SÖNÜK YILDIZLAR

SÖNÜK YILDIZLAR

“Geceleyin gökyüzünü aydınlatan milyonlarca yıldız.Her birinin bir diğerinden farkı yok gibidir.Yeryüzüne göz kırpar, bir yanar, bir sönerler. Aralarında sönük kalanlar ise çoook uzaklarda oldukları düşünülürler, oysaki onlar daha yakındadırlar, bilmezler ki onlar sönük yıldızlardır.

Akşamın karanlığı çökmeden daha, bir hüzün kaplasada içimizi, giden ömürden gidiyor, gelen sondan bir önceki. Hoş şatafat, narin davet, yeme, içme, gülme, çalgı, çengi, hayatın içinden sessizce sıyrılan duygu dünyasının ey muhteşem parlak yıldızları. Sizlerinde parladığı, parlayacağı, bir ömrün kaldrım taşları kadar sayılı değilmi..?

Yaşamın içinde kıyıda, köşede kalmış, parlaklığı fark edilmemiş nice yıldızlarımız yok mu..?

Hayatın cefasını çekmiş, her gün sinesinde bir çok başarıları ortaya dökmüş, ne hikmetse işine gelmemiş, birileri hep diplere itmiş, uzayın karanlığında kaybolup yitmiş, nice sönük yıldızlar misali..

Çıkara menfaate odaklı yaşam standartlarının zirvesinde umuda bekçilik yapan Parlak yıldızlar, İnanç sistemimizin içinde var olan temel odaklılık hususları iyi incelediğimizde, paylaşım kadar sahiplenme yetisinede sahip olmayı bilememiş, ne yazıkki fark etmeden kaybolan sönük yıldızları, cebinizde bozuk para gibi tüketmişsiniz..

Gökyüzü sizin olsun, varlık, variyet, bitmeyen hırslarınızla dolu servetiniz..Parlayın gökyüzünde alkışlayın her gün biri bir diğerinizi..Unutmayın ki ne istedi iseniz dünyadan, o’nu verecektir size yaratan, unutmamalı ki; ebedi istirahatgahınızdan ne umduğunuz, ne istediğinizdir önemli olan.

Ey sönük yıldızlar, bizlerde neden bu kadar parlak değiliz diye üzülmeyin. Sizlerinde parlayacağı gökyüzünüde yaratan tek tir. Önemli olan ne istediğnizdir.

Yıldızınız parlak, Sönük yıldızlar da aklınızda olsun. Çünkü her yeşeren doğada, yeşerdiği yerde biter. Yıldızlarda parlar ama gündüz olunca kaybolurlar..

Sevgi ve muhabetle..

18.05.2019

Güven Gürbüz

İNCE BAKIŞ

İNCE BAKIŞ

İnce bir bakıştır gözlerimizdeki ışığın parıltısı.
Anlatmak istedikleri o kadar çoktur ki;
Velakin sadece ince bir bakıştır.İnce bir bakış olarak kalacaktır. Söze çevirecek bir icat geliştirilmemiş şu ana kadar.
Aydınlattığı kadarıyla aydınlıktır, Aydınlandığı kadar görür.
Bazende hiç görmez. Boğar karşısındakini karanlığın kör kuyusuna.
Çıkart çıkartabilirsen.

Kalbinin ruhundaki derinliklere kadar iner.
Orada yaşayan yaşamın içindekilerle bir hengamedir gider yaşam.
Oradan sıyrılır yansır yüzümüze çoğu zaman.
Kelimeler anlatmaya yetmediği için veya suskunluğun derin çığlığı gibidir. Boğar çoğu zaman nefes almak ne mümkün.

Işıklar dünyasından gelmiş gibidir. Rengarenk doğanın sıcaklığını yaşatır sımsıcak.
Ümit verir, sevgi aşılar, ışıl ışıl olur bir anda fikirler gün ışığına çıkar.
Bakışların ince derinliğinde çok şeyler anlatır.
Anlayan anladığı ile kalır, anlamayan yine aynı, mahsun, mahsun, eğrilir kaşları, manasızca çevrilir ne tarafa baktığını bilmeden başı.

Döner dünya gibi döner, hayat bir ömür ile yoğrulur gider.
Geriye ince bir bakış kalır.
Anlayanları ile yaşar ömrü vadettiği yere kadar.

