Mektubum

Mektubum

Bilmem, ne yazsam, arzu halimi, mektubum sana.
Benden selam söyleyesin, hatırımı sorana.
sorup sual eden olursa küçüğümde bana.
Almaya nail olsun, büyüklerin duasına.

Gün görürler, gün geçirir, adına ata denir.
Bu günün varları, yarının yokları, fanidir.
Hatır gönül bil, kırma sakın gönlünü darılır.
Hayat dediğin su misalidir, akar, durulur.

Her gelen geçen bilir sanma, değer, kıymetini.
Sen artırırsın, neylersen, hürmetinle kadrini.
Kaybetme sakın, bırakma, sabrını, sebatını.
Şaşırtma yolunu, şeytan dürter, durur, nefsini.

Nefistir doymaz, uyar görmez, sahip çık fikrine.
Akıl, fikir ile düşünce, getirir kendine,
Sular gibi çağlar, akar dere, dolar bendine.
Yıkma bendini, kulak ver, bak gönlünün sesine.

Vardır bildiği yaradanın, verir nasibini.
Terketme, çok bulurum diye, şimdi ki azını.
Azimle çalış, sebatla buluş, tanıt kendini.
Her gördüğün, hep aynı telden çalmıyor sazını.

17 Aralık 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

Vakti zaman

Vakti zaman

Boşver, bitmez hayatın derdi, gamı, kederi.
Çarşı da pazar da bulunmaz bir metre yeri.
Ölçer, biçerler, bulamazlar, yoktur ederi.
Neresinden tutsan, elinde kalır bir yeri.

Ezelden gelir, tezelden bulur, adı, şanı.
Dün, bugün, yarın, çoktur bitmez vakti zamanı.
Medet kimde? tırnağın varsa, kaşı başını.
Bulamazsın, kimseden kimseye faydasını.

Kalmadı diyorlar arkadaş, eş, dost, akraba.
İtibar etmiyor kimse, edebe, hitaba.
Sözcükler şaşırdı, yazılsın hangi kitaba?
Mısralar sığdı, sığmaz dedikleri kalıba.

İçinde saklı, antika, eski plak kutusu.
Açana göredir, oradan gelir ninnisi.
Varlığın neşesi, doludur kıyı, köşesi.
Darlığı sorma, yoktur hiç suali sorgusu.

Güven der; arama birinde, bir diğerini.
Bulamazsın hiç, bir arada her ikisini.
Dağ dağa küser, kimse duyurmaz haberini.
Kıymet bilen azını, bulur sonra çoğunu.

10 Aralık 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

Hani nerede ?

HANİ NEREDE

Hani nerede? benim inci tanem, ümidim.
Yeşersin diye beklediğim, o’hayal tarlam.
Yine mevsimlerden, her aya düşen bir dirhem.
Bodur kaldı, büyümedi, yine düşlerimden.

Kuraklığına denk geldi, farkına varmadan.
Yazdan kalma sıcak günler, her bir sokağından.
Koşuşturan çoçuklara sor, hangi masaldan?
Çıkıp gelmişler, belli ki bak çığlıklarından.

Kalın kabuğuna sığınmakta tatlı badem.
Gece rüyalarımı süsleyen pempe düşüm.
Sizleri düşünmekte oldu bak, işim, gücüm.
Birlikte geçen, bir ömürde kalmadı izim.

Hani nerede? sayfası kırışmış defterim?
Bir sabah uyandığımda masadaki silgim.
Kalemim, defterim, düzgünü seven cetvelim.
Sizi tutan kimdi? bilseniz, işte ellerim.

Geç kaldılar, her bir güne şifa olacaklar.
Arama hiç. Filim misali bitti kareler.
Açma bir daha, bitti artık eski masallar.
Tozun bulutun içinde o’kaybolan yıllar.

02 Aralık 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

YORULDUK

YORULDUK

Yorulduk be hayat, yorulduk beklemekten.
Ha bu gün, ha yarın, derken, ne gelir elden?
Giden gidiyor, farkında değil ömürden.
Bekleten de yoruldu artık düşünmekten.

Yorulduk be cancağızım, yorulduk, yorgun.
Kömür ateşine attık, büyüdü yangın.
Ümitlerimiz den birer parça, her bir gün.
Anlayacak anlamadı, kimlere küskün?

Yorulduk be garibim, sen, ben, aynı yolda.
El salladık, el salladılar, her bir yanda.
Yollar kaldı bir yanda, bizler de bir yanda.
Sonu göründü, görmedi, dağlar başında.

Beklendiğini bilemedi bilecekler.
Yorgun düşürdü, farkına mı varacaklar?
Yol kenarından bakacak, hep soracaklar.
Beklemekten yorulana ne diyecekler?

Güven der, yorulduk be, yorgun, yorulmaktan.
Yorulduk her sorana, bir cevap vermekten.
Anlayacaklar da bir gün, yorgun düşerken.
Anladıklarının farkına varamadan.

23 kasım 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

NASİHAT DOĞADAN

NASİHAT DOĞADAN

Bu dağlar, taşlar, çekerde seni bırakmaz geri.
Sarar bir gün bağrına, kaplar toprağın her yeri.
Çiçekler açar, solar, börtü böcek, bayram eder.
Kanma dünya malına, bir gün canına tak eder.

Ey insanoğlu, salma kendini yaban ellere.
Bakmazlar hallerine, düşürürler dillerine.
Kanma yağlılara, şükret yediğin yavanlara.
Bağlanma yaz mevsimine, döner kara kışlara.

Kimler geldi, göçtü, hatırlanmaz oldu bak hele.
Zannetme ben unutulmam, kapılma akan sele.
Yağmur yeşertir, seller alır götürür, kim bile?
Söyleme ele, bakmaz hale, bak ocakta küle.

Bu dağlar tanır geçmiş mevsimleri, yazı, kışı.
Ara, bul, güzellikleri, memleketine taşı.
Vardır bilmediklerin, yol üstün de, pınar başı.
Dinmez deme, diner elbet bir gün gözünün yaşı.

Güven der; gelir, geçer, hatırlatır hep kervanlar.
Yalan dünya bu, ha bu gün, ha yarın, der oyalar.
Doğa ana söyler; yerinde durmaz bu kayalar.
Dağlar yarılırlar, yayılır, süzülür ovalar.

Güven Gürbüz
23 Ekim 2025
Şebinkarahisar Ankara