MEVLAMIZA HAMDÜ SENALAR OLSUN Bayram Yazısı”

Bizleri bir mübarek kurban bayramına daha

kavuşturduğu için,

Yüce mevlamıza hamdü senalar ediyoruz.
 

Yeri göğü yaradan rabbimiz, akıl ve fikir ile donaltmış hepimizi,

Kırarsa kalbini bilmeden biri birimiz,

Bilmelidir ki hepimiz aslında birer kardeşiz..

Adem ile Havva dan bu yana, ilim ve irfan gelişti cihana,

Her kim ki sarılırsa, hak ile imana, kavuşur ecir ile sebat ile dermana..

Derman ola ki hak adaletin bula, Hak ile ömür nice bayramlara ere,

Sevip insanoğlu birbirini, hakkın sevabına hikmet ile nail ola..

 

Memleketim Şarki Karahisar, iklimi doğuya benzer,

Merttir aslı atasından alır özünü, bilir hak divanında söylenecek sözünü,

Yetim görünce asmaz yüzünü, şefkat ile sarar göğsünü,

Siper eder vatanı düşmana vermez,

Bilir ki korumaktır en mühim hususiyet   izzeti nefsini..

 

Geleceğe miras yetmez bırakmak çalan bir saz,

Saz ile söz olmalı, söz bestede öz olmalı, öz ile, söz, söz ile göz bakmalı,

Görmeli, duymalı, bilmeli..

Hakkın adaleti, hak ile dağıldıkça, insanoğlu şefkat ile yolunu buldukça,

Düşenin koluna girip ayağa kaldırdıkça,

Ekmek verip, aş ile karnın doyurdukça,

Yaradan da görür, bilir, işitir..

Ey kulum dediğinde yerin benim yanım..

Ben ne isterim daha, sen ne istersin daha, gökte yüce bir sema.

Dostlarını, akrabalarını, sevenlerini, küs bildiklerini, hatırlayıp sormalarını,

Sadece bayramdan bayrama değil,

Hakkın şefkati, gönlüne saldığı merhameti, din ve iman ile kudreti ,

Paylaştıkça büyürsün. Gönülden, gönül e yürürsün

Ey aziz dostum..

Senin yaşın on sekiz, benim ki olsa da kırk sekiz, daha da var yetmiş sekiz..

Yaş yıllarda değil, yıllar yaşlarda yeşerir, yeşerdikçe gürleşir..

Gürleşir alemde dağlar, ovalar, bayırlar, açar renk, renk çiçekler..

Gönüllerde büyür sevgiler..

Hatırladım seni..

Mahsun, mahsun, bakma bana derinden, gözlerin çok şeyler anlatır serinden,

Buz gibi olmadan, ısıt bakışlarınla bakamayanları, aydınlat karanlıkta göremeyenleri,

İlim adamı ol, irfan adamı, bil kadrini, hatırla bayramlarını, ara dostlarını,

Gör hısımlarını, ihmal etme akrabalarını..

 

Ben evrende bir zerre kadar olsam, görünmesem de,

Bir çift söz ile sana unuttuklarını hatırlatsam da,

Başımı kaşısam, gözlerimi silsem, mendilimi ıslatsam da,

Onu gören bilir, onu bizim göremediğimiz, yaratanımız bilir..

Kalbimize salar nurunu, gösterir hak bildiğin doğru yolunu,

Hor görme onun yarattığı hiçbir kulunu..

Sor o sormasa da   yılda bir kez, bayramda hisset titreyen yüreğini,

Kısık sesini, ılık nefesini..

Hisset ki belki bir bayrama daha kavuşmak nasip olmayacak,

Bilemeyiz o bizi yaradan yüce yaratanın ilahi takdirini..

Anlayarak her şeyin hikmetini,

Bilmeliyiz, anlamalıyız, görmeliyiz onun her yarattığı canlının manasını..

Manada esas özdür, özünü bilmeyen anlamazdır..Anlatmak niyazdır..

Niyaz ile hakka dur, hikmetini onda bul, ey yabancı dediğin kul,

Onunda yaratanı seninde bildiğindir..

 

Unutmadım yazdım bir kenara, Bu bayramda da gidemedim diyarı memleketlere,

Bir çif sözüm var bana da el diyenlere,

El dediklerin olur yel, yelde eser yine konacak bulur bir yer,

Makamda durup ta hayıflanma, paranın saltanatı ile kibirlenme,

O da yeldir, nihayeti eldir, uçar gider, başka cebe, makama konar,

Niceleri vardır ki bir kenarda şimdi kaybettiklerine bakar..

 

Ne istersen haktan iste, kula kul olup ta eğri söze kanma,

Kör ile yatan şaşı kalkar, dünya tektir aslında çift sanar

Bir bayramda daha sohbet ile şenlendik, satırlarda buluşup demlendik,

Belki de çok şeyler öğrendik. Öğrenmek bir yana hatırladık,

Hatırladık, bekledik, durduk sonra yürüdük..
 

Bütün dostlarımın, arkadaşlarımın, büyüğümün, küçüğümün

Mübarek bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara daha kavuşmanızı
Bizi yaratan yüce mevlamızdan niyaz ediyorum..

