BIRAK GİTSİN

 

BIRAK GİTSİN

Sessizliğin karanlığın da yıldızların işi ne?
Ay bile parlaklığını yitirmiş. Hüzün. Kime ne?
Çığlıklarınla düşüncelerine gem vururken sen.
Bırak gitsin mazilerin kırıntılarından kalan.

Her nerede yarım kalmış, uçuşan ümitlerinden.
Gün ışığına teslim olurken, birer, birer, dipten.
Ah işte o’zaman. Günleri, aylara, yem etmişken.
Bırak karnı doysun artık, aç gözlü dünya hislerden.

Kar topu gibi kardan, büyürken hayal ettiklerin.
Bir günde erir gider, kar misali hissettirmeden.
Yeni değildir bak, gözlerin den sessizce süzülen.
Buharlaşan emeklerin, gecelerin, gündüzlerin.

Bırak gitsin, kararsız uçuşan uğur böceklerin.
Her biri bir güne saklı, gizlenmiş, pempe düşlerin.
Düşüncelerine kanat takmış kelebek gibisin.
Kendi hikayeni yazma peşinde uçar gidersin.

Bırak gitsin, kısa ömrüne sığmayan hayallerin.
Yıldızların sabahı, gündüzün akşamı kadarken.
Büyüttüğün küçülmesin, zamana yenik düşerken.
Gerçekler, elinde tuttuklarınla aynı değilken.

Güven Gürbüz
29 Temmuz, 2025
Şebinkarahisar Ankara

EL KAPISI

 

EL KAPISI

Her nere gitsen vardır iki duvar arası.
Gün gelirde sarar, kaplar, içini tasası.
Gece, gündüz, sabah, akşam, bitmezki kaygısı,
Boşuna söylememiş her kimler, el kapısı.

Yapana sormalı en iyi ustası bilir.
Bakma, aldanma, kanma sakın, almadan verir.
Ne gece bilinir, ne gündüz, hep çalış denir.
Hangi an yok ki, canın yanası, el kapısı.

Alır gençliğini de geçer ömrün yarısı.
Varsa görmeye, kaçırma, bir anın nefesi.
Çektikçe çeker, içine gömülür acısı.
Boşuna dememişler, burası el kapısı.

Ne çektiğini bilir ne çekeceğin yası.
İçecek varsa bir yudum sudur dolu tası.
Alır da vermez geri, görürse bir başkası.
Yaşamımız, yaşayacağımız, el kapısı.

Bilemedik dostum, vefalı sandık hepisi.
Yarı yolda bırakıpta gittiler yarısı.
Yarış bitti dediler işte finiş çizgisi.
Bir kapanır, bir açılır oldu el kapısı.

Uzun görünür önce kapıdan içerisi.
Çabuk geçer ömürden, anlaşılır cefası.
Kim kime der geçerler, bulunmaz bir vefası.
Pas tutmaz çelik gibi sağlamdır el kapısı.

Güven der, gençlikte her kimin yoktu hevesi.
Hiç birinin birbirine uymadı havası.
Yaş geçti, ömür de bitti. Bitmedi mazisi.
Anlattıkça anlat,anlat, bitmez el kapısı.

22 Temmuz 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar – Ankara

Sormadıklarımız

SORMADIKLARIMIZ

Kırlangıçların çığlıkları, pür telaş içinde, kaplarken gökyüzünü.
Bir fırtına kopar içinde, hatırlatırmı aceleciliklerini?
“Nereye?” der gibi sorar mı bilmem, ince ve tiz tırmalamalarını.
Karanlık çökerken şehire, seyreyle el ayağın çekilmelerini.

Bırak aksın der gibi geçen zamana da, kırık çerçeveli saatin.
Kendinden geçmişti, kimbilir? hangi gün düşmüştü yenikliğine vaktin?
Aramızdan akan derelerin sessizken dili, ne zaman aktı selin?
Sözcüklere boğulurdu dilin, kısıldı mı? Neden çıkmaz oldu sesin?

