BİZİM ELLER. NELER BİLİRLER ?

BİZİM ELLER. NELER BİLİRLER ?

Zorlaştı. Yalan yok hayat. Söylenenler olmasın sakın bayat. Çare ister hayat melat. Bulana aşk olsun demesin evlat?
Kimler har vurdu, harman savurdu? Geçim derdi neden bir çoğunu sardı? Kim kime kandı? Kim kimi aldattı?
Borç sarmış eli eteği. Düşüncesi bitmez evin direği. Al eline kazma küreği. Kaz toprağı toprağı.
Hasta düşme yol üstü. Hayat parasız kalana küstü. Sorsan herkes dürüsttü. Dayanamayan kafayı üşüttü.
Yiyecek, içecek pahalandı. Kuşlar bile evin önünü unuttu. Bir dirhem buğdaydı. Verecek kim kaldı.?

Ekmek kurursa ıslat ye. Çarşıyı pazarı koy bir köşeye. Alış artık eskilerini de yenilemeye.
Para dayanmaz ona, buna. Kiralar vurmuş tavana. Çok para ister su dolmak için kovana. Dikkat et musluğuna.
Donduk kışın gaz pahalı. Bilir elbet cümle ahali. Kalmadı yaşlının dayanacak hali.
Erken yat diyorlar akşam elektrik yakma. Televizyonda ona, buna, çok bakma. Sakın karamsarlığıda kafana sokma.
Ruh beden uyum ister. Sağlığın bozulmasını kim ister? Hepsi birbirine benzer. Adına sıkıntı derler.

Bırakalım onu bunu. Çok düşünmenin yoktur sonu. Hatırla unutma konu komşunu. Çal arada bir kapısını.
Biz bizlerden anlarız. Biz bizden bilmeyeni ne anlarız? Hem konuşur hem söyleriz. Çok şeyler anlatırız.
Her şeyde var bir hesap kitap. Unutulmamalı işlenecek var çok sevap. Yapabilirsen birde sen yap.
Düşünmezse kimse kimseyi. Arsızı, hırsızı, vurur kafamıza sopayı. Tanırmı hiç atlıyı, yayayı? Kırar kırılmaz denen kayayı.
Başımızın üstünde yeri olmalı. İyi düşünüp taşınmalı. Her söylenene kanmamalı. Sonuçları olur sonunda pahalı.
Sevdiklerimizedir sözümüz. Varsa yoksa iki gözümüz. O’na geçer nazımız. Hep onu söyler sazımız. Uyumludur her sözümüz.
Kimdir sevdiklerimiz? O’nu da Allah bilir.Sakın ola ki yanılmamalıyız. Kırılacak bir tanedir başka yok başımız.

Sözlerden söz açılır. Kimine hikaye, kimine masal gelir. Nasrettin Hocanın her anlattığı muhakkak yerini bulur.

Saklarlar da Kışın Yerler

Misafirlerden birisi, Nasreddin Hoca’nın evinde yatıya kalır.
Akşam yemeği yenildikten sonra sohbet edilir, yatma zamanı gelince yataklar açılır.

Vakit ilerlediği için karnı acıkan misafir;
“Bizim eller bizim eller.Yatarken üzüm yerler” diye bir türkü tutturmaz mı?

Bu türkünün sonunun nereye varacağını anlayan Nasreddin Hoca da elini kulağına atar ve;
“Sizin eller sizin eller
Yatarken üzüm yerler Bizde böyle adet yoktur
Saklarlar da kışın yerler.” der.

Çokmu söyledik demeyelim acaba? Bakılmalı her zaman yeri gelen icaba. O’da nasıl olacak acaba?
Hayat pahalılığı bitmeli. Garibanın yüzü gülmeli. Herşey olmuyor bol esprili. Ortada hepimizin hali.
Gençler evlenecekler. Evim yoktur diye dertlenecekler. Bunlar nasıl bir araya gelecekler?
Emekliler beklemedeler. Maaşın yolunu gözlemekteler. Boş kaldı bankamatikler. Yükseldi faizler. Çekilmiyor krediler.
Ücretliler ücrette hak adalet der. İşvereni üzer maliyetler. Düştü artmalı satışlar. Nasıl gelsin almaya alacaklar.
İşsiz iş bekler. İşi olan aş bekler. Bekleyenler hep beklemekteler. Asık yüzler nasıl gülecekler?

