ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN

ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN

Doğduğum yerler benzer güneşe aya.
Köylerim, dört yanını sarsa da kaya,
Şükrederim pınarından akan suya,
Mihnet etmem ne ağaya, ne paşaya,
Ne hayal, Ne rüya, adım Şebin Medya.

Hasta düştüm oğul,   Vilayeti sordum.
Çok şeyler yazdım affet senide yordum
Bir zamanlar memleketimde çoğudum.
Fırtınalar esti, gurbete savruldum.
Ne ayrılık, ne zulüm, Şebin umurum.

Yazarlar, yazarlar,   gurbetten, sıladan.
Bahsetmeyin bilmeyiz hiç ayrılıktan.
Kavuşuruz her gün dost, Şebin Medya   dan.
Ceviz, dut, pestili, Fırın kurusundan,
Havadan sudan Şebinkarahisar’dan.

Okullar yapılır, yurtlar da katılır.
Öğrencilerde artık sayılır olur.
Dikmen’in eteğinde Okullar büyür.
Geleceğe gençlik bu yollarda yürür.
Şebin Medya, her haberinde, hep görür

Kırmayın hiç bir dalını sallamayın.
Filizlensin bırakın sakın kırmayın.
Her yeşeren daldan fışkıran yaprağın,
Meyvesi de olacak heba etmeyin.
Şebin Medya, havasından bu toprağın

Güven der, diktik hepimiz birer fidan,
Gün gelir dikenlerde göçer dünyadan.
Kim ne katmış ömrüne paradan puldan,
Kim der vazgeçtim Şebinkarahisar’dan
Bir tek o var Atadan yadigar kalan.

Yoruldum yazmaktan git yoluna şaşkın.
Güven der memleketim sen bir yarışsın.
Sevgin baharda pınarlar gibi coşkun.
Dizlerinde derman çoktur, fikrin yorgun.
Gel dinlendir artık, bitsin artık sorgun..

Güven Gürbüz
20.02.2009  Ankara – Çankaya

GÖNÜL BİRLİĞİ OLMADAN EL BİRLİĞİ OLUR MU?

Bir büyük ateş yanar

 odunu gönülden, alevi güneşten.   Gönülde güneş gibidir, sımsıcak olmazssa ısıtmaz.

 Isıtmalı gönül, Güneşin sıcaklığı gibi gönüllere aydınlığı doğmalı. Aydınlanmalı, karanlıklar aydınlığa çıkmalı. Susmamalı.

 Susmamak, bağırmak, azarlamak değildir.

Bilmek öğrenmek demekse, öğrenmekte bilgilenmek demektir.

 Bilgili insanlar, saygılı olmayıda elbet bilirler. Bilmek sadece bildiğini kendine saklamak değildir.

 Bilgili olmak paylaşmasınıda bilmektir. Paylaşmasını bilmeyenler, paylaştırmasını bilir mi?

Bilgi paylaşmak için, tarihe miras kalmak için kitaplara doğar güneşin aydınlığı gibi, her sayfasını çevirdiğinde aydınlanır beyinler. Işık bulur. Işığın aydınlığında yollar aydınlanır..

Memleketim Şebinkarahisar,

Aydınlık yollarda koşmak için can atar.

Aydınları var. Aydın demek için önce günaydın demeyi beklerler, Aydınları var önce ben varım diyenlerin seslerini duymak isterler, Aydınları var seslerin çokluğunda sesleri duyulmayanları.

Seslerin bedenleri var. Konuşanları var. Durmadan konuşanları, neden, nereye,nasıl konuştuğunu bilmeyenleri de var..

Karanlık sokaklar, caddelere, Caddeler Bulvarlara, Bulvarlar, şehirlere açılmak isterler..

Memleket topraklarında her yeşeren fidan, bir gün dallarında meyvalarını dökmek isterler,

Ovalar, yaylalar, gökyüzündeki yıldızlar hep güneşe bakarlar, güneşten aldığı ışığı yansıtan yıldızlar.

