgiden aşı.

Tutar fidan yeşerir, eğilmez asla kaşı..

Güçlü olur hep, çıkar suyu sıkınca taşı…

 

Yaşanır hayat bu, daldan dalada taşınır.

Ömür dediğin yol gibi aştıkça aşınır..

Kapanır bir gün gözler, ruhumuzda taşınır..

Hayırlı insan, hayırlarıyla yaşatılır..

 

Çok görmeyin dost, Dereden tepeden bu sözler..

Atadan eser, duygudan doğar, gözden akar…

Ya mendil siler, ya kol yetişir, yada bakar…

Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar…

 

28 Haziran 2011

Güven Gürbüz

www.Sebinmedya.com

Genel Yayın Yönetmeni

ELELE EL BAŞTA

Şebinkarahisar’ın örgütlü gücü kanatlı kuş gibi. Kafesinden çıktığı gibi görünsede, aslında kafesinin etrafında uçmaktanda geri durmuyor. Daldan dala konmaktan öte, bazen dallarda birbirine karışıyor.  Bir taraf olmakta yok aslında işin ucunda, bertaraf hiç olmamalı..

 

Memlekete hizmet taşımaksa amaç; Mantığın geniş çerçevesinden bakmak, artı ve eksilerden yola çıkarak eşitlik denkleminide iyi kurmak lazım.  En iyi Milliyetçilik hemşehricilk diyenleri unutmayalım. Vilayetlik hakkını kurda kuşa yem etmeyelim diyenlerde var. Samanı saklayıp, zamanı gelince çürütenleride..


Unutmayalım ki siyaset cambazların sahnede alkış toplama zamanıda aynı zamanda. Bizler cambazlık yapanlara değil, yürekten inandığımız, gerçekten güvendiğimiz siyasetçileri meclise taşıyabilecekmiyizin sorusuna yanıt arayabilmeliyiz.


Şebinkarahisarlı bir hemşehrimizide mecliste görmeyi ne kadar arzuladık acaba..?

 

Etkin ve yetkin bazı hemşehrilerimizin söyledikleri ile çelişen icraatlarının yansımalarınında yine laftan öte geçmediğinide. Masaya yumruğu vurmak yerine altından konuştuklarından anladık. AKP dışında, CHP den ve MHP den bir Şebinli Adayımız var maalesef diyemedik..


Bizler yine inanıyoruz ki, Şebinkarahisar’a can’ı gönülden bağlı, Şebinkarahisar sevdalısı, Şebinkarahisarlı olmadığı halde Şebinkarahisar ve yöresinin kalkınmasına aht etmiş değerli adaylarımız mutlak surette var ve var olmayada devam edecek. Önemli olan analizleri iyi yapmak.


Vilayetliğin iadesinin kalkınmışlık, gelişmişlik, büyümüşlükten geçtiğini söyleriz hep ama örgütlü güç ile başaramadığımızı seçimlerde partilerden bekleriz hep..Hasan kükresin, Hüseyin titresin, Fatma duysun, Ayşe koşsun…


Onların gözleri yukarılarda. Ayda güneşte. Yıldızları sayanı, göreni, bakanı az bulursunuz..Bizim yıldızımız cebimizde. Özledikçe çıkarır bakarız, gösterir sağa sola ne kadar güzel parlıyor diye sorarız..O nu en baş köşeye asıp, sonra kocaman yıldız gibi gösteririz..Bir yandanda haklıyız, ama onu hiç büyütemeyiz nedense. Terkederiz.. Gurbet yaparız gittiğimiz yerleri, onu yine yıldız yaparız, arada bir çıkarır cebimizden siler parlatırız..

Artık yıldızımızı cebimizde taşımayalım ayrı, ayrı…Yok diyelim ayrı gayrı…


Bu memleketin iadesi gereken bir hakkı varsa, vermesi gerekenlere açık ve net soralım. Ve diyelim ki; “Hak verilmez, Alınır..”

