Maziden kalan resimler..

guvng-2

Maziden kalan resimler..

Kıyıda köşede kalmış, bir tarafı sararmış. 

Biraz küf, biraz  nem, maziden kokusunu vermiş.

Siyah beyaz  rengini  tam  yerinden yakalamış..  

Gönül  sayfasında şimdi  en güzel  yeri  kapmış.. 

Elimdeki   resim  pekte masum bana bakıyor…

*

*Resimlerde  saklı  şimdi anılar,  hep  genç kalmış,

Bakınca  saçlara, ne  azalmış, nede  aklaşmış..

Hep aynı taraftan ah, ah.., pekte güzel  taranmış…

Elimde bir garip resim , beni  unutma  diyor..

**

Hatırlayınca bakışlardan bak geriye kalan,

Aslı kağıt parçası, masum gülüş, candan bakış..

Gözlerde şimdide  iki damla yaşa karışmış..

Elimde şimdi resimler  maziden sesleniyor..

***

Demlikte kaynayan çayların  buharı gibiydin.

Buram buram tüterken ah, hayat  içip geçmişsin..  

Bir kuru resimde  şimdi bak, hep bakar durursun.

Elimde resim maziden  bakta hatırla diyor..

****

Duvarı nem  yorar, insana  gam salar, anlarmış…

Mazide kaybolunca  bir gün,  bir varmış, bir yokmuş..

Tanrının verdiği mühlet resimlerde kalmazmış..

Elimdeki  resim  soldu, bir masal oldu diyor..

 *****

Güvenim derki  kalamazdık ya hep yerimizde..

Zaman çalardı hep kapıyı  her an yanımızda..

Ne vardı sanki, resimlerde bir  canlansaydı da..

Elimde resim kayboldu,  zaten hiç yoktum diyor..

******

Gönül derdin, Gönül  bir gün bir  gün elbet  solacak..

İnanki söylerim, elbet bir gün  toprak dolacak..

Ölürsem fatiha, kalırsam hatıra diyecek…

Elimde resim, arkasında yazı ,  işte  diyor..

 

Güven Gürbüz

Şebin Medya Genel Yayın Yönetmeni

  13.09.2012

GEMİLER VE DENİZLER…

GEMİLER VE DENİZLER                       

 

Sessizce bir gemi geçiyor hemen yakınımdan..                                    

Yelkenleri yorulmuş rüzgara kucak açmaktan.                                      

Bir çığlık kopuyor bir çığlık, sancak tarafından..                                   

O da ne..? demeden daha, meğerse bir kargadan..                                          

 

Dalgalar sahile vurmuyor artık. bitkin düşmüş..                                    

Sahilden insanlarda kaçmış. kirliliğe küsmüş..                                      

Aramış şair, zihninde  güzelini yaratmış..                                              

Küçücük takalarıda, aslan yapıp kükretmiş..                                         

 

Ne hayallerim vardı diyor, küçük gemilerden.                                       

Takalardan boynunada, birde zincir yapmaktan..          

Lodosta, denizde dalgalara galip gelmekten.                                       

Bir sahil kasabasında birde sabahlamaktan….                                      

 

Gemiler sessiz, dalgalar fersiz, dağlar güneşsiz..                                             

Vurdum duymazın biri ne gamlı, nede kedersiz..                                   

Gemileri taşlamakta. Saf, bak pekte insafsız..                                      

Bulanmış zihni, kararmış aklı, bir de çaresiz..                                        

 

Gemiler geçiyor bak, dumansız, bacasız,sessiz..                                             

Gemiler ağlar, sorar, neden buralar limansız?                                       

Dalgaların takati kalmamış deniz ortasız..                                             

Ortasında denizlerin balık tutar oltasız..                                    

 

Denizler yutmuş,kaptanı, gemisini. görünmez..                                     

Tayfalarda kaptan olmuş, kaptan gören bulunmaz..                                          

Denizin dibinde kaptan, demir olmuş bırakmaz..                                              

Denizler ağlamaz, kaptanlarda asla sızlanmaz.       

 

Sessizce giden gemiler bir araya geldiler..                                           

Kulakları duymaz, gözleride görmez olmuşlar..                                     

Karga öttü, kanadı koptu, düştü,koşuştular..                                        

Sular coştu, dalgalar coştu, karga kartal oldu..                                    

 

Solucanlarda uçar, uçar karganın ağzında.                                           

Birde bakmışsın ki gemilerin güvertesinde                                           

Ne ensesinde, ne gövdesinde, en tepesinde                                        

İki satır sözdür oturur göğüs kafesinde                                    

 

Öttür düdüğü küçük sende, denizlerde takam..                                     

Sen öttürdükçe de çok olur hepten sana bakan..                                             

Denizlerde coşar, sahilde de çiçekler açar..                                         

Gemilerden güzel kızlar bakanlara el sallar..                                         

 

07.09.2012

Güven Gürbüz                                     

 

GÖNÜL KERVANI

 sebinc

GÖNÜL KERVANI

Yine duman sardı dağlar başını..

Unutmam dedi giderken sılamı.

Dizildi yollara gönül kervanı.

Silen olmadı gözdeki yaşını.

*

Seçildi gurbet de, seyran eylendi..

Yalan dünya çiğnendi de geçildi.

İlk durak…. Dağıldı gönül kervanı.

Yutulmadı, boğazda düğümlendi.

**

Kimi kurdu sofrayı çimenlere,

Kimide kaldırmadı düşenleri.

Ahde vefa bilmez gönül kervanı.

Menfaate kul hep, derbederleri.

 ***

Yüce dağlarını sis duman sardı.

Ekmek bulamadı da darda kaldı.

“Nerede..?” der sorar, “Gönül kervanı..?”

Çaldı tüm kapıları. Açılmadı..

 ****

Nasihat….” Dedi erenlerin biri,

Delikanlım bilmez ki durur geri.

Unutma..” der  “..bizim gönül kervanı

“Unutur aslını şöhretlileri..”

  *****

Çomak medet, durdurur tekerleri..

Kırar ne hınzır, gülü tikenleri..

Yetiştiren..” demez, gönül kervanı.

Kurur..,Dağılır.., Biter yaprakları.

 ******

Aklın başına al yolma saçları.

Sev, terketme memleketi , dostları.

Yine geçer nice gönül kervanı.

Getirmez geriye geçen yılları.

 *******

Güven Gürbüz

20.09.2011

Şebin Medya Genel yayın Yönetmeni

MEMLEKET

IMG_20140118_114611

MEMLEKET

Bir yanımız sıla oldu, bir yanımız gurbet..

Açtık dört biryanda çiçek gibi demet demet.

Ana, baba, bacı, gardaş düştük yola Ahmet.

Geldik şehirli olduk, bittik sılada kaldık..

 

Sarıldık boynumuza hayale daldık Ahmet.

Düşündük sonra, boşamıydı çekilen zahmet..

Ne zaman yağacak diye beklerken hep rahmet.

Bir güneş gibi doğdu zihnimizde memleket..

 

Bahar idi, Bulutlarla dolu dolu olduk..

Hatırladık “Nerede?” diye sılayı sorduk.

Tutmadı kol, ne kanat, ilk basamakta kaldık.

Nefes durdu, zihin bulandı, hayale daldık.

 

Geçti yıllar, göçtü dostlar, yok arayan soran…

Zemheri ayında yolları tutar kar boran..

Hayırsız, vefasız kimi, yok hal hatır soran.

Görmez ince mintanlıyı sırtı kalın olan.

 

Ne demişler “Tırnağın varsa başını kaşı..”

Kemale ermiş yaşı, yapar sevgiden aşı.

Tutar fidan yeşerir, eğilmez asla kaşı..

Güçlü olur hep, çıkar suyu sıkınca taşı…

 

Yaşanır hayat bu, daldan dalada taşınır.

Ömür dediğin yol gibi aştıkça aşınır..

Kapanır bir gün gözler, ruhumuzda taşınır..

Hayırlı insan, hayırlarıyla yaşatılır..

 

Çok görmeyin dost, Dereden tepeden bu sözler..

Atadan eser, duygudan doğar, gözden akar…

Ya mendil siler, ya kol yetişir, yada bakar…

Memleket sevdasıdır bu gönüllerde yaşar…

 

28 Haziran 2011

Güven Gürbüz

www.Sebinmedya.com

Genel Yayın Yönetmeni

YAŞLILAR HAFTASINDA

Gel basayım diyemeden bağrıma, Bir ağrı gibi girdi sol yanıma,

Gençlik sızısı imiş, şerbeti tatlı, vakti dardaymış, selam almadan verdi geçti…

Mektep dediler geleceğe merdiven, dayan yüreğim dayan, çok gezenmi bilirmiş, yoksa çok okuyan..?

Koşa koşa nede çabuk geçtik bu yoldan.

Saçlar ağarmış, yüz kırışmış, meğerse ömür yaşamla yarışmış..

Günler aylara, aylar yıllara yapışmış..takvimin yaprakları geceyle gündüze karışmış. şimdi kimbilir nerelerde okunmaz olmuş..

Aç desem gül yüzünü gençlik baharını göreyim, o siyah saçlarına kolonyalar süreyim.

Nede tez küstün bana, soracaktım daha, küçüklüğümü rahmetli ana ve babama…

25 indeydim.. bu adam yetim kaldı. Küçük oğlum daha kırkıncı günündeydi..

Bir akşam vakti, Anam ile gençliğim bu dünyadan beni terk etti..

Dediler allah sevdiğini çabuk alırmış yanına, anam hakkını helal et diyemedim sana..

Yirmibeşinde bir baksana.  Gücün var ise gelde ömür gelde beni bir tutsana…

Kanatlandık gökyüzünde, Dere, Irmak, dağ, ova…

İndiğimizde yeryüzüne hepsi etmedi bir kova…

Tam dedik ki geldik tava…

Dostlar arkadaşlar yolları şaşırmışlar, çoğu hava civa…

Görünce hatırladılar…Saçıma başıma baktılar..

“Nede tez gocamışsın” dediler. Mor sümbüllü gönül bağımı kuruttular.

Çırpınırsın serçe misali, kalbimde sesin çıkmaz, etrafta kargalar hep konuşur susmaz.

Bu ömür gençliği bitirdi..Felek ömürden ömür götürdü…

Sevdiklerim bir gülücüğü mıdar etti..Boşuna ağarmadı, bulutlara baktıkça rengini beyazlattı…

Ah güvenim ah…

Yaşlılar haftasıymış bu hafta, hangi ada, hangi parsel pafta,

Aynı suyu içtiğin tasta, gençlik gitti diyorlar hepsi yasta, daha dur acelen ne…

Gülsün yüzün, açsın rengin, yaşlılıkta torunların birazda sana gülsün…

Sende bir ömürsün…yaşlılık ikinci çocukluktur..Nede olsa iki ayağının üstünde durursun..

Şükredelim mevlaya, getirdiği için bizide dünyaya, kimi uçakla, kimi yaya..

Ömür kanmaz renkli hülyaya.

“Gel sende yazma artık..Bitsin..” Deselerde, Alıp kalemi ellerine senide silselerde,

Mendilinide cebinden alsalarda, gömleğinin kolu yeter akan terini, gözdeki yaşını silmeye…

Yarım asır akmış, ömür cezvesinden, fincanın kulpu kırık, kenarları tırtıllaşmış,

Altıntaki tabağını beğenmez..Masa ters dönmüş , halı kıvrışmış..

Yaşlılık ömürle yarışmış..Nefesi yetmemiş birde tutulmuş…

Oğul demiş seslenmiş..Kimseler duymamış…Gecenin bir vaktinde rüyasına karışmış.

Adın güven, Olmasada seni gören. Bilir duyan, Hatırlar okuyan..

“Gönül bir gün bir gün solacak, İnanki söylerim toprak dolacak…….”

Diye yazıyor gençliğimden kalan bir arkadaşın resminin arkasında,

Bir diğerinde…” Yazı Yazdım satıra…Ölüm gelmez hatıra…..”

Yaşlılar haftasında yazdıklarım bir gram kadar olsada, ömürde daha yazılacaklar varsada..

Gönüllerde yaşadıkça gençleşiriz biz, limonu yine parmaklarımızla sıkarız.

Ne suyuna bakar yüzümüzü ekşitiriz, Ne tadına bakar yere atarız…

Mandalinaya nisbet, portakala kısmet, ömrümüzü sırtlanırız,

Yine dağ bayır aşarız…Bir pınarın gözesinden akar su oluruz,

Kürünün taşlarında yosun tutar el sallarız..

Ne küser, ne ağlar, nede yas tutarız…Kurarız ağaçların dallarına salıncakları sallanır,

Yakar mangalları tozu dumana katarız…Toplanır dostarımızla eski günleri yad ederiz..

Kısmetimiz varsa, birde nasibimiz, hep yine olmayanlarla paylaşırız..

Kim yaşlı derse onunla yine bileklerimizi sıvazlar güreşiriz…

Güneşe bakar güneşlenir, mehtaplı gecede gönül çiçeğimizle dertleşiriz…

Sağlıcakla kalın..Genç kalın…

Güven Gürbüz

www.sebinmedya.com

Genel yayın Yönetmeni

Cuma, 18 Mart 2011 13:09