Emmimoğlu Hasan…

Aklına gelirimde emmimoğlu Hasan

Banada bir mektup yazarsan,

 De ki; Bu da memleket havasından.

Kokla havasından, sev havasından.

 

Mektup yazdım de gördüm de bir başkasından.

Yazdım işte de be emmimoğlu havasımdan..

 Çıktım öğle vakti kalasından,

Rüzgar esti Kozluca tarafından,

Okulumda dalgalanan şanlı bayrağımdan,

Cevizinden, dutundan, kirazından,

Avutmuştan, Bağlarından.

Yazdım işte de emmimoğlu Hasan..

Continue reading

KADİR KIYMET

Kadir ile Kıymet’i gördüm,

Ana caddede yürürken,

El ele değillerdi, suratları asıktı.

Soramadım hallerini,

Anladım ki küsmüşler birbirlerine.

Kim kimin kadirkıymetini bilememiş anlamak mümkün değildi.

Bu devirde kadirkıymet bilmek,

Anlayıp, dinlemek,

Düşünüp tartmak,

Tartarak konuşmak,

Konuşarak adım atmak varken,

Dediler de oldular, oldular da buldular, Yaptılar da anladılar la yol alan,

Kadir ile Kıymetler, Ne zaman gelecekte,

Birbirilerinin kıymetini anlayacaklar?

Kadir ile Kıymet aslında insanoğlunun hayat arkadaşları,

Birinin diğerine muhtaçlığı Kadir demek değer demek,

Kıymet demek, önem demek.

Neden anlayamadık hale ikisi bir araya gelince kadirkıymet olduğunu..

Hep aynı hataları yapmadı mı insanoğlu?

Sevmeyi bilmek kadar, sevmeyi göstermekte gerek,

Gösterilmeyen sevgi olmayan sevgi ile eş anlamlı olmaz mı sonunda?

Öyleyse göstermeliyiz sevgiyi ki içimizdeki kadir ortaya çıksın,

Çıksın ki bilsin kıymetini kadir de.

Kadirkıymet in ne olduğunu bilmeyenler olduğu kadar,

Kadir ile Kıymet’i boşanmış iki çift olarak görenlerde var..

Ahhhh..Zavallı dünya..

Üzerinde yaşayan fanilerin altın gibi hayallerinin,

Nasılda basit düşünceler uğruna tenekeye döndüğünü görüyorsa,

Yine gülüyor her göçen faninin ardından,

Zamanın ve mekanın önemini kavramadıkça,

İnsani değerlere sarılmadıkça,

Fanilerle dolu fani dünya her göçenin ardından gülüp geçecek,

Velhasılı dünyada kadir kıymet bilmeyecek..

05.08.2008 – Ankara

Güven Gürbüz

On ikili, Hece Ölçülü, Ömür biçili…

Gecenin bir yarısın da geldi bahar,

Sabah oldu dört bir yanımızda kar var.

Öğlen oldu da, eyvah, eridi karlar..

Bir ömür, bir güne canım nasıl sığar..

Gelin oturalım şöyle bir kenara,

Nerelerden geldik bizler buralara

Laf sıkıştırmayın artık aralara

Bir selam söyleyin vefalı dostlara..

Kapıdan baktı da geçti eski dostlar.

Dökülmüş saçları,ağarmış sakallar,

Mazide kalmış sır gibi o anılar,

Baş başa şimdi mendili ıslanmışlar..

Anlattı halini kemale erenler..

Döküldü daha dolmadan cümle diller

Eğrildi beller artık, unuttu eller

Kaldırım başında güldü hep dilberler..

Kapattığında gözlerin zor açtılır..

Yağar yağmurda, toprak da kokulanır..

Nice canlar, yaşadıkça hep yoklanır..

Süre dolar, artık sureler okunur..

Akşama sığmadı geçen bir ömür, dar..

Gökte yıldız var, bak, bahçede enginar..

Bir ömre sığmadı, göçtün hey bahtiyar..

şimdi yazıldı bir kenara, Adı var..

Çok da eğleşme, çeşme başını eşme,

Meydansız yerde, Pehlivanla güreşme,

Kanayan yaraları deştikçe deşme..

Dolar, akar, iki gözün, iki çeşme..

Gece vakti yazıldı hasret türküsü,

Gözünde tüttü sıla, sohbet, köşesi

Düşmedi elinden bardak ve şişesi

Ayıktı sonunda sarhoşun kafası

Gel gitme dedim oy, iki elim darda,

Kendini de kaybetmiş eyvah, dar yolda

Bir eli büzülmüş, bir eli koynunda

Yitti gitti dediler gurbet yolunda

Sevemedim karagözlüm türküsü söylenir teyipte,

Görmek yokmuş, nasibte anam kısmette,

Bir selam göndermiş köyünden, İsmet’de

Bir avuç, yarma göndereyim der güzde..

