Çok dinledik ninnileri. Boşa çalmayın kapıları.

Çok dinledik ninnileri. Boşa çalmayın kapıları.

Nerede kaldı bizim sahip çıkanlarımız? El aman deyip yardıma koşanlarımız.
Birliklerimiz. Beraberliklerimiz. Yardımlaşmalarımız. Dayanışmalarımız.
Saymakla bitermi. Akrabalarımız. Hısımlarımız. Dostlarımız. Arkadaşlarımız.
Başı sıkışınca koşanlarımız. Ne kadar da çok bir bilseniz hesap soranlarımız?
Her birimiz bir yerde, hangi havaları solumaktayız? Hangi aşamalardayız?

Kim girdi bizim dostluk evimize? Unutturdu bizleri bize. Sormalı her birimize.
Hangi masadan neyi kaptılar? Hangi yeri neyle süpürdüler? Perdelerinizi kimler çektiler?
Kimden alıp, kime verdiler? Payeler dağıtıp kenardan güldüler. Nerede hani o mevkiler?
Hep suçlular garipler. Aklı başı bir şeye ermemişler. Düşünün ki neler, neler, istemişler.
Her nere baksan reklam kokar. Kim kime ne alır, ne satar? Acaba her insan öylemi sanar?

Yok ettiniz içimizdekileri. Söküp attınız kalbimizdeki sevgileri. Hak ettiniz mi takdirleri?
Esas eksiltenleri görmediniz. İçinizde kim bilir neler beslediniz. Kimden neyi beklediniz?
El salladı alıp gidenler. Boy uzattı salkım söğütler. Kimin içinde kaldı büyüklerden öğütler?
Siz değilmiydiniz yok ediciler? Sarıp sarmalayıp uyutanlar. Neden bu hale düşürdüler?
Alıp götürdünüz bizden bizi. Hep bizlere yüklediniz günahınızı. Kim soracak sizden vebalinizi?

Hoca Nasrettin sorsun soruyu. Kim öttürürürse boruyu. Ses kaplar dipsiz derin kuyuyu.

Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?

Bir yaz gecesi Hoca ile hanımı sıcağa dayanamadıkları için damda yatmaya karar verirler.
Herkesin derin uykuya daldığı sırada hırsızlar Hoca’nın evine girerler
ve buldukları her şeyi aldıkları gibi giderler.
Sabahleyin aşağıya, evine inen Hoca, eşyalarının çalındığını görünce, kapıya çıkarak
bağırmaya başlar: “Yetişin komşular, evimize hırsız girmiş; her şeyimizi çalmışlar!”
Hoca’nın sesini duyan komşuları, onun yanına gelirler ve arka arkaya sorular sormaya başlarlar:
“Ah Hocam, ah! Hiç insan geceleyin damda yatar mı?” “Hocam, kapının arkasına sürgüsünü takmamış mıydın?”
“Hocam, kilit bozuk muydu yoksa?” Hoca bakar ki soruların ardı arkası kesilmeyecek, dayanamaz;
“Bre komşular, doğru söylüyorsunuz da, bizim hırsızın hiç mi suçu yok?” der.

Çok dinledik ninnileri. Boşa çalmayın kapıları. Kaybettik nice, nice, insanları.
Çaldırdık duyguları. Bulamadık derin hisleri. Unuttular nereye ne koyduklarını.
Bulamadık kaybolmuş hepsiler. Kimlere sunuldu tabak tabak siniler? Kimdi bu hırslılar?
Bir kenarda unutulmuş yaşlılar. Maaşı kuşa dönmüş emekliler. Arama her yerde dertliler.
Anlat anlat bitiremediler. Masallarla nerelere sakladılar. Hepten hepe unutturdular.

Hayat pahalılandı. Alım gücü daraldı. Fakir, yoksul, bunaldı. Gelirimize ne oldu?
Tırtıkladılar gece, gündüz. Cepteki deliği nasıl kapatırız? Suçluyu nerede ararız?
Öyle değil böyle. Biri gitsin sen gel söyle. Yok öyle değil böyle. Her şey biter seninle.
Öğüt veren öğün vermez. Laf ile geçim sepeti dolmaz. Yalancının mumu yatsıdan sonraya kalmaz.
Beklenir iyi niyet. İçten olmalı samimiyet. Eşit olmalı hakkaniyet. Gerisine sabret.

10 Ocak 2024

Güven Gürbüz

Şebinkarahisar / Ankara

Bir cevap yazın