Yazdık halimizi inceden, inceye. Günler çok çabuk geçer, gündüz döner geceye. Halimizide döndürmeyin işkenceye.
Hal yoluna girmeli her sebep. Sebep sonuç hepsi edep. Sen halimizi gör yarap. Aklı fikri olana sebep yarat.
Daraldık artık darlandık. Çok düşünmekten sabahı ettik. Yeter artık bu kadar yazdık. Anlatabildiğimz kadar anlattık.

Güven Gürbüz
11 Haziran 2023

Şebinkarahisar /Ankara

Gerçek sanan, geç anlayan.

Gerçek sanan, geç anlayan.

Toplumsal düzendir her işin başı. Kurallarla olur nizami akışı. Uygulamada huzuru barışı. Sağlar insanoğlunun güzel bakışı.
Bakışı iyi olmalı bakışı.Hangi mertebede olursa olsun yaşı. Akıl ile fikirde olgunlaşmışı. En önde çeker başı.
Vardır her uygulamada bir hiyerarşi. En üstten en alta kim çekerse başı. Asla küçümsememeli vatandaşı.
Yaşamdayız yaşamın içinde. Her gün kimbilir hangi pencerede. Yağmurda yağar, güneşte açar, bir günde.
Kaldığımızda zorda. Kendimizi hissetmeliyiz güvende. Kim kime yardım edende. Mutluluğu bulur bir anda.
Hakkı hukuku bilmeli. Kendimiz için istediğimizi başkası içinde istemeli. Önümüzü, arkamızı, görmeli.
Üstünkörü olmaz düşüncede fikir. İyi düşünenler iyiyi bulur. Neyse sendeki fikir. O olur sonra zikir.

Yollardayız yolları arşınlarız. Karış karış gezer her yeri biliriz. Her yolun halini mukayese ederiz.
Neler görürüz? Neler biliriz? Hep anlatır, konuşur, söyleriz. İyileri kendimizden biliriz. Kötüleride bazen es geçeriz.
Kötüler dip köşedeler. Çıkara kul olur bekleşirler. Onlar birbirlerini iyi bilirler. Görenler onlara maazallah derler.
Aynaya bakmaz, kendini görmez.Kendine bakar,başkasını beğenmez.Kapatmış kulaklarını dinlemez. Ne oldum der, ne olacağım demez.
Neler gördü neler, ömründe bu gözler? Tutulmadan çöpe atılmadımı sözler? Yaşlanana arkasını dönenler? Akıl yaşta değil başta demeyenler?
Bir düzendir yürür. Kimi göz yumar, kimi görür. Kimi söyler övünür. Kimi söylemez kenara itilir. Bilinmez düşüncenin aslı nedir?
Şirinleri oynar kimisi. Bulmaya görsün biri, ikisi. Kulaktan kulağa yayılır dedikodusu. Yokmu birde onun,bunun, kuyusunu da kazması?
Haksızlığa kucak açar başta başım diyenlerin kanması. velakin onlarında bilinir son numarası. Tutmaz umduğu hamurundan bozuksa mayası.

Dürüste yol açın demeli her insan. Bulunduğu yerde tutmamalı yalan dolan. Sonra aldanan olur en sonunda bunlara kanan.
Hep böyle gider deme. Yanlış gördüklerine de göz yumma. Hiç bir şeyi bilmem sanma. Bildiğini de kenara atma. Sen olursun ziyan.
Sağır olma duyarlar. Kör olma görürler. Dilsiz kalma bilirler. Döner dolaşır, işler karışır. Anlarsın o zaman kimler yarışır.
Ömrümüz geçti dünya hanında. Ne yalanlar gördük yapısında. Kimi üstünde, kimi altında. Kimi yatında, kimi katında. Kimin umurunda?
Büyüdüler ham süt ile doldu tencereleri. Yok ettiler açık pencereleri.Kapattılar garibanlara kapıları. Güldürdüler kendi gibi olanları.
Hak müstehak, hakikati kendinden bilene. Hak dağıtmayı önce kendinden görene. Hakkı hakça hak edene. Sahip çıktık mı bunları da söyleyene?
Aynamız cebimizde. Yüzümüz başımızda. İki göz üstü kaşımızda. Ne olursa olsun yaşımızda. Ne istersek onu bulmalıyız karşımızda.

Yol üstünde eğleşelim. Nasrettin Hocayıda ihmal etmeyelim. Bakalım ne yaşamış. Hep birlikte dinleyelim.

Sana Gelir miydim?