Ne demiş şair; “Hayat dediğin durak, durak. Bir gün düşüp, bir gün kalkarak. Kaçırınca treni, Bir de Ah…. çekerek..(G.G)”

İnce bakışlı, hoş sözlerle,

Yarınlarınız hep güzel olsun.

28 Nisan 2019 Ankara
Güven Gürbüz

UMUTLARIMIZ BOL OLSUN

UMUTLARIMIZ BOL OLSUN

İçimizdeki hayattır umut;

Bittiğinde geceleyin ay ışığına,

Çoğaldığında şafak vakti doğan güneşe sarılır.

Bazen çok serindir, bazen ısıtır içini.

Ne çok serinlediğinde üşütmek,

Ne çok ısındığında yanıp, kavrulmak.

Umudun olmadığında ne Azim azmeder, Ne çaba gayreti paylaşır.

Sebat etmekle başlar yine her şey sil baştan.

Yıllara meydan okumaya yetmesede ömür,

Yinede ne demiş alim; “Umut fakirin ekmeğidir.”

Onunla doyup, onunla tutunmaktır hayata.

Umutlarımız her zaman bol olsun..”

19 Nisan 2019

  • Güven Gürbüz –

Bizim gençliğimiz..

Bizim gençliğimiz..

Yokluğu yok sayan, var ile mutlu kalanlar.
Umutları hayaller arasına katanlar.
Bulduğunuda, paylaşmasınıda, bilenler.
Bir dağın yamacından fışkıran çağlayandı..

Bizim gençliğimiz.

Mum ışığında, kalemi deftere sevdiren.
Kardan beyaz sözler ile nağmeler dizdiren.
Vefasızlara dem vurup, vefayı gösteren,
Geceleyin gökyüzünü aydınlatan ay’dı.

Bizim gençliğimiz..

Bilinci, cehalete değişmeyen alimdi.
Aklı, ilim ile birleştiren düşünendi.
Yozları, bağnazı bilen, çağdaşlık diyendi.
Şafak vakti aydınlığı doğuran Güneşdi..

Bizim gençliğimiz..

Hak bildiği yolda yalnız giden bir şairdi.
“Gidemediğin yer senin değildir” diyendi.
Umudu satmaz, akıl acizine kanmazdı.
Derya deniz hep biriz diyen, dev dalgalardı.

Bizim gençliğimiz..

Ömrü çabuk biten, bizim büyüklerimizdi.
Ne sitem, ne matem, içimizde sırrımızdı.
Dilimize tiken, çiğneyip yuttuğumuzdu.
Çorakta, papatya gibi açanlarımızdı.

Bizim gençliğimiz..

Elveda demem, yüreğimde inci tanemdi.
Hüznümde vah çekmem, iyi ki sendin diyendi.
Umutlar yaşasın, ben öleyim diyenlerdi.
Karatoprağa yeşillik.,.Unutulanlardı.

Bizim gençliğimiz.

05 Temmuz 2018

Ankara – Şebinkarahisar

İNSANOĞLU..

İNSANOĞLU..

 

Beden ile ruh. O’dur yaratan.

Geldik dünyaya anadan üryan.

Sardılar kundağa, oldu bir dam.

Adem oğlu,  havva kızı, bir can..

 

Beyhude, güvenme cismanine..

Topraktan gelen, döner yerine..

Güçlü bilme lakin her bedeni.

Mum gibi erir, döner özüne.

 

Kanat gerer, uçar yücelerden..

Ses vermez, süzülür gecelerden.

Mana sözde, edep sofulardan.

Ne beklenir insanoğlu senden..

 

Çok yerinme, özün sözün olsun..

Çok öğünme, sözün yerin bulsun.

Sırtını dönme, yüzün görünsün.

Çiğ süt emmiş. O ‘sen değil misin.?

 

Seyri seferde, ey seyreyleyen..

Yüce dağlar benim der gibisin..

Dertli başları, düçar eyleyen..

İnsanım deyi gezen sen misin.?

 

Güven der, güvenmeyin soysuza..

Dönüşür kibir ile arsıza..

Derdin çok mu..? Söz eyle, dök saza…

Sazlar söylesin, desin  gamsıza..

 

Güven Gürbüz.

10 Şubat 2018 – Şebinkarahisar / Ankara