NASİHAT DOĞADAN

NASİHAT DOĞADAN

Bu dağlar, taşlar, çekerde seni bırakmaz geri.
Sarar bir gün bağrına, kaplar toprağın her yeri.
Çiçekler açar, solar, börtü böcek, bayram eder.
Kanma dünya malına, bir gün canına tak eder.

Ey insanoğlu, salma kendini yaban ellere.
Bakmazlar hallerine, düşürürler dillerine.
Kanma yağlılara, şükret yediğin yavanlara.
Bağlanma yaz mevsimine, döner kara kışlara.

Kimler geldi, göçtü, hatırlanmaz oldu bak hele.
Zannetme ben unutulmam, kapılma akan sele.
Yağmur yeşertir, seller alır götürür, kim bile?
Söyleme ele, bakmaz hale, bak ocakta küle.

Bu dağlar tanır geçmiş mevsimleri, yazı, kışı.
Ara, bul, güzellikleri, memleketine taşı.
Vardır bilmediklerin, yol üstün de, pınar başı.
Dinmez deme, diner elbet bir gün gözünün yaşı.

Güven der; gelir, geçer, hatırlatır hep kervanlar.
Yalan dünya bu, ha bu gün, ha yarın, der oyalar.
Doğa ana söyler; yerinde durmaz bu kayalar.
Dağlar yarılırlar, yayılır, süzülür ovalar.

Güven Gürbüz
23 Ekim 2025
Şebinkarahisar Ankara

 

 

 

Ömrüm Çiçek

Ömrüm Çiçek

Bana çiçeklerden bahset, uzansın, boylu boyunca.
Uzansın gitsin, sazlıklara doğru, yollar boyunca.
Çizsin resmini, ince den, gönlüme, ömrüm boyunca.
Solmasın, kurumasın hiç, sulansın, can sağ oldukça.

Saksısın da güzeldir kimi, kimisi bahçesinde.
El emeği, göz nuru, mevsimleri gelip geçsede.
Dil ısırır görenleri, her birinin bir dilinde.
Çiçeklerin ömrü de biter, bir gün hayat yolunda.

Kimi açar güneş görünce, kimi akşam oldukça.
İnat ederse açmaz, gönül den bilir, sevmedikçe.
Üzme kendi kendini. Dengi, dengini, bulmadıkça.
Hayat bir kere solar gider, çiçek gibi dedikçe.

Tikenlerin den sakın, gör, işte bahçıvanın hali.
Dokundurmaz kendi, kendine, neden kaynana dili?
Adı çiçektir, kimi batmalıdır, kimi kokmalı.
Hayat böyledir garibim, bahçe de güller misali.

Seversen her bahçe de vardır, ayrı, ayrı, bir çiçek.
Ömrün boyunca bir çiçek, tuttuysan içinde dilek.
Hayatta hep kazanmak güzeldir, ya bir de kaybetmek?
Çiçeklere sor bir de sen, anlatsınlar, öbek, öbek.

Sanma dilleri yoktur, söylemez, içinden gelerek.
Başını sallatan rüzgara bak, halini bilerek.
Kopartma sakın, dalında bak, çoğalt, bir köşeye ek.
Sorarlarsa, bulunur elbet halini anlatacak.

Güven Gürbüz
22 ekim 2025
Şebinkarahisar Ankara

GEL ARTIK, GİT ARTIK

GEL ARTIK, GİT ARTIK

Gel desem gelmezsin, ulu bir dağ da kar olur.
Varsam yaban eline, erir, akar, sel olur.
Bilmezler halini, gören her biri el olur.
Biterse ömürden bitsin, gel yanıma otur.

Halden hale girer gönül, eğilir, bükülür.
Dokunur da yanık, yanık, bir türkü söyletir.
Aktıkça göz yaşın, gönül telini titretir.
Gel sırdaşım ol desem, eller alır, götürür.

Uğrasam yol üstü, akşam olur, gece olur.
Çok muhabbet diyorlar, tez ayrılık getirir.
Seğirtte düş yola, uzun, ince, bir hal alır.
Bitmezse bitmesin, var git hele, yaz, kış olur.