Güçler birliği başladı. Memleketten gelen sıcaklığı, gönüllerde büyüterek.

Güçler güç olmak için önce başardım demek için hizmeti sunmak isterler.

 Güçler güç olmak için kontrol   isterler, kontrolsüz gücün güç olmadığını bildikçe.

 Güçler güçsüzü ezmek için değil, başarıyı hizmete dönüştürmek için güçsüzlere de güç vermek için güçler birliği olurlar.

Şehirleri yönetmek, insanlara bilgi verip, hizmeti taşımak önce bilgilenmeyide öğrenmeyi gerektirir.

 Bilmeden bildim dememek için, önce bilmeyide bilmek gerek. Havada savrulan saman çöpü gibi savrula, savrula düşmemek için, saman çöpününde düşeceği yeri önceden görmek gerek.   Görmek için gözleri görür yapmak, önceden bilgilenmek gerek.

 

Nereye bakarsak bakalım gönül birliği olmadan el birliği olmuyor.

Elbirliği çıkara kul oldukça, bireysellikten sıyrılınamıyor.

Toplumsal düşüncenin gelişmesi   için bireysel egoları bir tarafa bırakıp, kalkınmaya   ve gelişmeye doğru emin adımlarla koşmak gerek..

ilçelerin nüfusları göçlerle   azalırken, göçler ha bire artarken, yerinde istihdam projeleri üretilmezken, sefalet diz boyu, çocuklar okulsuz kalırken, bir kenarda durup seyre dalmak yakışır mı?

Gönül birliği, El birliği, Hizmet birliği, derken açılımlarda hız kesmeden devam edecektir..

Şebinkarahisar’ınn internet haber dünyasındaki etkin sesi www.sebinmedya.com ile sesini etkin, yetkin ve önemli mercilere haber grupları ile paylaşarak duyuran teknoloji, Nasıl ki gönül birliğinden başladı ise, el birliğide kendiliğinden geliyorsa, sesini daha yükseklere çıkaracağınıda unutmamak gerekir.

Bizler en güzelini yapmak için her zaman, her yerde, elele birlikte büyümeyi her zaman en büyük hedefimiz olarak koyabilmeliyiz.

 

Şebinkarahisar ve yöresinin sesi www.sebinmedya.com   sevenleri ile her zaman gönlündeki sevgiyi paylaşmasını bilecektir..

Şebin Medya

www.sebinmedya.com

Genel Yayın Yönetmeni

Güven Gürbüz

09.02,2009

İNSAN OLANA NE GEREK

Çıktım dağlarına da   seyran eyledim.
Sordum hallerini de derdin dinledim.  
Güldürdü de beni, ben   yine   gülmedim,
Gülmeden önce, bir de   ağlamak gerek…

 
Baktım mor sümbüle,   küstüm sana demiş.
Bahçeye de   ayrık otunu sar. demiı.  
Yolmuş,   yolmuş,   yolmuşta   tüketememiş..
Demeden önce bir de anlamak gerek..

 
Bahtım kara der, anam,   yanar çaresiz .
Dost bağına girilmezmiş   bahanesiz.    
Gelde bahane et, özledim de. sensiz..
Hasreti de önceden dost,   tatmak gerek..

 
Yollara düştüm bacım,   köyümü sordum.
Üşüdüm, kar da yağdı bak, eyvah, dondum.  
Kuşlar da yok olmuş, kurtlar yolu tutmuş,      
Yollar çetin, yanında   yoldaşın   gerek.  

 
Eğdi boynunu, ben bir garibim dedi.  
Alyanağı   uzattı, gamzeden dedi..
Niyeti bozdu, gel   koluma   gir dedi..
Saz , söz mecliste, yanında defter gerek.  

 
Yaz hallerimi iki çift söz,   dedi de..
Biri memlekette, diğeri   gurbette,
Biri gözyaşı,   biri daha sepette,  
Sepetide,   külfette,   çıkarmak gerek.  