Ahi ömür geçti sap ile samanda..

Kulun imanı olmuş hepten parada

Görür derler yaradan kalırsan darda..

Bedende, ruh nerede, insan orada

 

07.07.2008 – Ankara

Güven Gürbüz

ANLAYAN ANLASIN

Telefona çıkma.

Sakallarını uzat, kel, körpe kirpi gibi ol.

Oklarını gizle, biraz daha büyüsün.

Namın yürüsün.

Okuyamadığın kitapları okumuş gibi yap.

“Efendim” desinler, sevsinler..

Al yanağından öpsünler.

Kan gelsin biraz yüzüne betin, benzin atmış.

Sanki hayat salt senin için yaratılmış.

Kapat gözlerini açma çevrene.

Cebin hep dolu olsun.

Başkaları yorulsun.

Sen yat yatağında uykuların derin olsun.

Sende bir insanoğlu değil misin?

Ham süt emmişsin..

 


Yazanların yürekleri, çizenlerin yürekleri,

Kelimelerle coşar.

Deyimleri, özdeyişleri, şiirleri,

Manzumeleri, mısraları,

Aşar gider kıtaları.

Rüzgar gibi savrulur berrak ve net.

Görmese de gözler,

Hisseder yürekler.

Bir tek onlar anlamazlar,

Onlar hayırsızlar…

Onlar hep asalak kalmışlar,

Tutundukları dallardan düşmek için,

Karnının biraz daha büyümesini beklerler.

Büyüyünce tutunamaz olup, düşerler.

Daha nice bağırsaklara, düğüm, düğüm olup,

Çoğalttıkları ile birlikte..

Asalaklar ordusu, tutundukları dallarda,

Zannederler ki hep aynı kalacaklar..

 


Uzaktan geldim, yorgunum yiğenim..

“Hele bir soğuk su verde içelim..

“Dedim..

“Çok uzağım” dedi,.

“Hesap kitap meselesi..”

Anlaşıldı derin bir konu.

Memleket mevzuu ilgilendirmez dedi seni..

Yakındaki ne ise, uzaktan gelen yolcuda o.

Ne fark ederdi.

Gönlü derbederdi. Bizim Saksı efendi,

Büyütmekle meşgulmuş, nerden bilirdik, bilemedik.

Anladığımız sevgi birlikte ağlamak, birlikte gülmekti.

Oysaki benim gözümdeki yitik,

Çoktan olmuş rahmetlik.

 


Sırtımızı dönmedik yinede sarıldık.

Sevgi hamurunda yoğrulduk.

Piştik saç üstünde, katık oldu sevdiklerimiz yanında.

Adına hayırsız dedik dostlar meclisinde.

Aman koparma çiçekler dalında kalsın,

Bırak yine her açan çiçek, açtığı yerde solsun.

Adı memleket olsun.

Çalışsın sevenleri, onlar hep yorulsun.

Vefasızlar yarı yolda kalsın..

 

 

Sen yaramaz adamsın..

Nerde yatak, yorgan, orada kalırsın.

Bu gönüllerde yerin olmasa da,

Kaldıracak gönülleri elbet bulursun.

Çünkü saf ve katıksız sevgilerle dolu,

Nice memleket severler daha çıkacaklar.

Onlar yol aldıkça, sende alacaksın belki amaaaa,

Bir gün yarı yolda kaldığında,

Anlayanların yanında,

Anlaşılamamaktan yana, yalnız kalacaksın.

Tutunamayacaksın.

O zaman kimbilir anlayacaksın anlatılanları…

 


Kimse alınmasın sakın üzerine..,

Sadece anlayan anlasın…

 


Fasulyeden kelimeler olsa da yazılanlar,

Onlarda çiçektiler, güneş ile yağmurda yetiştiler.

Unutma ki toprak anadan geldiler.

Ömrü kısa olsa da, midelerde yer bulsa da,

O’ da bir fasulye olarak kalsın.

Anlayan anlasın…

Bahçeler şenlensin, yüreklerde yeşersin…

 


Sen bir meleksin, şeytan ruhun olmasa,

Akşamları mehtapta ay gibide parlarsın…

 

04.06.2008

Güven Gürbüz

www.sebinmedya.com

Şebin Medya Genel yayın Yönetmeni