ANLARSIN ANLAMAZSIN.

ANLARSIN ANLAMAZSIN.

Çıktık seyrüsefer. Hayat neyi sever. Severse seveni sever. Sevmeyeni neyler?
Ayakta durur iyi geçinenler. Geçimsizler hep aynı şeyi sözler.
Nabza göre şerbet. Her işini böyle hallet. Ama ister onada cesaret. Sonucu bilinmez neyi bekler?
Her işe burnunu sokanlar. Koku derindense kaçarlar. Ya başını sokanlar. Pekin ise yarar. Tekin ise zarar.
İmdat derse medet. Gelsende yardım et. Birde ucundan tut. Kaçarsa elinden.Ne gelirse aklından.
Yardım istersin ondan, bundan. En yakınından koşandan. Ya medet olmaz her kula. Tutunulmaz her dala.
Güvenme her tatlı bala. Tartmaz bedeni her kilo. Her bal iyi gelmez dile. Düşersin incinir. Yersin zehirlenir.
Bu hayat böyledir. Önce önünü görmelidir.

Hoca Nasrettin duramadı. Yazımızın içine daldı. Acaba ne oldu..?

Sen O Zaman Tozun Dumanın Ne Olduğunu Anlarsın

Nasreddin Hoca ile mollası İmad birlikte ava çıkarlar.
Bir süre dolaştıktan sonra İmad bir kurt yavrusunun ininin içerisine girdiğini görür ve ardından o da girer.
Uluma sesleri üzerine ana kurt da ine gelince Nasreddin Hoca inden içeriye girmek isteyen ana kurdun kuyruğundan tutar.
Kurt yavrusunu kurtarmak için içeriyi zorlarken her taraf toz duman içinde kalır.
İmad içeriden bağırır:
“Hocam, bu ses, gürültü nedir?”
Hoca da; “Oğlum İmad, sen dua et de kurdun kuyruğu kopmasın; eğer kurdun kuyruğu koparsa sen o zaman tozun dumanın ne olduğunu anlarsın.” der.

Yazdık. Yazdık. Yazamadık. Neyi ne zaman yazmalıydık. Kimi gün yazı olduk. Kimi gün yazının içinde kaldık.
Başımızı uzattık. Etrafımıza baktık. Bilmem deme, yazdıklarımızla neler anlattık.
Hayatın içindeyiz. Bir oradayız, bir buradayız. Yarın kimbilir nerelerdeyiz.

Gün gündür. Gün bu gündür. Geçen ömürdür. İnsanoğlu ağlatır, güldürür.Hiç ummadığın bir günde gül gibi de soldurur.
Yazdıklarımızda bunun içindir.Yaşarız, görürüz. Tanırız biliriz.
Huyu huyuma dersen uyuşuruz. Elele verir her yerde buluşuruz. Sarılır kucaklaştırız. Mutluluğu buluruz.
Sen sen ol iyi düşün. Ömrün oldukça çok işin. Bu gün üzül, yarın sevin. Belli değil yarının.
Sağlam olsun bu günden temelin. Sağlamlığı harcında binanın. Çok önemi var kerpiçin tuğlanın.
Yaparken es geçme sakın. Zararı dokunmasın yarın rüzgarın, fırtınanın. Sağı solu belli olmaz üstüne bastığımız yerin.
Yıkımı çok olur her sallamanın.

Yaşamda böyledir işte. Çok şeyler söylenir her geliş, gidişte. Her günümüz yaşamla yarışta.
Gerisi kolay sen hele alışta. Keramet var alışverişte. Hesabın kitabın ortada.
Binmek istersin kırata. Kaptırma kendini son sürate. Gideceğin yer vadide, tepede.
Hepsi aynı anda girmez sepete. İşin sırrı sabretmekte. Yarar yerine zarar acele etmekte.
Fayda var her zaman özümsemekte. Ölçüp, biçip, tartmakta. Bize düştü anlatmakta.

Uzun yazma dediler uzamasın. Uzadığı yerde kısalmasın. Bu da kendi kendimedir nasihatım.
Dostlarım okurmuş sevindim. Bayram günü mesaj attım. Döndüm ardından baktım.
Varmış nede çok hayırlım. Az değilmiş vefasızım. Elimde sazım. Yazdığım iki satır yazım.
Değer bilmeyene ne lazım. İçimden gelmiyor itirazım. Onlara da aslında çok şey lazım.
Ne lazımsa lazım. Çare etmez çalan sazım. Bende kalsın söylediğm sözüm.
Yaradandandır niyazım.Herkese bir çözüm.

Güven Gürbüz

27 Nisan 2023

Şebinkarahisar / Ankara.

ÇARE NEREDE, DERMAN ORADA.

ÇARE NEREDE, DERMAN ORADA.

Okuruz, okumayız. Okursak biliriz. Okumasak bilemeyiz. Her nereye gitsek önemini anlarız.
Kafa yarılır, baş kanar. Akılsız olan her şeye kanar. Akıllısı ne işe yarar? Akılsızlara güler.
Herşeyde var bir çare. Dağa doğurtmayın fare. Kedinin pençesi. Ani olur yırtması. Bizden söylemesi.
Oku demeli. Akıllı ol. Ne sağ, ne sol. Her işte bul orta bir yol. Her yere uzanırsa kol.Ne yapsın el?
Herşeyde kur bir denge. Mesafeli olmak en önde. Her kim ki önüne çıkanda. İlk söz düşüncede.
Okuyan bilir. Ne ona, ne buna kanar. Öğrenen akıllanır. Aklını önce kendiyle paylaşır.O’zaman iyi anlaşır.

Cahille ettinmi bir sohbet? Anlarsın kafasında var ne hikmet. Sen istediğin kadar anlat.
En derinden gelir. En serinden eser. Varsa bir şeyler kendinden. Sen istemeden seni bulur.
Yoksa bulunur herşeye bir çare. Bilmiyorsan sor zülfü yare. İçimden der akar bir dere. Suyunu kimler vere?
Bilmez ki çekmeden olmuyor zahmet. Zahmet emeğinden demek. Emek önce kendinden demek. Varsa vermek. Yoksa almak.
Çalış, çalış, dersin boyum bir karış. Hayat işte böyle bir yarış. Aklın varsa o’da bir karış. Havadan indir yatış.
Sakin ol, sabırla. Herkes yarışır bindiğin atınla. Bu işler alınmaz ne parayla, ne altınla. Yarış önce aklınla.

Derdini anlatmayan çare bulamaz. Çare kendinde olur fark edemez. Her önüne gelen istediğin gibi anlatmaz.
Ders almak istersen veren bulunur. Nerede hata yaptığın sonradan anlaşılır. En iyi örneği kim verir?
En iyisimi bir fıkradır. Sanmayın ki sadece anlatılır gülünür. Bakalım Nasrettin Hoca da ne öğüt verir.

Sen Evini Taşı

Evinin yerinden memnun olmayan köylünün biri, sıkıntısını anlatmak üzere Nasreddin Hoca’ya gelir:
“Hocam, evde gün ışığına hasret kaldık. Evim güneş yüzü görmüyor. Bu sıkıntıma bir çare bul.”
Nasreddin Hoca, evinden şikâyetçi olan adam hakkında bilgi sahibi olmadığından merakını gizleyemez ve sorar:
“Yahu komşu, senin toprağın filan yok mu?”
“İlahi Hoca Efendi, köylü adamın tarlası olmaz mı hiç?”
“Madem tarlan var, o hâlde güneş de görüyordur.”
“Yahu Hocam, tarladır bu, elbette güneş görür.”
Hoca, bu lüzumsuz soruyu soran köylüye iyi bir ders vermek niyetindedir.
Adama şöyle uzun uzun bakarak cevap verir:
“Oh, ne güzel! Güneş senin evine gelmiyorsa sen evini tarlaya götürüver.”

Mevlam bizleri kul eyledi. Her kusurumuzu bağışladı af eyledi. Diz çöktük önünde yalvardık. Bizler ne çok şeyler istedik?
En büyük hazinemiz aklımız. O’nu en tepemizde saklarız. Rabbimizden niyazımızdır. O’da en büyük hazinemiz aklımızdır.
Okudukça gelişir akıl. En iyisinden çıkar fikir. Hem ağlatır. hem güldürür. Yerli yerinde de kullanmak gerekir.

Yazılarımız kısalacak. Sizler okursanız uzayacak. Diyeceksiniz ki kim okuyacak? O’nuda rabbim bilecek.
Biz yazarız sıra, sıra. Rabbimiz düşürmesin kimseyi dara. Akılsızlık en büyük yara. Rabbimizde olmayana versin çare.

Güven Gürbüz
11 Mayıs 2023
Şebinkarahisar / Ankara.

Yerli yerinde.Söz dilinde.

Yerli yerinde.Söz dilinde.

Arzular, istekler, dilekler zihnimizdeler. Her gün bir yerde yenilerinide katmaktalar. Elele tutuşan düşünceler. Birbirleriylede çekişirler. Galip gelenler en öndeler. Kimi bulur yürür. Kimi dünden unutulur. Ömür vefa eder kimine. Kimi cefa eder bulduğuna. Kimi sefa sürdürür gördüğüne. Nihayetinde yaşam. Giyim, kuşam. Bulduğunu tüketir birer goşam. Ne yetinir bulduğundan. Ne fark eder doyduğundan. Herşeyin yenisinden. Daha çoğundan. Bu günkü olanlar. Yarın gelince ne olurlar. Bilmez hayatın falını. Kızınca kırar fincanı. Sıkılır canı. Tutar figanı. Bu günün var bir de yarını. Toplayarak git önünü, arkanı. Güngelir hatırlatır zamanı. Görünce hatırlarsın hatanı. İş işten geçer, baki sanma bu hanı. Kimi satar. Kimi alır. Her yeni gelen gördüğüne bakar. Canım gülüm diyenler. Güngelir ne seni hatırlar. Ne sözüne bakar.

