Gitme gurbete

GİTME GURBETE

Boynu bükük yollar, ‘Gitme’ der de tutar kolundan.
Dizleri tutmaz. Kim anlar? Sormaz ki hiç halinden.
Gören der; ‘Kim bir vefa görmüş ki gurbet elinden?’
Saz nereden? Söz nereden? Gitme memleketinden.

Yaylaların yolu uzar, yüksekçe den yüksekçe.
Tozu dumana katar, atlar, dört nala koştukça.
Feryadın olur, sesin çoğalır, kalbin sustukça.
Düşün de düşün, düşünen sen, memleket oldukça.

Ne ararsın deli gönül, çağlar dereler çağlar.
Arama boş yere, bitmez dünya da gam ve keder.
Eser acı poyraz, eritmez karlarını dağlar.
Büker garip boynunu büker, kim halini sorar?

Ne gezersin buralar da, bak viran olmuş bağlar.
Maziden ne eser, yerin de şimdi yeller eser.
Gazel olur toprağa düşer, kış olur kar kaplar.
Gelen göçer, gidenler unutturur, zalim yıllar.

Güven der hal bilenler anlar halsizin halinden.
Dökülür cümle aleme, ballı kaymak dilinden.
Dostlar meclisinde, söylenirsin hep bir ağızdan.
Her ne varsa vardır, ayrılma sen memleketinden.

20 Eylül 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar -Ankara

Kopuşlar

KOPUŞLAR

Kopuyor dalından, birer, birer, tutunanlar.
Kimin de ayva, kimin de nar, çeşit, çeşitler.
Güz gelende, düşer dalından sarı gazeller.
Hep bir ağız dan, ayrılık türküsü söylerler.

Kopan kopana, dalların da dalsız kalanlar.
Duymuyor kulakları, sağır, sessiz, rüzgarlar.
Bir gece içten çalınır ahşaptan kapılar.
Uğultulu gece, karanlıklara karışır.

Kopuyor yürekte, ateşten köz, köz, kor alev.
Düşüyor acı gönlüne, büyüyor koca dev.
Kopuş ki ne kopuş, neresinden bil ki velev.
Kalk ayağa der gibi vücut, beden de bir ev.

Kopuyor çığ gibi yamaçlarından dağların.
Hangi köhnemiş yıllarından kalma çağların.
Yazılan, silinen, bahtı bu kara tahtanın.
Devri, devranı, bahtların, sessiz kopuşların.

Kopmak ki ne kopmak bu, sonunda ayrılıklar.
İçine düşmüş düşler, dipten dipsiz kuyular.
Sallandıkça boş kovalar, yorulmuş çıkrıklar.
Tutmuyor, tartmıyor, yorgun, bitap düşmüş kollar.

03 Eylül 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar -Ankara

Vatan, Millet, Güçlü Devlet

VATAN, MİLLET, GÜÇLÜ DEVLET

Şahlanıyor yine dört nala bizim kara yağız atlar.
Kiminin rengi al kırmızı, kimi süt beyaz dan aklar.
Göklere kanat açarlar, enginden enginlere koşar.
Tarihten alır adlarını geleceğe yadigarlar.

Gökleri aştı, yedi düvel bakıştı, bakmadan şaştı.
Uzaya doğru bir yol alıştı. Dünya ya kuşbakıştı.
Teknoloji kızıştı. Kendi kendini aştı. Yarıştı.
Bulutları yardı. Çelik kubbeyi baş tacımız yaptı.

Güvenme sakın düşmana, değişir sabahtan akşama.
Azığını hazır et. Kazığa dikkat. Gücüne güç kat.
Türk oğlu Türk. Sabır, selamet. Kendi göklerine hükmet.
Dağlar, taşlar, iniler. Düşman uyumaz dinler. Hep nöbet.

Vatan. Millet. Güçlü Devlet. Elele. Koş, bekleme davet.
Vatanına göz diken namert. Alır yanıtını elbet.
Göklere uzanan yayı, çeker, ok yaparız semayı.
Şahinler izler gökte ayı, kartallar tanır dünyayı.