Günün birinde Hoca’nın eşeği çalınır. Bunun üzerine Hoca sokakta yüksek sesle;
“Eşeğimi çaldılar, hırsızlar eşeğimi çaldılar.” diye bağırır.
Sesi işiten Kadı, Hoca’yı yanına çağırarak;
“Eşeği nasıl çaldırdın, kime çaldırdın, ne zaman çaldırdın?”gibi sorular sorar.
Bu sorulara kızan Nasreddin Hoca;
“Kadı Efendi, Kadı Efendi! Eğer bu soruların cevabını bilseydim sana gelir miydim?”
der.

Bir yaşamdır gelir geçer. Ömrü olan görür daha neler, neler? Hemi yazarız, hemi söyler. Bilmem hangi dağa söz geçer?
Elimizi bağladık, kolumuzu. Çaresiz kaldığımızda saldık boynumuzu. Yürüyemeden tamamladık yolumuzu.
Kim, kimi arar? Kim, kimi sorar? Kim, kimden neyi anlar? Çok düşündükçe kafayı yorar. Düşünceler uykuya boğar.
Az uyuruz, uz uyuruz. Dere tepe koşar yürürüz. Rüyamızda gördüğümüzü de bazen gerçek sanarız. Sonra geçte olsa anlarız.
Yeter demedi kimse ne yazayım? Sabah akşam buradayım. Seyir defterinin yanındayım. Gördükçe yazacağım.

Güven Gürbüz

04 Haziran 2023

Şebinkarahisar / Ankara

HER SÖZE BİR GEVEZE

HER SÖZE BİR GEVEZE

Kafalarda gezer fes. Alır verir bir nefes. Oradan buradan bir ses. Gel durma sende es.
Fes uçtu, kel çıktı. Kafamızda ne çok şeyler bitti. Söyleyenler gitti. Duymayanlar bitti.
Çekeriz deriz çektiğimizi. Unuturuz neler söylediğimizi. Ne eskimizi, ne yenimizi. Bahane ederiz kendimizi.
Bir oradan, bir buradan. Evin kapısı tek yandan. Ne kapıdan, ne bacadan. Sevilirsin varsa faydan.
Ne kardan, ne zarardan. Fayda gelmez laf ile dosttan. Tutan var mı kolundan. İyisi olmaz başka ondan.

Ne yazalım,ne çizelim. Gevezeye de yer verelim. Sormadan da dinleyelim. El etekte çekmeyelim.
Ortak olur herkesin derdine. Faydası görülsün en yakın ferdine. Ne diyelim birde söylemesine.
Tutar tuttuğu yerde. Koparır bittiği yerde. Çare vardır sorsan her derde. Kükrer kedi, aslanım demesin birde.
Nereden konu bulsakta açsak. Hepsi bir ağız nereden baksak. Dumanı tüter nereden yaksak. Kibritide bulsak.
Tutuşur muhabbeti, sarar ateşi. Unutur ya kardeşim dediği kişi. Ne söylediğini bilirse er kişi. Olmaz onunla bununla işi.

Gevezeye yol düşer. Kim rastlarsa kafası şişer. Durduğu yerde bir şeyler eşer. Çukuruna bilmem kimler düşer.
Karışır her işe. Dolar boşalır her şişe. Bulursa nerede bir köşe. Görenler haline şaşa.
Hoca Nasrettin diyelim. Köşemizde yer verelim. Ne anlatmış bakalım dinleyelim.

Sana Ne?

Nasreddin Hoca akşam namazından sonra eve doğru giderken geveze bir adamla karşılaşır:
“Hocam, az önce buradan bir tepsi baklava götürüyorlardı.”
“Giderse gitsin, bana ne elin baklavasından.” deyince adam;
“Yok Hocam, baklava sizin eve gidiyordu.”der.
Öfkelenen Hoca;
“Be adam, giderse gitsin, bizim eve giden baklavadan sana ne?” diyerek adamı azarlar.

Gevezeler gezerler. Her yerde biterler. Başı sonu olmadan hep söylerler. Mecbur da kalır dinleyenler.
Zora sokmayalım. Zorlamayalım. Susacağımız yerde susalım. Yüksekse sesimiz birazda kısalım.
Kimseleri yormayalım. Aklı başında anlatalım. Vara, yoğa çok karışmayalım. Haddimizi de bilelim.
Gevezeler her yerdeler. Doluya da, boşa da söylerler. Önemli olanlar ise arada kaynar giderler.
Onlara da söz hakkı verelim. Önemlileri dinleyelim. Hep biz konuşmayalım. Gevezelik yaptı dedirtmeyelim.