 
Çok söyleme derler dost,   arsız   olmasın,
Aç koyma sakın hırsızlığı bilmesin,
Sende varsa ver, ver ki   yine bulursun..
Göreni görür allah, inanmak   gerek..

 

Güven Gürbüz   – 26 Ocak 2009
Ankara/Çankaya

DÜŞÜNCELERİMİZ

Bir derin düşüncedir özlemin,

ilk elden, son demliğin ibriğinden süzülen damla gibidir düşüncelerin.

Bardağın taştığı, kaşığın ses çıkarmadığı andır.

Tabağın masadan kaydığı, bardağında al aşağı ettiği andır üzüntülerin.

 Memlekettir düşüncelerin

Güneşin toprağı   ısttığında ,göğe doğru yükselen buhar gibi tütmelerdir özlemlerin..

İnceden, inceye yağan yağmur tanecikleri gibidir düşündükçe, düşünülen,

Düşüncelerindir geleceğin..En güzel günlerinin hayalleri.

Toz pempe deselerde aldırmayıp, renkini, renkten renke kattığımız,

Beğenmeyip sonra bir kenara attığımız, bir daha aklımıza dahi getirmek istemediğimiz ,

Anlar gibidir o değişimi bekleyen düşüncelerimiz..

Bizler hep böylemiyiz?

Bizden diyerek seçtiğimiz, öz kardeşimiz gibi gördüğümüz,

Sonra, çıkara menfaata tamah eden, Sırtını dönenlerimiz, dirsek atanlarımız,

Değil mi ki bizim insanlarımız?

Ama hiç anlayamadığımız, anlamakta istemediğimiz,

Oysaki her an, her devirde, her saniyede,

Kalbinin atışını,   yüreğimizde hissettiğmiz,   bir ateş gibidir sevdamız.

Memleket sevdamız

Bir elin uzanmasını bekledikçe, kaçışını seyre daldığımız akrabalarımız,

Dostlarımız, merhaba deyip yüreğini, yüreğimize denk düştüğünü zannettiğimiz..

Bizler nasıl insanlarız?

Emeği   gasp edenleri seyre daldığımız,

Kula kul olanlara, kulu kuldan soranlara, Kul hakkını yeyip, zevke dalanlara..

Güçlünün yanında durup,   güçsüzü   yolduranlara, çanak tuttuğumuz..

Memleket yorgunlarımıyız..?

Ayağa kalkmalıyız..Sormalıyız..görmeliyiz..bilmeliyiz..Bizler insan isek..

İnsan olana da hakkını insanca verebilmeliyiz..

Güven Gürbüz

18.01.2009

MEVLAMIZA HAMDÜ SENALAR OLSUN Bayram Yazısı”

Bizleri bir mübarek kurban bayramına daha

kavuşturduğu için,

Yüce mevlamıza hamdü senalar ediyoruz.
 

Yeri göğü yaradan rabbimiz, akıl ve fikir ile donaltmış hepimizi,

Kırarsa kalbini bilmeden biri birimiz,

Bilmelidir ki hepimiz aslında birer kardeşiz..

Adem ile Havva dan bu yana, ilim ve irfan gelişti cihana,

Her kim ki sarılırsa, hak ile imana, kavuşur ecir ile sebat ile dermana..

Derman ola ki hak adaletin bula, Hak ile ömür nice bayramlara ere,

Sevip insanoğlu birbirini, hakkın sevabına hikmet ile nail ola..

 

Memleketim Şarki Karahisar, iklimi doğuya benzer,

Merttir aslı atasından alır özünü, bilir hak divanında söylenecek sözünü,

Yetim görünce asmaz yüzünü, şefkat ile sarar göğsünü,

Siper eder vatanı düşmana vermez,

Bilir ki korumaktır en mühim hususiyet   izzeti nefsini..