Bir hevestin sen, rüzgar gibi geçtin gençliğim.
Çoğudu hep ahtim, geçti vaktim, anlamadım.
Yalan dünya denilen, ben sana çoktan küstüm.
Bir masal, bir hikaye, hatırım da dostlarım.

Giden unuttu, gelen uyuttu, bizler dosttuk.
Okşanan baştık, sofra da aştık, arkadaştık.
İtildik, kakıldık, düştük, kalktık,Bakakaldık.
Git artık başımızdan, vakti çoktan daralttık.

13 Ekim 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar- Ankara

Yaşam döngüsünde mevsimler

YAŞAM DÖNGÜSÜNDE MEVSİMLER

Vedaların ve hüzünlerin mevsimi, zamanda sınır tanımaz.
Yaşam döngüsü içindeki ruh dünyamız ise çalkantıların her eşiğinde,
nereden estiğini bilemeden daha, düşünce rüzgarlarının esintisinde yönünü bulmaya çalışır.
Pusulamız aklımız ve şuurumuz, bilinç altında yatan bir çok duyguları, açık hale getirmekten de çekinmez.
Sarıldığımız kendimiz, bildiğimiz inançlarımız,
önümüzde duran bilinmezliklerimiz, ufukta görebildiğimiz, gölgelerimiz oluverir bir an.

Doğa ile özdeşleşdiğinde mevsim sonbahardır. Yaşamın döngüsü;
fiziki şartlara ve koşullara göre nasıl olgunlaşacağına şekil ve kendine göre doğa çeki düzen verir.

Her şartta ve koşulda insanoğlu, yaşam mücadelesinde geleceğini ön plana almak durumundadır.
Özgürlükler söz konusu olduğundaysa daha da bir önem arz etmektedir.
Bağımsızlığı bir karakter olarak görmek, mücadeleyi ve mücadeleciliği de ön plana çıkarır.
Yaşamak, hür ve bağımsız olmak, milletlerin geleceğinde en büyük unsuru teşkil eder.
Esareti kabul etmeyen milletler mücadeleciliği seçerler, bu uğurda sonucuna bakmazsızın yol alırlar.
Bu yolda galip çıkanlar her zaman bıkmayanlardır.

Kazananlar ve kaybedenler olarak baktığımızda, insanlar ve toplumlar, mevsimlerin bize yaşattığı gibidir.
Zorluklar, kazanımlar, kolaylıklar, kaybedişler, kendi aralarında sentezi iyi yaparlar.
Tercihlere göre sonuçlar oluşurken, tarih her birine değişik adlar takacaktır.
Geleceğe miras, geçirilen mevsimlerde yaşanılanlardan kalacaktır.

Sonbaharda, Kasım ayına geldiğimizde ruh dünyamız, hazan mevsimini hatırlatıverir.
Sonra en büyük önderimiz kurtarıcımız atamız gelir aklımıza.
Bir dakikalık saygı duruşu bir ömre bedeldir. O anda zihnimizde oluşan milyonlarca kare o’ ana sığar.
Tarihimiz, ecdatımız, vatanımız, milletimiz bir bütün olarak bizlerin ruh dünyamızda devleşir.
Atamız belirir karşımızda. Bize özgürlüğü, bağımsızlığı, mücadeleyi, kurtuluşu,
O’mevsimlere sığmayan, doğanın her fiziki koşulunda, şartların namüsait ortamlarından kesitleri anlatır.
Bunun için üçüncü bir göze gerek yoktur.
En büyük bilinç, milli şuuru uyandırıp, yoktan bir ulusu ayağa kaldıran,
Atamızın nutukta anlattığı gibidir. Minnetle ve şükranla atamızı anıyoruz.

Mevsimlerle yolculukta insanoğlu yaşam döngüsüne daha neler katacak?
Çağın getirdikleri, bize yaşattıkları ve yaşatacakları ile zaman tünelinde yol alacağız.
Yenilerle, yenilere, ayrılıklarla, vedalara doğru, bu yol bize hiç bir zaman geçmişi, yaşadıklarımızı, yaşanılanları, unutturmayacak.
Tarih yazacak, gelecek bilecek. Milli değerlerimiz her zaman baş tacımız olacak.

04 Kasım 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara