VER KARAR, AL KARAR, KİME YARAR?

VER KARAR, AL KARAR, KİME YARAR?

İki teker üstü. Hayat kime küstü? Teker yüzüstü. Taşımaz oldu yerüstü.
Kimi kim taşır? Kim kim ile yarışır? Kim kaybeder? kim kazanır?
Kim ne derse desin. Zararın neresinden dönersen kardır.

Yalan ile, dolan ile. Bülbülde küstü güle. Söylenen dilden dile.
Halt ettiler. Hepside dürüsttüler. Ne gam, ne keder. Hepsi kapıldı yele.
Dümdüz oldular. Eğrileri doğrultular. Yağdı yağmurlar. Döndü sele.
Ne sitem oldu. Ne hitam. Ne havadan. Ne sudan.Geçen ömürden. Döndü küle..
Savrulda git, rüzgar ile. Gökten yağ, yağmur ile. Toprakta gelsin dile.

Çalıştık, didindik. Kimlerle, neler yaşadık. Bir altta kaldık. Bir üste çıktık.
Bazen kaybettik, Bazen kazandık. Hesap, kitap yaptık. Altta kalanı hesaba katmadık.
Önümüzü gördük, arkamızı döndük. Arkamızı önümüzde bulduk. Aval, aval da baktık.
Gelir, geçer. Bir fırtına gibidir. Gece gündüz eser. Uçanı gördük. Kaçanı tuttuk.
Ne çabuk geçmiş zaman dedik. Yüz yüze geldik. Bizde bumuymuşuz dedik. Hepten unuttuk.

Hoca Nasrettinin yolu nere düşmüş. Ne almış, ne vermiş? Ne demiş, ne söylemiş?

Tokadın Bedeli

Günlerden bir gün adamın biri Nasreddin Hoca’nın ensesine bir tokat atar.
Hoca da adamı tuttuğu gibi Kadı Efendi’ye götürür. Hoca;
“Kadı Efendi, bu adam bana tokat attı. Şikâyetçiyim.” der.
Tokadı atan adam Kadı Efendi’nin tanıdığı çıkınca Kadı Efendi kararını verir ve şöyle der:
“Tokat atmanın bedeli bir akçedir. Ver de kurtul.”
Adam bir akçeyi getirmeye gider ama bir türlü gelmez.
Beklemekten sıkılan Hoca kalkıp Kadı Efendi’nin ensesine bir tokat atar ve ardından cevabını veriverir:
“Kadı Efendi, adamın parayı getireceği yok. Getirirse de sana attığım tokadın cezası olarak alıverirsin.”

Düşünürüz. Taşınırız. Kafamızı ne çok kaşırız. Kendi kendimizle yarışırız.
Hangimizin hangimize sözü geçmez? Kendimizi tutamayız. Keli görünce yapıştırırız.
Ne çare bulunur? Kimden ne umulur? Kime ne deriz? Kime ne söyleriz?
Kele saç neden bulunmaz? Ele niye çare olunmaz? Al savrul. Ver kurtul. Nasılda çözeriz.
Gidenler bulunmaz. Çaresizlikten çare olunmaz. Kendi içimizde büyüyen küçülmez.
Çarpar duvara düşünceler. Bir o yana, bir bu yana. Yine meseleyi bizler çözeriz.

Hak biliriz. Hakkı, haktan öte geçilmez. Hakkın önemi yaşanmadan bilinmez.
Hak bilmez isen, gelmez bir araya iki yakan. Yersen haktan, alırsın yerini sondan.
Ne gözünüzün yaşına bakan. Ne olur hal hatır soran. Hepsi bir ırmağın gözesinden.
Şarıl şarıl akan, bulunmaz bir gün akan. Doldur göğsünü imandan sevgiden.
Kim bilir, kim duyar.İyilik yap gelir yarar. Kötüye kanma zarar.Olmaz iyisi o zaman senden.

Neler kısaldı. Neler uzadı? Nelerden neler kaldı baktığımızda geri?
Yazmanın bedeli. Yoktur bir ederi. Unutturmaz derdi kederi.
Kimi doğru, kimi eğri. Sil kafandan tüm olumsuzlukları.
Dar eyleme zihnindeki geniş düşünceleri. Sal enginlere.
Kanma zenginim diyenlere. Kulak ver fakirlere. İyi dinle söyleninleri.
Bu gün olan yarın bulunmaz. Yarınlar aslından sayılmaz. Yırtıpta atma kopyaları.