Yazalım yazalım dedik. Bir oradan. bir buradan kısalttık. Kim bilir bir şeylerde anlattık.
Her şeyde var bir ölçü. Belli olmalı her şeyin başı ucu. Sözlerimiz her bir yere yolcu.
Varır varacağı yere. Vardığı yerde olsun çare. Gevezelikten gelmez sıra. Bakalım birazda arkalara.
Susanlar da konuşsun. Hak adalet yerini bulsun. Bu haftada bu kadar da kalsın. Gevezelik olmasın.

Güven Gürbüz

24 Mayıs 2022

Şebinkarahisar / Ankara

EĞRİYİ, DOĞRUYU, BUL KAPIYI.

EĞRİYİ, DOĞRUYU, BUL KAPIYI.

Duvara nem salar, insana gam derler. Nem ıslaktır, günden güne çürütür.Gam kederdir, günden güne eritir.
Kısacıktır ömür. Gel birde kendini mi sömür? Yazıktır. Ağlatma, güldür. Sendeki en büyük hazinedir.
Açılsın camlar, pencereler. Kurusun nemli yerler. Çiçek açsın gönülden sevgiler. Ne gam kalır o’zaman, ne keder.
Ölmeden öldürür. Gam, tasa bitirir. Konu komşu koşturur. Oradan. buradan hal hatır sordurur.
Memnun eder gelen, giden. Sonrası akla zarar. Herşeyin kararında ne varsa var. Olmayanıda sonra var sayar.

Döndük dolaştık. Nasrettin hocaya vardık. Sordukta ne anladık. Fıkrasını okuduk.

Sapasağlam Ölüyorum

Nasreddin Hoca günün birinde hastalanır ve yorgan döşek yatar.
Nasreddin Hoca bu, sevilen birisi, bütün eş dost ziyaretine gelir ve; “Hocam, geçmiş olsun.”
“Hayırdır Hocam, dün sapasağlamdın, birdenbire ne oldu?” diye sorarlar.
Hoca, ziyaretçilerin gelip gitmesinden memnundur, ancak soruların ardı arkası kesilmeyince;
“Sormayın dostlarım, ben sapasağlam ölüyorum.” der.

Hüsnü kuruntu ettik halimizi. Sapasağlamken görmedik kendimizi. Seçeriz hep bildiğimizi. Görmeyiz eğrimizi, doğrumuzu.
Hadi gidelim dostlar meclisine. Kulak verelim her anlatanın sesine. Bakmayın incemi, kalınmı, ensesine.
Kimi halden anlar alimcedir sözü. Kimi bakarda görmez zalimcedir iki gözü. Ayırt etmesi bizden, korumalıyız özü.
Unutmamalı; Herkes anasına göre bir kuzu. İçimizde olur hep ince bir sızı. Ayırt etmeyelim oğlanı, kızı. Hepsine yazılmış bir yazı.

Salmayalım paçaları diz aşağı. Alır götürür sonra derin olur dere yatağı. Geçmeden gör yoldaki sapağı. Sular götürür açarlarsa kapağı.
Hayat yürünür dere, tepe. Dağlar aşılır sıra, sıra. İçimizde açmayalım derin yara. Dostlar dizilmiş sıra, sıra. Atmayalım arkalara.
Bu gün var deme geçer. Yarın olur deme sıra gider. Atma ileri, ileri. Hayat makarası sarmaz geri. Konuşma çok ileri, geri.
Aklını başına al, gel beri. Çok hesaplama her şeyde ederi. El üstünde tut haysiyeti, onuru. Hiç bir şeyle ölçülmez değeri.

Halimizi yazdık inceden inceye. Pay bırakalım gündüzden geceye. Dikkat edelim her bir heceye.
Kimi bakar geçermiş. Kimi okur bilirmiş. Kimi okumuş çok bilmiş. Kimi okumamış cahil kalmış.
Bizi bizden bilenler. Hal hatırdan sayarlar. Kusurlarımızı, hatalarımızı anladıkça ayıklarız.
Elbet çoktur bileceklerimiz. Daha neler vardır yazacaklarımız. Zamanı geldiğinde elbetteki hatırlarız.

Sağlıcakla kalınız.

Güven Gürbüz

17 Mayıs 2023

Şebinkarahisar / Ankara “