Güven Gürbüz

06.12.2008

Emmimoğlu Hasan…

Aklına gelirimde emmimoğlu Hasan

Banada bir mektup yazarsan,

 De ki; Bu da memleket havasından.

Kokla havasından, sev havasından.

 

Mektup yazdım de gördüm de bir başkasından.

Yazdım işte de be emmimoğlu havasımdan..

 Çıktım öğle vakti kalasından,

Rüzgar esti Kozluca tarafından,

Okulumda dalgalanan şanlı bayrağımdan,

Cevizinden, dutundan, kirazından,

Avutmuştan, Bağlarından.

Yazdım işte de emmimoğlu Hasan..

Continue reading

KADİR KIYMET

Kadir ile Kıymet’i gördüm,

Ana caddede yürürken,

El ele değillerdi, suratları asıktı.

Soramadım hallerini,

Anladım ki küsmüşler birbirlerine.

Kim kimin kadirkıymetini bilememiş anlamak mümkün değildi.

Bu devirde kadirkıymet bilmek,

Anlayıp, dinlemek,

Düşünüp tartmak,

Tartarak konuşmak,

Konuşarak adım atmak varken,

Dediler de oldular, oldular da buldular, Yaptılar da anladılar la yol alan,

Kadir ile Kıymetler, Ne zaman gelecekte,

Birbirilerinin kıymetini anlayacaklar?

Kadir ile Kıymet aslında insanoğlunun hayat arkadaşları,

Birinin diğerine muhtaçlığı Kadir demek değer demek,

Kıymet demek, önem demek.

Neden anlayamadık hale ikisi bir araya gelince kadirkıymet olduğunu..

Hep aynı hataları yapmadı mı insanoğlu?

Sevmeyi bilmek kadar, sevmeyi göstermekte gerek,

Gösterilmeyen sevgi olmayan sevgi ile eş anlamlı olmaz mı sonunda?

Öyleyse göstermeliyiz sevgiyi ki içimizdeki kadir ortaya çıksın,

Çıksın ki bilsin kıymetini kadir de.

Kadirkıymet in ne olduğunu bilmeyenler olduğu kadar,

Kadir ile Kıymet’i boşanmış iki çift olarak görenlerde var..

Ahhhh..Zavallı dünya..

Üzerinde yaşayan fanilerin altın gibi hayallerinin,

Nasılda basit düşünceler uğruna tenekeye döndüğünü görüyorsa,

Yine gülüyor her göçen faninin ardından,

Zamanın ve mekanın önemini kavramadıkça,

İnsani değerlere sarılmadıkça,

Fanilerle dolu fani dünya her göçenin ardından gülüp geçecek,

Velhasılı dünyada kadir kıymet bilmeyecek..

05.08.2008 – Ankara

Güven Gürbüz

On ikili, Hece Ölçülü, Ömür biçili…

Gecenin bir yarısın da geldi bahar,

Sabah oldu dört bir yanımızda kar var.

Öğlen oldu da, eyvah, eridi karlar..

Bir ömür, bir güne canım nasıl sığar..

Gelin oturalım şöyle bir kenara,

Nerelerden geldik bizler buralara

Laf sıkıştırmayın artık aralara

Bir selam söyleyin vefalı dostlara..

Kapıdan baktı da geçti eski dostlar.

Dökülmüş saçları,ağarmış sakallar,

Mazide kalmış sır gibi o anılar,

Baş başa şimdi mendili ıslanmışlar..

Anlattı halini kemale erenler..

Döküldü daha dolmadan cümle diller

Eğrildi beller artık, unuttu eller

Kaldırım başında güldü hep dilberler..

Kapattığında gözlerin zor açtılır..

Yağar yağmurda, toprak da kokulanır..

Nice canlar, yaşadıkça hep yoklanır..

Süre dolar, artık sureler okunur..

Akşama sığmadı geçen bir ömür, dar..

Gökte yıldız var, bak, bahçede enginar..

Bir ömre sığmadı, göçtün hey bahtiyar..

şimdi yazıldı bir kenara, Adı var..

Çok da eğleşme, çeşme başını eşme,

Meydansız yerde, Pehlivanla güreşme,

Kanayan yaraları deştikçe deşme..

Dolar, akar, iki gözün, iki çeşme..

Gece vakti yazıldı hasret türküsü,

Gözünde tüttü sıla, sohbet, köşesi

Düşmedi elinden bardak ve şişesi

Ayıktı sonunda sarhoşun kafası

Gel gitme dedim oy, iki elim darda,

Kendini de kaybetmiş eyvah, dar yolda

Bir eli büzülmüş, bir eli koynunda

Yitti gitti dediler gurbet yolunda

Sevemedim karagözlüm türküsü söylenir teyipte,

Görmek yokmuş, nasibte anam kısmette,

Bir selam göndermiş köyünden, İsmet’de

Bir avuç, yarma göndereyim der güzde..

Ahi ömür geçti sap ile samanda..

Kulun imanı olmuş hepten parada

Görür derler yaradan kalırsan darda..

Bedende, ruh nerede, insan orada

 

07.07.2008 – Ankara

Güven Gürbüz