RİVAYET ODUR Kİ

 

RİVAYET ODUR Kİ..

“Hayatımızın her aşamasında duygu ve düşünce dünyamızda yaşadığımız değişikler bizleri hem aşındırıp, hem de güçlendirerek bir yerlere taşır. Bazen kendimizden kaybettiklerimiz, bazen de toplumsal kaybedişler hep birer soru işareti olarak kalır. Kimi zaman yanıt bulsa da, çoğu zaman yanıtlar askıda da kalabilir.

Duygu ve düşüncelerin anlatım da şiirlerin payı ise elbetteki küçümsenemez. Kimi anlar anlamaz, kimi anlamaz anlar gibi yapar.

Şiirlerin doğduğu yerin gönüllerimiz olduğu bilinse de, bittiği yeri de kimseler bulamaz. Ya Irmaklar misali denizlere akar, ya akarken buharlaşır gökyüzüne karışır. Ama ve yine de şiirler tekrar toprağa karışır, yine yetişir dal verir, çiçek açar, her mevsimde olmasa da mevsiminde güzelliği daha çok fark edilir.

Etrafımıza bakıpta çevremizde gördüklerimiz, yaşadıklarımız, hissettiklerimiz aslında hayat bilgisi sayfasından derlemelerdir. İnsanoğlun bildiği ölçüde bilgili olduğu var sayılsa da, bilmediklerini de aslında bildiğinin de farkına varabilir.

Dikkatlice yoğunlaştığımız da aslında şiirlerin ne kadar çok şeyleri hatırlattığıdır.

Nedir bunlar;

hayatımızı idame ettirmek için çalışıp çabaladığımız yıllarda, bir çoğu haksızlıklara uğradığını düşünmüştür. Haksızlık yapanların zalim olduğunu düşünür, zalimi yaradana havale ederken, doğruluktan da asla sapmamayı tavsiye etmeliyiz.

Hayatın baki olmadığını bilmektir aslolan, dünyada elde ettiklerinin gücü ile fırtınalar estirenlerin de bir gün sonunun geleceğini düşünür, bu güce sırtını dayayanların da bir gün düşebilecekleri sefil durumları da unutmamaları gerektiğini söyleriz.

Tüm olumsuzlukları görüpte, görmezcilikten gelenlerin haline baktıkça da ne denir ki.? Bir de üstelik bunları adeta tasdikleyen çıkarcıları gördükçe, onların da bir gün sonlarının ne olacağını düşünür, yine doğruluğun mükafat olacağına inanmalıyız.

Böbürlenmenin, hayatın verdiği nimetlerin içinde yüzenlerin kendi başarıları gibi göstermelerine rağmen, Lutfun allahtan geldiğini düşünmediklerini düşünür, oysa ki sonunda geldikleri yere, toprağa döneceklerini hiç akıllarına dahi getirmediklerini görürüz. Yaptıkları haksızlıkların da birgün hesabının ahirette sorulacağını düşünür ve noktayı koruz.

” RİVAYET ODUR Kİ..

Zalimdir reva gören garibe çileyi.
Hak bilir elbette çektirdiği ezayı.
Görür Rab, garibin yaptığı havaleyi.
Gönül düçar olmuşta, tutarsa sineyi.
Rivayet odur ki; Doğru tutar kaleyi.

Devran biter, makam kimseye baki değil.
Zenginim der, maddiyat ile avlar gafil.
Bilmez, kuruşa tamah eden olur rezil.
Bilir cümle alem, işte odur en sefil.
Rivayet odur ki; Doğruluktur hep kefil.

Çökmüş bulut gibi yarab, bu ne rehavet.
Kimi ekmek bulamaz, kimi bol şatafat.
Dönüp bakmaz zalim, at sırtında son sürat.
Dalkavuklar hep sırada, düşmüşler bitab.
Rivayet odur ki; Doğruluktur mükafat.

Böbür yok. Kendine bilme herşeyi ihsan.
Lutuf tanrıdan, kendini bilme tek insan.
Dünya malı sendemi..?, Etten kemikten sen.
Çürür beden sende, bir gün toprak olursan.
Rivayet odur ki; Sorulur fani kuldan.

Burnunla su içme sakın, burnunda kalmaz.
Büyüksünme sakın, boyundan fazla olmaz.
hepside inanır amma.., Yaradan kanmaz.
Büyük olan insan, asla tepeden bakmaz.
Rivayet odur ki; İnançsız adam olmaz.

30 Temmuz 2017 Ankara – Şebinkarahisar

Güven Gürbüz – Şebinkarahisar – Ankara”

Şiirlerle yaptığımız yolculukta dura, kalka, nefes alıp, vererek, devam ediyoruz.

Bazen yazmaya hiç bir şey bulamadığımızda imdada yetişen şiirler, duygu dünyamızın vazgeçilmezleri arasında yerini korumaya devam edecek. Yeter ki inanarak ve severek okumasını, okutmasını bilelim.

En güzel günler sizleri kucaklasın.

Güven Gürbüz

16 Ağustos 2021

Şebinkarahisar / Ankara