Huzur huzurda. Huzur içimizde. Huzura bulunmaz kusur. Huzur göğüs kafesimizde.
Varız. Varlardayız. Varlarla bir aradayız. Varlık ibaret. Kendi haysiyetimizde.
Onurdayız. Onurluyuz. Onurlularla aynı saftayız. Onur şeref. Kendi benliğimizde.
Yaşam bizimle. Biz yaşamla. Bu gün burada. Yarın orada.Bizdeki sır bütünlüğümüzde.

Ver karar. Al karar. Kime yarar. Dosta yarar. Düşmana zarar.
Uzun gelmesin bu kadar yazdığım yazılar. Bir gün işe yarar.
Söyleyene değil, söyletene bakılır. Sanmaki yazılanlar unutulur.
Yazanlar gider yazacaklar gelir. Hak, hukuk, adalet yerli yerini bulur.

Hakkı hak bilenlere, sevgilerle..

Güven Gürbüz

25 Şubat 2023

Şebinkarahisar / Ankara

AKILDA DENK, FİKİRDE AHENK.

AKILDA DENK, FİKİRDE AHENK.

Şans, talih, kader, kısmet. Bir uzun yoldur. Yoldandır.
Yağarsa yağacak gökten rahmet.Yoldan yol açan. Yaradandır.
Yolların sonu olsun selamet. Hepsini bir araya getirmek. Mevladandır.
Bilinmeyende giz, gizem. Sahneye davet. Dua etmek. Çıkaracak yaradandır.

Ne verirsen elinle. O’da gider seninle. Akılda denk. Fikirde ahenk.
Seversin, sevmezsin. Gelen önünde, giden arkanda. Sende bakarak.
Yersin, yemezsin. Tadına da bakar geçersin. Hatır bilerek dersin.
Kalır izleri sende. Yanılır da herkesi kendin gibi görerek.
Kimi atar söyler, Kimi tutar söyler. Açıpta gözünü bakarak.
Aklınla alaymı edersin. İstersin ki birbirine denk gelerek.

Bekleme boşuna. Herşey gitmeyecek hoşuna. Baharına, kışına.
Ne karlar yağar erir. Ne yağışlar düşer. Dolar derenin yatağına.
Toprağı alır süpürür, taşları söker götürür. Katılır sellerine.
Yaşam, etmez sonunda bir goşam. Avucunda tuttuğun. O’da bu gün.
Erir gider her ne varsa. Tutamadığın zaman. Her gün üç öğün.
Bu gün doyar, yarın bakarsın. Kendinden başkasıdır göremediğin.

Hoca Nasrettin sofra başından seslenir. Dillendirir de dillendirir.

Tuzun Sayesinde Aklımız Denk Oldu

Nasreddin Hoca tuzlu yemekleri sevmezmiş.
Olacak bu ya hanımı da bütün yemekleri tuzlu pişirirmiş.
Bir ziyafette, önüne konulan çorbaya bol bol tuz atmaya başlar.
Sofradakiler şöyle bir bakarlar Hoca hiç de tuzu bırakmıyor.
Bunun üzerine içlerinden biri; “Hocam, yemeklere çok tuz atma, aklı geriletir.” der.
Hoca, sakalını şöyle bir sıvazladıktan sonra, adamın yüzüne bir bakar ve;
“Efendi efendi, tuz yemesem benim aklım herkesin aklıyla nasıl denk olabilir?” der.

Hayat alıştırır bizi. Yoktur ikizi. Ne şununla, ne bununla. Kimi bulursa onunla.
Kim iyi geçinirse sever onu. Dinlemezsen büker boynunu. ilgilen huyuyla, suyuyla.
Çalışmazsan aç kalırsın. Uyursan kalkamazsın. Tren kaçar bulamassın. Herşey dengiyle.
Dinle büyük sözü. Doldurma yaş ile iki gözü. Kimi görür bakmaz. Kimi iter elinin tersiyle.
Her söze kanma. Çoktur dünyada avutma. Bu gün var der, yarın yok. Kalır gülen yüzüyle.
Bir daha göremezsin. Kendin gibi sevdiremezsin. Sende varsa herkes görsün gözüyle.
Yalan yok desin herkes bildiğiyle. Herkes ne derse desin. Bırak gerisini mevlaya.