Yaz der yazarsın kalemin. Kim hangi haftada ne çeker gönlün. Bir masal gibiydi geldi geçti ömrün. Unutuldu dünden kalan sözün. Ne akıtır yaşını gözün. Gamsıza gün doğar yürüyün. Tutun kollarından düşmeyin. Dağ, taş, dere, tepe. Sığmaz yaşadıkların bir küpe. Anlatılanlar olmaz kulağa küpe. Gelmeyen gelmesin varsın ipe, sapa. Şişenin ucundaki tıpa. Çekince fışkırır içindeki etrafa. Sen sen ol, menfaate olma kul. Hayat yolunda mektep çok. Okumayana cahillik çok. Deme sakın bu sözlere karnım tok. Açlık dağılmış. Günlere yayılmış. Her gün kapını çalarmış. Varsa doyarmış. Yoksa bakarmış. Ayır varsa bu günden yarına.Zeval gelmesin olaki canına. Sen git doğru yoluna. Helalinde girsin boğazına. Örnek olsun yeni nesillerine.

Duralım, mola verelim. Arada bir fıkralara bakalım.Nelerden bahsetmiş vakıf olalım.

Sendeki Alacağım Başka

Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken eski tanıdığına rastlar.
Adam vaktiyle Hoca’dan borç para almış; ancak ödememiştir.
Bu sebeple de pek ortalarda görünmemektedir. Hâl hatır sorduktan sonra Hoca;
“Mehmet Efendi, benden aldığın borcun üzerinden epey zaman geçti. Haydi artık öde de kurtul.” der.
Mehmet Efendi ezilip büzülür. O sırada yanlarından geçmekte olan bir adam Mehmet Efendi’ye acır ve onu Hoca’nın dilinden kurtarmak için;
“Hoca, sen onu bırak. Esas borçlu benim.” der.
Öfkelenen Hoca münasebetsiz adamı uyarır: “Sendeki alacağım başka, o biraz dursun. Benim bundan alacağım var. Ben onu istiyorum.”

Sözümüz söz olmalı. Sözümüz sözünü zamanında yerini bulmalı. Sözümüzden kaçmamalı. Nerede ne zamanlı. karşımıza çıkar ne belli.?
El elden kaçar. El bulduğunu etrafa saçar. Ele kanan kalınca naçar. Aval, aval etrafa bakar. Her gördüğüne karışanlar. Kendisi için savunacak bulamazlar. Atılır taşlar. yarılır başlar. Çare olmaz akan yaşlar. Sen sen ol derler gardaş. Sözün söz olsun sırdaş. Yola en iyi yoldaş. Aklın sana fikirdaş. Kendin kendine danış. Baktın olmuyor bu yarış. Önce kendinle barış. Bırak gitsin yolunda karış, karış. Güngelir görünür yolun sonu. Yavaş, yavaş, tanıdın onu, bunu. Hızlı giden belki karıştırdı sağını, solunu. Unutur yol başlarında gördüğünü. Anlamaz ne tez o yoldan geçtiğini. Özümsemeli her özümüzü. Düşünmeli yarın için her iki gözümüzü. Yaş akıtan çok olur, bulamayız silenimizi. Hep hatırlayalım birbirimizi. Güzel görelim kaderimizi. Güzel bulalım yarınımızı. Bu günden yarına çalan sazımızı. Güftelerle süsleyelim türkümüzü. Hoşlayalım, beşleyelim hepimizi.

Uzatmadan keselim. Bıktırmadan bitirelim. Az söyleyip, çok anlatalım. Her zaman etrafımıza bakalım. Dostlarımızı unutmayalım. Arada birde hal hatır soralım. Kısa gün tez gelir, çabuk geçer. Her insanın başına bir gün aklar düşer. Bu gün böyle diyenler. Yarın nerede, neler görürler. Kimi tanınırlar. Kimi unutulurlar. Bir güzel anı, hoş sohbetler. Kimbilir nerelerde neleri hatırlatırlar. Yok olmaz öyle deme. Başını kuma gömme. Kaldır bak kendine. Ne tarafa düşmüş ayna. Bu gün geçer dersin çal, çal, oyna. Durup birde kendine baksana. Yollar bakar sana. Kimi içine, kimi dışına. Sal kendini güzeliklerin içine. Tatlı dili, güleryüzü, kat kendine. Bakma başkasının anlayıp, anlamamasına. Bilirse ki gönlün hakikat dostuna. Nazı geçer isteğine, arzusuna.

Yarınların bekledikleri, iyilerle karşılatırsın sizleri.

Muhabbetle kalın

Güven Gürbüz
23 Nisan 2023
Şebinkarahisar / Ankara.