RİVAYET ODUR Kİ..

 

 

 

 

 

 

 

RİVAYET ODUR Kİ..

Zalimdir reva gören garibe çileyi.
Hak bilir elbette çektirdiği ezayı.
Görür Rab, garibin yaptığı havaleyi.
Gönül düçar olmuşta, tutarsa sineyi.
Rivayet odur ki; Doğru tutar kaleyi.

Devran biter, makam kimseye baki değil.
Zenginim der, maddiyat ile avlar gafil.
Bilmez, kuruşa tamah eden olur rezil.
Bilir cümle alem, işte odur en sefil.
Rivayet odur ki; Doğruluktur hep kefil.

Çökmüş bulut gibi yarab, bu ne rehavet.
Kimi ekmek bulamaz, kimi bol şatafat.
Dönüp bakmaz zalim, at sırtında son sürat.
Dalkavuklar hep sırada, düşmüşler bitab.
Rivayet odur ki; Doğruluktur mükafat.

Böbür yok. Kendine bilme herşeyi ihsan.
Lutuf tanrıdan, kendini bilme tek insan.
Dünya malı sendemi..?, Etten kemikten sen.
Çürür beden sende, bir gün toprak olursan.
Rivayet odur ki; Sorulur fani kuldan.

Burnunla su içme sakın, burnunda kalmaz.
Büyüksünme sakın, boyundan fazla olmaz.
hepside inanır amma.., Yaradan kanmaz.
Büyük olan insan, asla tepeden bakmaz.
Rivayet odur ki; İnançsız adam olmaz.

30 Temmuz 2017 Ankara – Şebinkarahisar

Güven Gürbüz

BUĞDAY TANEciği..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BUĞDAY TANEciği..

Bozkırın ortasında bir buğday taneciği.
Rüzgara nisbet, tutunmakta bir sapa.
Bir karıncanın önüne düşmek,
ya da,toprağa karışmak arasında…

Gökten yağan rahmet ile karışırken çamurların arasında,
Kim derdi ki;
seninde seneye başaklar dolu bir dal olacağını..
Ve senden yeni senler le, yüzlerce, binlerce, buğdayın,
çuvallar dolusu olup, canlıların midesine düşeceğini..

Çırpınıp duran serçenin kursağında,
yada bir karınca yuvasında,
ne fark ederdi ki, sen bir buğday taneciği..

Harman zamanı tarlalarda buğday tanecikleri.
Sizin kıymetinizi aç kalınca anlayacaklar vardı ya hani..?
Onlar çoktaaan kurmuşlar saatlerini..

Senden, senler olmuyormuş beee…
Çoook uzaklardan getirtmişler senler den..
O kadar çok ki, senden daha ucuza ederleri..

Ama senin yerin başkadır be buğday taneciği..

Sen bizim memleketin buğday taneciğisin…

Güven Gürbüz / Şebinkarahisar
02.03.2017

YAŞLANDIK MI NE…?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAŞLANDIK MI NE…?

Yıllara verdi kendini esti rüzgar.
Dağ,taş,ova,dere,tepe,ırmak, nehir.
Sildi, süpürdü, mazi oldu anılar.
“Aldımya seni senden” derde kim anlar?

Gelmez geriye,bekleme hiç boşuna.
Son kez el salla uçan gurbet kuşuna.
Her insanın gurbeti kendi içine.
“Ya döner,ya dönmez dost”derde kime ne?

Yetimliğini vurma sakın yüzüne.
Kalmaz bu devran elbet, döner tersine.
Sende anlarsın kalınca tek başına.
Erir giderde,karışır gözyaşına.

Çileden çile,candan can olur tende.
Gönülde yaşarda,terk eder bir günde.
Anlar elbet yaş kemale erdiğinde.
“Nerede?” derde,bulamaz en derinde.

Bir hikaye idi,sayfası kalmadı.
Yazarı kim idi,kimse bilemedi.
Dediler “İnsanoğlu,O’bir hiç idi.”
“Şurada yatar bak,karatoprak oldu.”

Güven der, sözlerden söz ola biline.
Sözlerden kitaplar olupta okuna.
Kalpten kalbe giden yollarda görüne.
Irmaklar misali coştukca coşana.

08 Şubat 2017 Çarşamba saat: 17.10

Güven Gürbüz
Şebinkarahisar

NE VAKİTTİ TERKETTİN BENİ GENÇLİĞİM..

NE VAKİTTİ TERKETTİN BENİ GENÇLİĞİM..

 

 

 

 

 

 

 

Çökerken sahile, düşlerinin gölgesi. 

Bir çığ gibi iner, yüreğine sancısı.

Şafak vaktini beklerdi, ılık  nefesi.

Camlarda da kalmaz, uçardı da buğusu..

Ne vakitti bilmem ki, terkettin gençliğim?

 

Saatler durduğunda, hep o masum yüzler..

Aynalardan bakarda, içten içe güler..

Rengarenkti, tatlı ve baldan kaymak sözler.

Mürekkebinide hiç beğenmez olurlar.

Ne vakitti bil bakalım, haydi gençliğim?

 

Çok aradım seni, bulamadım yanımda.

Çarpar dururmuşsunda bak, sol tarafımda.

Kalınca anladım, bir gün de yarı yolda.

Bir ihtiyar tutmuş, birde, kolum kolunda.

Ne vakitti terkettin sen, beni gençliğim?

 

Çırpındın durdun, kanadında dünden yorgun.

Rüzgar esmez oldu. Ağaçlar neden süzgün?

Saçlarına kar yağmış, ihtiyarmı oldun?

Hayırsız insanları da, bir de dost bildin.

Ne vakitti unuttum, ben seni gençliğim?

 

Kapladı gökyüzünü, kapkara bir bulut.

Bekledin durdun, yağmadı bir türlü rahmet.

Güven der, Gençlikte bilinmez kadir kıymet.

Ne yapsın, bulamayınca seni selamet.

Gel sarıl boynumada, hakkını helal et.

 

07 Aralık 2016 – Ankara –

Güven GÜRBÜZ – Şebinkarahisar

Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman..

gvngrbz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimini ağa yaptınız, kimini bey.
Fakire kapı önü, zengine saray.
Ha babam, ye babam, yokmu soran. Be hey..
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Anasını beğenmez oldu körpe tay.
Kurt kocadı, tazıları aldı alay.
Tutmaz oldu tas,tava,tencere, kalay.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Kimine çile düşer, çekerde, çeker.
Kimine dayı düşer, yaşarda, yaşar.
Bilmezki yaradanın imtihanı var.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Akrebe benzemesin, zalım akraba.
Satmış özünü, bulmuş mal, mülk, maraba.
Sıfatıda değişmiş, tanımadı  galiba.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Yaş erdi kemale, daldı bir hayale.
Karabulutlar çökmüş, o hoş cemale.
Tükenmiş makamı, düşmüş dilden, dile.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Adam olmaz, hatır bilmez, bu nasıl huy.
Aç kulağın aç, sen, sen olda, gelde duy.
Ok fırladı yerinden gardaş, koptu yay.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Güven’der gidelim gönül yaylasına.
Bir selam verelim dostlar meclisine.
Bu gün sağız, yarın ömrün neresine.
Bu ne zamandır bu, sorma bu ne zaman.

Güven Gürbüz
26 Ağustos 2016 saat 20:40
Şebin Medya