Veren el alan elden üstünse eğer, vermesi gerekenlere hatırlatmak üzere hep birlikte yola düşelim…

“Beraber yürüdük biz bu yollarda..” şarkısının “Beraber hakettik biz bu memleketin sevgisini ” diyede söyleyebilelim…

Yağan yağmurda ıslanan halka dağıtalım. Şemsiyesini açalım kocaman.  Alucra, Çamoluk, Akıncılar, Koyulhisar, Suşehri… uzatalım vadiye doğru…

Atatürk’ün partisinden de ses çıkaralım…

“Ses Ver Türkiye” diyenleride yabana atmayalım…

Atatürk’ün adını verdiği Şebinkarahisar’dan bir aday çıkaramasakta, karşıki dağlardan ses getittirelim..

Ne ala memleket..Tuttuğunu koparan, attığını tutan, üflediğini uçuran, uçurduğunu tam yerine indiren…


Seçimlerden galip çıkan yine partiler olacak. Partililer olacak..

Bayram şekeri gibi dağıtılan vaadler,seçim sonrası sepeti ile uygun bir yere kaldırılacak..

Kimbilir belki sonra akıllarına düşecek, “Hele bir bakalım ne var idi bu sepette de” diyecekler..

“….Haydi bak..bak.. Haydiii… ” Sesleri ne kadar çok çıkarsa kulaklarda o kadar duyacak…

Belkide unutulanlar hatırlanacak…..

Belkide “..Bir varmış bir yokmuş, gazoz ağacıda kurumuş..” Diyecekler…

Saygılarımla,


Güven Gürbüz

www.sebinmedya.com

Genel Yayın Yönetmeni

Salı, 07 Haziran 2011 10:50

SEÇİMLER ÜLKENİN DÖNÜM NOKTALARIDIR..

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulduğu günden bu güne kadar varlığını demokratik mücadele içerisinde çağdaş ve özgürlükçü karakterini kaybetmeden sürdürmektedir.

 Bu mücadele önüne çıkan engelleri aşma kabiliyetine haiz halkın iradesi ile ebediyete kadar süreceği aşikardır. Yeterki İnsani değerleri öne çıkaran, İnsana insanca muamele yapan hak ve hukukun üstünlüğüne riayet edebilen yönetimler iktidar gücünü halkın yararına sunabilsin. Bu yarar gücün verdiği baş döndürücü hırs ve gayreti asla belli bir zümrenin ve sınıfın tekeline yönlendirmesin. Keza gücün güç olduğu dönemsel geçişlerde halkın insiyatif alması, halka ters düşebilecek her türlü olumsuzluklarda rüzgarı tersinede çevirebilir. İktidarlar gelip geçici olmasına rağmen muktedir olan halk kalıcıdır.Halk kendi gücünü demokratik sistemin usül ve yöntemleri ile SANDIK ta basacağı mühür ile fiiliyata yansıtacaktır.

Acılı ve sancılı dönemler atlatan ve basiretsiz yönetimlerin elinde, uluslararası güçlerin parmağında oyuncak olmaya soyundurulan ülkeler, gelişim çağında gelişememe sıkıntısına maruz kalırlar. Halkın çoğunluğunun giderek yoksullaşmasına rağmen belirli zümrelerin büyüyüp gelişmesi hayra alamet olmasada, uluslararası arenada da gözlerden de kaçmayacaktır. Ekonominin sınır tanımadığı dünya haritasında yer alındığı müddetçe, gösterilecek etki ve tepkileri iyi dikkate almak, usul ve şekil yönüyle diyaloglara önem vermek zorunda olan yönetimler, unutmamalıdır ki temsile layık görüldüğü koltuklardan halkı ve halkın yararına olacak olumlu sonuçların doğması için yetki sahibi kılınmışlardır.