Kimi yaşar görür. Kimi aşar bulur. Kimi koşar yürür. İstikamet bellidir.
Soran çok olur memleketin neredir. İçimdedir. Kalbimdedir. Atalarımın geldiği yerdedir.
Ne ekini, ne tütünü. Bitirdiler. Geçirdiler ömrünü. Şimdi ebedi yerlerindedir.
Söz dinlemezse küçüğü. Laf söyletmezse büyüğü. Yaşam sonunda görüp göreceğindir.

Kimi gelişir büyür. Kimi uyuşur görür. Kimi bilişir, gelişir. Akıl ile yarışır.
Nesiller hep büyüdükçe gelişir. Geliştikçe büyür. Bir gün geçmiş ile karşılaşır.
Anlatır anlatacaklarını. Çağırır anlaşacaklarını. Çağrılar ile Çağrıştırır .
Bu günden yarına kimbilir neler anlatır. Kimini uyutsada, kiminide uyandırır.

Yazdıklarımızdan yazı olur. Kiminin elinde sazı olur. Kimine ses olur. Kimine sus denir.
Unutmayalım ki tarihe not kalır. Bu gün olmazsa yarın bakılır. Nice akıllılara söylenir.
Akıl ile yarışanlar hep kazanırlar. Memleketide kalkındırırlar. Taşı toprağı bayındırlaştırırlar.
Yeterki çok olsun yoldan yol açanlar. Nesilleri ile buluşanlar. Sarılıp koklaşanlar.

Haftadan Ay olur. Gün kısa, akşam olur. Aydınlıklar içimizde. Karanlığıda aydınlatır.

Aydınlığın yolunda koşan tüm insanlara,

Sevgilerle saygılar..

Güven Gürbüz

18 Şubat 2023

Şebinkarahisar / Ankara

 

ACI VE ELEM. BİLMEM NASIL SÖYLESEM.

ACI VE ELEM. BİLMEM NASIL SÖYLESEM.

Asrın felaketinin ardından gözyaşları sel oldu aktı. Canlar toprak oldu. Çocuklar yetim kaldı. Bir çoğu kurtarılamadı.Sakat kalanlar, yaralanlar, evsiz barksız kalanlar, aç, susuz, üst, başsız yok, yoksul.Söylemlerimizle, yapılanlar, yapılamayanlar, soru işaretleri ile gündemin en tepesinde kaldı.

Ülkemizin ve insanlarımızın üzerinde derin izler yaratan deprem olgusu, yıllardır bilinen, söylenilen, konuşulan ve her nedense etkilerine karşı savunma alanlarının geliştirilmesi ve yapılaşmalardaki hayati unsurlara etki edecek faktörlere karşı aksiyon planlarının tam anlamıyla hayata geçirilemediği acı gerçeğini bir kez daha yaşadık ve gördük. Hayati yaşam alanlarımız üzerinden tasarruf olmayacağını, yatırım alanlarının bu kaynaklar üzerinde aktive edilerek, dayanıklı yapı stoklarına ağırlık vermenin önemi artmıştır. Japonya örneği ile dünya bunu kabul etmiştir.

Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından yardım elleri ırmak gibi aktı. Gelişmiş cihazlarla arama kurtarmalar gerçekleştirildi. Medya sahada an be an canlı yayınla felaketi görüntüledi. Sahada görev alan akutçularımız, madencilerimiz, STK lar, güvenlik güçlerimiz başta olmak üzere A dan Z ye tüm unsurlar ayakta, gece, gündüz demeden görev aldılar. Halkımızın her bir bireyi depremzedeler için yardım elini ne kadar uzatabilirse o kadar uzatmaya çalıştı. Yek vücut olduk. Kenetlendik. Birlikte tüm zorlukları aşacağız. ‘