Demirden güçlüdür çelik. Biz ezelden beri hür idik.
Göklere zincir vuracaklarmış. Aslan gibi kükredik.
Akıl izan dedik. Zalime diz çökmedik. Hep çalıştık.
Atamızı da dinledik. “Türk, öğün, çalış, güven” dedik.

Gökten istikbal uzaya çıktı. Zalim mazluma taktı.
Mertlik bitti. Kalleşlik boy attı. Araya füze kattı.
Dünya seyretti. Gökten düşen ateş, neleri mahvetti.
Tarih sustu. Kimlere, kimbilir, neleri hatırlattı.

Güven der, zannetmesinler su uyudu, düşman uyuttu.
Zaman birlik vakti. Barıştan yanadır hep Türk’ün ahti.
Akıl, fikir, düşünce, yarıştı. Çelik kubbe oluştu.
Türk’ün gücü birleşti. Dünyanın kafası da karıştı.

28 Ağustos 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

YOL VE YOLCU

YOL VE YOLCU

Yorgun düşmüş yolcu. Yolun görünmüyorsa ucu, bucu.
Bildiği tek bir şey var. Her neresinden baksa sonuncu.
Yollar yorgun, yolcu yorgun. Kimin, nerede, hangi suçu?
Yollara düşen yolcu. Bakar ki yollar yollara yolcu.

Hayat yolunda bir garip yolcu. Fikir düşünde yolcu.
Kim nerede hancı? Baş tacı. Hancı da ömürde yolcu.
Bakma. Yolu açan da yolcu, Yolu uzatan da yolcu.
Yolu kapatan yolcu. Ara, bul, nerede ucu, bucu?

Adı dünya hanı misafir eder konanı göçeni.
Hangi yolcu varmış ki, dünya da yol almadan gideni?
Gidişinden belli derler, yolların halini bileni.
Halin iyi ise ten taşır, her nere gitsen bu canı.

Yoldan bilinen, hal ve gidişin çizdiği ince çizgi.
Yola düşen bilir, artar yol aldıkça çoğalan sezgi.
Yolun her nerede değişir, yolda belli olur rengi.
Yol yol da hiç aramaz dengi, yolcu arar bulur kendi.
Yola sorma kimdir bu yolun kurdu. Hep aşanlar buldu.

Güven der yorma kafanı sakın. Yol da sen, yolcu da sen.
Birlikte aşılır bu yollar önce haber ver sevgiden.
Hayat bir yol, sense bir yolcu, düşününce var bir ucu.
Bağlanılan hayat baş ucu, tükenen ömür sonuncu.

Güven Gürbüz
11 Ağustos 2025
Şebinkarahisar – Ankara

 

YALNIZ ADAM

YALNIZ ADAM

Bir vefa görmemiş, hangi birini söylesin?
Sırtında taşımış, hangi birini indirsin?
Susmuş, kenarda kalmış, hep içine atmışsın.
Yalnız adam, baktıkça sen her bir köşedesin.

Dert yükü demişler sana, sırtını dönmüşler.
El yerine mi koymuşlar? unutup gitmişler.
Adını koymamış, memleketini sormuşlar.
Yalnız adam, uzaklardasın. Nasıl görsünler?

Ha bu gün, ha yarın, derken, tez elden geçersin.
Hep kendine mi söyler, kendini mi dinlersin?
Derviş misalisin, her nerelerde gezersin?
Yalnız adam, her yerdesin. Niye bilinesin?

El kapısın da geçti ömrün, eller ne bilsin?
Sen çektin çilesini, zahmetini, ne dersin?
Sıvazlı sırtın.Okşandı başın. Ne anladın?
Yalnız adam, varmaz farkına yalancıların.

Hangi biri yokmuş, bakıp yüzüne gülmeyen?
Sessiz, sakin, gizli, sinsiden, kuyu kazmayan?
En yakının da değilmiydi kapıya atan?
Yalnız adam, her yüze gülene, sendin gülen.

Güven der bilen bilir, bilmeyene ne dersin?
‘Hak herkese hak’ diye bilen, beriye gelsin.
Söyleme sen. Yaradana havale edersin.
Geçti zaman, oldu yalan, bak, olmaz hiç soran.

Güven Gürbüz
29 Temmuz 2025
Şebinkarahisar Ankara