Ülke yeni bir seçim dönemi ile birlikte yeni bir güneşin doğmasına sahne olacak. İktidara gelecek hükümetin oluşmasında partilere, milletvekillerine ve onun liderlerine büyük sorumluluklar düştüğünü unutmamak gerek. Demokraside halkın çoğunluğunun ne dediğine bakmak kadar, azınlığın sesinide kulak ardı etmemek gerek. Keza temsile yetkili kılınan milletvekilleri halkın tamamını temsil ettiğine göre meclistede tekelci insiyatiflerin değil, vicdanındaki insiyatifin sahibi olabilmelidirler. Halk adına yasa çıkartılırken kaldırılan her bir oylama parmağının ülkenin gelişimi adına olduğunu unutmamalıdırlar. Bizler halk olarak bizleri temsile ilzam kılacağımız miletvekillerimizi seçip meclise yollarken neler düşüneceğiz…Neler söyleyeceğiz..?

Güç ve hırs ile bizleri asla arka plana atmayın…Ülkeyi sömürgeci güçlerin tekeline terk etmeyin..Salt ekonomik kazanım uğruna tekelci zihniyetlere kul köle olmayın.. Memleketin en ucra köşesine örneğin ŞEBİNKARAHİSAR’a da sırtınızı dönmeyin..Söz verip yan yatmayın..Liderlerinizin gözünün içine bakarak hep doğru söylüyor demeyin..Eksiklerini, noksanlarını, hatalarını, yanlışlarını söyleyin..İki dudağının arasına bakarak oylamalarda yanılmayın..Makamlar mevkiler gelip geçicidir. Ne makam ne mevki baki..Baki kalan sedanın yanında birde arkanızdan söylenilecek güzel nidalar bırakın…

Seçimler elbetteki ülkenin gelişiminde dönüm noktalarıdır..Vereceğimiz her oy ülkenin kaldırım taşlarıdır. Bu taşlar yerli yerine oturmalı..Hak ve Adaletli kararlar alarak sandığa gitmeliyiz..Spor takımı tutar gibi parti tutulması yerine, milletvekillerimizi iyi tanıyarak ve hizmete gerçekten aşık bir insanlar ise seçimimiz onlar üzerinden de yapalım.. Onları tayin eden liderlerinin haklılıkları bizlerinde tasdikine sunuluyorsa, bizlerde lideride onaylamış olmuyormuyuz..Liderlerin iktidarda tek söz olmadıklarını vekillerin liderle bir bütün olarak ülke yönetiminde etkinliğe sahip olduklarını unutmamalıyız..

Memleketini, Yurdunu, Ülkesini seven her vatandaş, sandıkta hak edene hak ettiği yere getirmesini mutlak bilecektir..Ne demişti Ulu önder..

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir..”

Sağlıcakla kalın..

Güven Gürbüz

Cuma, 15 Nisan 2011 10:44

YAŞLILAR HAFTASINDA

Gel basayım diyemeden bağrıma, Bir ağrı gibi girdi sol yanıma,

Gençlik sızısı imiş, şerbeti tatlı, vakti dardaymış, selam almadan verdi geçti…

Mektep dediler geleceğe merdiven, dayan yüreğim dayan, çok gezenmi bilirmiş, yoksa çok okuyan..?

Koşa koşa nede çabuk geçtik bu yoldan.

Saçlar ağarmış, yüz kırışmış, meğerse ömür yaşamla yarışmış..

Günler aylara, aylar yıllara yapışmış..takvimin yaprakları geceyle gündüze karışmış. şimdi kimbilir nerelerde okunmaz olmuş..

Aç desem gül yüzünü gençlik baharını göreyim, o siyah saçlarına kolonyalar süreyim.

Nede tez küstün bana, soracaktım daha, küçüklüğümü rahmetli ana ve babama…

25 indeydim.. bu adam yetim kaldı. Küçük oğlum daha kırkıncı günündeydi..

Bir akşam vakti, Anam ile gençliğim bu dünyadan beni terk etti..