Memleketimiz Şebinkarahisar’ın merhamet ve şefkat dolu elleri, asrın felaketinde üzerine düşen insani görevinin bilinciyle hareket etti. Sivil toplum kuruluşlarımız hep birlikte hareketle, yardım malzemeleri, teknik ekip, ekipman, deneyimli insan gücü ile sahada yerini aldı. Vazifelere koştu. Destek verdi. Vermeye devam ediyor. Şebinkarahisar İlçe Jandarma Komutanlığında görevli kahraman komandolarımızı, deprem bölgesindeki çalışmalara destek olmak üzere Kahramanmaraş’a uğurlandı.Şebinkarahisar Kaymakamlığı ve Şebinkarahisar Belediyesi organizasyonunda gerçekleştirilen yardım kampanyasında hazırlanan TIRLAR deprem bölgesine gönderildi.Şebin’de bir Rezidans bina depremzedelerin kullanımına sunuldu. Şebinkarahisar Kaymakamlığı koordinesinde deprem bölgesinde depremzede’lerin zorlu kış şartlarında ısınma ihtiyacını gidermek için 1 adet odun yüklü tır Deprem Bölgesi’ne gönderildi.vs.vs.vs.. Daha bir çok faaliyetlerle insani görevler yerine getirildi, getiriliyor.

Yıldızların altındaki çığlığımızdı bakışlarımız.
Yıldızlar kayboldular. Sakladı hepsini gözkapaklarımız. Ne kadarda masumuz.

Bir resime bakarak yazmak geldi içimden bir çift söz. O’sözü düşündüm sonra. Evirdim aşağıya, çevirdim yukarıya. Girer belki dedim bu yazıya.

Yıllardır bakarız. Çığlığımız olur bakışlarımız. Gökyüzüne uzanırız. Yıldızlara bakarız. Yıldızların biri kayar, diğeri çıkar. Bazen o kadar çokturlar. Sayılamazlar. Saydırmazlar. Sayamadan daha kaybolurlar. Çok yüksekteler. Uzanamaz eller. Ulaşamaz sözler. Beynimizden fışkırırcasına çığlıklar. Gecenin karanlığına karışırlar. Çok şeyler anlatırlar. Kelimeler kendi alfabesinde yazılanlar. Sözler kainatın içine kazınanlar. Daha önce hiç bir kitapta yer almamış şiirler. Manzumeler. İnci tanesi gibi her birileri. Yıldızlar kayboldular deriz. Kapanır göz kapaklarımız. Kendi içimize saklarız. Düşündüğümüzde şöyle bir. Düşündüğümüzüde söyleyememekteyiz. Kaybolup giderken yıldızlar, kapanırken gözdeki kapaklar, birde kendimize bakar.Sakladı hepsini gözkapaklarımız. Yalvar, yakar. Sonunda en son karar. Ne kadarda masumuz…?

Yaşamın içerisinde bizler. Yaşamın gerekliliklerini ister, bekler. Bize bizden beklediklerimizi esirgeyenler müsebbibleridir.İnsana insanca yaşamı hak görmek vicdanında bir parçasıdır. Merhamet, şefkat tohumlarının meyvesidir. Ekilen yerde biter. Suladığımız her bir gün yarına yeşerecek bir filiz gibidir. O filizler bizim geleceğimizdir. Geleceğimizi bizden çalmasınlar. Aklını başına alması gerekenler almalı. Adımlar ertelenmeden atılmalı. İnsanların yaşam alanlarında insanca yaşaması için tüm gayret ve çabalar konmalı. Olaylardan ve insanlardan ders alınmalı. Hayat dersinin tekrarı olur ama hayatın dönüşü olmayabilir. Hayata değer, insana değer. Her zaman var olsun. Önce insan diyenler.

Bu günden tezi yok önlemler alınmaya başlansın.Gelecekte de inşallah bir daha böylesini bir felaket görmemek üzere karar alıp, bu kararı uygulamak üzere aksiyonlarla birlikte harekete geçilsin. İnsanlığı ve insanları düşünen yöneticilerle birlikte elele vererek geleceğe emin adımlarla yürünsün.

Depremde hayatını kaybedenlere allahtan rahmet, geride kalanlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm yardım ellerinin sürekli uzatılarak, bu zorlu sürecin aşılmasında destek olunması gerekliliği aşikar olmuştur. Devlet millet elele vererek tüm zorlukları aşacağız. Allah felakete uğrayan halkımızın yar ve yardımcısı olsun.