 

Geleceğe miras yetmez bırakmak çalan bir saz,

Saz ile söz olmalı, söz bestede öz olmalı, öz ile, söz, söz ile göz bakmalı,

Görmeli, duymalı, bilmeli..

Hakkın adaleti, hak ile dağıldıkça, insanoğlu şefkat ile yolunu buldukça,

Düşenin koluna girip ayağa kaldırdıkça,

Ekmek verip, aş ile karnın doyurdukça,

Yaradan da görür, bilir, işitir..

Ey kulum dediğinde yerin benim yanım..

Ben ne isterim daha, sen ne istersin daha, gökte yüce bir sema.

Dostlarını, akrabalarını, sevenlerini, küs bildiklerini, hatırlayıp sormalarını,

Sadece bayramdan bayrama değil,

Hakkın şefkati, gönlüne saldığı merhameti, din ve iman ile kudreti ,

Paylaştıkça büyürsün. Gönülden, gönül e yürürsün

Ey aziz dostum..

Senin yaşın on sekiz, benim ki olsa da kırk sekiz, daha da var yetmiş sekiz..

Yaş yıllarda değil, yıllar yaşlarda yeşerir, yeşerdikçe gürleşir..

Gürleşir alemde dağlar, ovalar, bayırlar, açar renk, renk çiçekler..

Gönüllerde büyür sevgiler..

Hatırladım seni..

Mahsun, mahsun, bakma bana derinden, gözlerin çok şeyler anlatır serinden,

Buz gibi olmadan, ısıt bakışlarınla bakamayanları, aydınlat karanlıkta göremeyenleri,

İlim adamı ol, irfan adamı, bil kadrini, hatırla bayramlarını, ara dostlarını,

Gör hısımlarını, ihmal etme akrabalarını..

 

Ben evrende bir zerre kadar olsam, görünmesem de,

Bir çift söz ile sana unuttuklarını hatırlatsam da,

Başımı kaşısam, gözlerimi silsem, mendilimi ıslatsam da,

Onu gören bilir, onu bizim göremediğimiz, yaratanımız bilir..

Kalbimize salar nurunu, gösterir hak bildiğin doğru yolunu,

Hor görme onun yarattığı hiçbir kulunu..

Sor o sormasa da   yılda bir kez, bayramda hisset titreyen yüreğini,

Kısık sesini, ılık nefesini..

Hisset ki belki bir bayrama daha kavuşmak nasip olmayacak,

Bilemeyiz o bizi yaradan yüce yaratanın ilahi takdirini..

Anlayarak her şeyin hikmetini,

Bilmeliyiz, anlamalıyız, görmeliyiz onun her yarattığı canlının manasını..

Manada esas özdür, özünü bilmeyen anlamazdır..Anlatmak niyazdır..

Niyaz ile hakka dur, hikmetini onda bul, ey yabancı dediğin kul,

Onunda yaratanı seninde bildiğindir..

 

Unutmadım yazdım bir kenara, Bu bayramda da gidemedim diyarı memleketlere,

Bir çif sözüm var bana da el diyenlere,

El dediklerin olur yel, yelde eser yine konacak bulur bir yer,

Makamda durup ta hayıflanma, paranın saltanatı ile kibirlenme,

O da yeldir, nihayeti eldir, uçar gider, başka cebe, makama konar,

Niceleri vardır ki bir kenarda şimdi kaybettiklerine bakar..

 

Ne istersen haktan iste, kula kul olup ta eğri söze kanma,

Kör ile yatan şaşı kalkar, dünya tektir aslında çift sanar

Bir bayramda daha sohbet ile şenlendik, satırlarda buluşup demlendik,

Belki de çok şeyler öğrendik. Öğrenmek bir yana hatırladık,

Hatırladık, bekledik, durduk sonra yürüdük..
 

Bütün dostlarımın, arkadaşlarımın, büyüğümün, küçüğümün

Mübarek bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara daha kavuşmanızı
Bizi yaratan yüce mevlamızdan niyaz ediyorum..

Güven Gürbüz

06.12.2008