Dediler allah sevdiğini çabuk alırmış yanına, anam hakkını helal et diyemedim sana..

Yirmibeşinde bir baksana.  Gücün var ise gelde ömür gelde beni bir tutsana…

Kanatlandık gökyüzünde, Dere, Irmak, dağ, ova…

İndiğimizde yeryüzüne hepsi etmedi bir kova…

Tam dedik ki geldik tava…

Dostlar arkadaşlar yolları şaşırmışlar, çoğu hava civa…

Görünce hatırladılar…Saçıma başıma baktılar..

“Nede tez gocamışsın” dediler. Mor sümbüllü gönül bağımı kuruttular.

Çırpınırsın serçe misali, kalbimde sesin çıkmaz, etrafta kargalar hep konuşur susmaz.

Bu ömür gençliği bitirdi..Felek ömürden ömür götürdü…

Sevdiklerim bir gülücüğü mıdar etti..Boşuna ağarmadı, bulutlara baktıkça rengini beyazlattı…

Ah güvenim ah…

Yaşlılar haftasıymış bu hafta, hangi ada, hangi parsel pafta,

Aynı suyu içtiğin tasta, gençlik gitti diyorlar hepsi yasta, daha dur acelen ne…

Gülsün yüzün, açsın rengin, yaşlılıkta torunların birazda sana gülsün…

Sende bir ömürsün…yaşlılık ikinci çocukluktur..Nede olsa iki ayağının üstünde durursun..

Şükredelim mevlaya, getirdiği için bizide dünyaya, kimi uçakla, kimi yaya..

Ömür kanmaz renkli hülyaya.

“Gel sende yazma artık..Bitsin..” Deselerde, Alıp kalemi ellerine senide silselerde,

Mendilinide cebinden alsalarda, gömleğinin kolu yeter akan terini, gözdeki yaşını silmeye…

Yarım asır akmış, ömür cezvesinden, fincanın kulpu kırık, kenarları tırtıllaşmış,

Altıntaki tabağını beğenmez..Masa ters dönmüş , halı kıvrışmış..

Yaşlılık ömürle yarışmış..Nefesi yetmemiş birde tutulmuş…

Oğul demiş seslenmiş..Kimseler duymamış…Gecenin bir vaktinde rüyasına karışmış.

Adın güven, Olmasada seni gören. Bilir duyan, Hatırlar okuyan..

“Gönül bir gün bir gün solacak, İnanki söylerim toprak dolacak…….”

Diye yazıyor gençliğimden kalan bir arkadaşın resminin arkasında,

Bir diğerinde…” Yazı Yazdım satıra…Ölüm gelmez hatıra…..”

Yaşlılar haftasında yazdıklarım bir gram kadar olsada, ömürde daha yazılacaklar varsada..

Gönüllerde yaşadıkça gençleşiriz biz, limonu yine parmaklarımızla sıkarız.

Ne suyuna bakar yüzümüzü ekşitiriz, Ne tadına bakar yere atarız…

Mandalinaya nisbet, portakala kısmet, ömrümüzü sırtlanırız,

Yine dağ bayır aşarız…Bir pınarın gözesinden akar su oluruz,

Kürünün taşlarında yosun tutar el sallarız..

Ne küser, ne ağlar, nede yas tutarız…Kurarız ağaçların dallarına salıncakları sallanır,

Yakar mangalları tozu dumana katarız…Toplanır dostarımızla eski günleri yad ederiz..

Kısmetimiz varsa, birde nasibimiz, hep yine olmayanlarla paylaşırız..

Kim yaşlı derse onunla yine bileklerimizi sıvazlar güreşiriz…

Güneşe bakar güneşlenir, mehtaplı gecede gönül çiçeğimizle dertleşiriz…

Sağlıcakla kalın..Genç kalın…

Güven Gürbüz

www.sebinmedya.com

Genel yayın Yönetmeni

Cuma, 18 Mart 2011 13:09