Güven Gürbüz

11 Şubat 2023

Şebinkarahisar / Ankara

MANA SÖZDE, GÖREN GÖZDE. ARAYAN NEREDE? “

MANA SÖZDE, GÖREN GÖZDE. ARAYAN NEREDE? “

Evlerden ev olur.Yanar sobalar. Tüter bacalar.
Ne bilinir. Ne görünür. Evin içindedir odalar.
Sözden söz olur. Bir oda bölünür, iki göz olur.
Her şey kendi içinde. Ne bilinir. Ne görünür.
Hayatın yeni güne açılan her perdesinde.
Doğa bir yanda, insan bir yanda.
Gece bir yanda. Gündüz bir yanda.
Biri diğerini bulur kaçar. Kaçan gelir, bulan gider.

Yaşam bir hengame. Sen ararsın, sen bulursun, kime ne?
Umduğunu zannetme bulduğun. Elbet vardır bir unuttuğun.
Arayıpta durduğun. Senden sen olur bir günde.
Sorup sormalı. Ne sorduğunuda iyi bilmeli.
Halden hale düşer insanoğlu.Halden anlayan insan halden hale girendir.

Nicedir geçen, arayıpta bulunmayan. Seçtikçe seçen, seçtiğinide unutan.
Ömür sayfasında her yazılıp, çizilen.
Seslenirler hafızandan. Hem geceden, hem gündüzden.
Işıkların çaktığı andır kimi zaman. Dem vurduğunda yalnızlığından.
Kendinle başbaşa kalıp sorduğundan. Ne kadar geçmiş kimbilir zaman.
Hiç ummadığın anda seni bulan. Senden bir günde sen olan.
Yine düşünen sen. Arayan sen. Bulan sen. Düşüncelerinin içerisinde yuvarlanan.
Kendi kendine, kendini kazandıran. Mana sözde, gören gözde.
Arayan nerede? Senden sen olur bir günde.

Hoca Nasrettin’de bakın ne deyiverir.

Uykumu Kaybettim, Onu Arıyorum
Gecenin ilerlemiş bir saatinde Nasreddin Hoca,
Sokakta gezerken bekçiler tarafından yakalanır ve sorguya çekilir:
“Efendi, bu saatte sokakta ne arıyorsun?” dediklerinde,
Hoca gayet olgun bir şekilde; “Uykumu kaybettim, onu arıyorum.” deyiverir.

İyiden,kötüden.Yarardan,faydadan.Kardan zarardan.Ne gelirse senden.
Akıl fikir nereden? Biri oradan, biri buradan.
Öğünü vermez derler Öğüdü veren. Öğüdü tutan bilir geceden, gündüzden.
Yaşam ibaret bir bilmeceden. Çözmesi senden.

Bilgidir biriktirdiğin. Düşüncedir yoğurduğun.
Arayıpta sorduğun. kendinde bulduğun. Eksiğin, noksanın.
Biri diğerinden daha fazlan. Hepsi senin hamurundan.
Saçtada pişersin. Fırına da düşersin. Islatılıp ıslatıp sofradasındır.

Ne oldum deme sakın. Ne yaptı isen sendendir.
Aklın senden yana olmalı. Duvar bildiğine değil sana dayanmalı.
Hazinenden beslenir bilgi ile. Çoğalır seninde gösterdiğin ilgi ile.
Bütünleşir ruh, akıl, beden ile. Yeşerirsin gönlündeki sevgi ile.

Çayır, çimenler, ovalar, yaylalar. Sırtını dayadığı vardır dağlar.
Kara kışta karlara bürünen dağlar. Baharın coşkusu ile şenlenirler.
Çöl sıcaklarında eriyen karlar. Bağrından çıkar,derman olurlar.
Yaşam doğa ile kaynaşır. Geldiğimiz yer aranır. O’da bulunur.
Memleketin ılgıt, ılgıt, esen rüzgarı. Yüreğimizi ferahlatır.

Gönülden muhabbet, sevgiden doğar.
Sevgiyi muhabbete katanlar.
Eski değil eskimeyen dostlar,

Hepinize sevgi ve muhabbetle.

Güven Gürbüz

15 Ocak 2023

Şebinkarahisar / Ankara