Papağanlar daldan, dala, konup göçerler, Söyledikleri aynı sözler.
“Birbirine bilmem niye arkasını dönmüş” der, sorar. “Nereden bilmiş?”
Mahallemizdeki yarışan envayi çeşit kuş. Bu gece neden sarhoş?
Belli ki söylemez dünden kalanlar, çok şeyleri kimlere anlatmışlar?

Ağaçlar dünden de yine mahsun. İklimlerin tutarsızlığına suskun.
Rüzgar kime küsmüş bilmem, dallarını oynatmıyor. Sakin, durgun, yorgun.
Yapraklar birer, birer, dökülüyor yerlere. Dalları kaplarken hüzün.
Sesleri duyuluyor bak, yavaş, yavaş, ıslaklığında adını güzün.

Doğanın bildiği, anlattıkları, gözümüzün gördükleri, değilmi?
Ya sihirbazın sakladıkları? fark edilmeyen yanılsamalarımı?
Yaşamın içindeki ve doğanın sezgisini, birleştirebildik mi?
Güven de sorar kendi kendine; “yanlış yerde, yalnış kelimeler” der mi?

16 Temmuz 2025
Güven Gürbüz
Şebinkarahisar -Ankara

KİMİNİN KİMİNE

KİMİNİN KİMİNE

İpek iplikten köprü kurulur, incecikten gönüle.
Kimi tuta, kimi kopara, kimi geçe, kimi kala.
Bir hayalden bir hayale, kimi ağlaya, kimi güle.
Kapılma hiç esen yele, düşürür ya dile, ya dala.

Çok söyleme derdini, derdi pınar yapıp akıtırlar.
Kimi alır satar, kimi atar tutar, hiç görünmezler.
Sermaye kimine neler, neler, her birinde kar güder.
Kimi dolu küpünü yok der, kimi aç bırakır, tok der.

Yalan dünya dedikleri, kulpu yok, kopmuş kızgın tava.
Bilmezsin. Kimini üstte tuta, kimini baştan sava.
Kiminin attığı hava, getirmez kimini hiç tava.
Kiminin sürdüğü sefa, kime cefa, hepsi bir hava.

Aldanma, kadir bileni her nerede, zordur bulması.
Kimine olgundur meyvası, tez gelir sonra arkası.
Kiminin kalındır ensesi, makbulu boynun incesi.
Kiminin güvencesi, kiminin de tez elden kopası.

Hazıra dağ dayanmaz derler, azar, azar, tüketesin.
Kimi varlığın, kimine yokluğun, açlığın, tokluğun.
Kimi har vurup harman savuran, kimi durup düşünen.
Güven der bilesin, tez gelir sonra arkası yarının.

Güven Gürbüz
05 Temmuz 2025
Şebinkarahisar – Ankara

Yazılacak hikayeler

 

Yazılacak hikayeler

Açmamışsa henüz çiçeğini tomurcuk.
Havanın, suyun, rüzgarın, sözü vardır.
Ne zaman ki zaman, emri vaki bulacak.
Son sözü yine, yaratanımız söyleyecek.
Zaman içindeki zaman, vermez aman.
Çiçeğe de ömür biçecek, bir zaman.
Mevsimler, ya kararsız kalırsa.
Bulutlar, ya da yolunu şaşırırsa.
Kim bilir? Ortalık nasıl da karışacak?
Bir küçük hikaye, işte böyle yazılacak.

Dalındaki meyvası ağır geldiğinde ağacın.
Nasıl ki eğiyorsa boynunu yana.
Meyva düşecek yere.
Kim bula? kim göre?
Yenilerden yenilere.
Hepsi dağılacak bir yerlere.
Tomurcuk, tohum, fidan.
Doğa ananın namını sürdürecek.
Bağlar, bahçeler, bostanlar,
Her mevsim başka, başka.
Hikayeler yazacaklar.

Bizlerin hikayesini zaman.
Yaşadıklarımızla, gördüklerimizle,
Mazimize yazacak.
Kimi hatırlayacak, kimi unutacak.
Bizi değiştiren zaman.
Sonradan geleceklere yaşattıklarıyla.,
Başka, başka, hikayeler yazdıracak.

Kaybolan anılar değil sadece.
Topyekün bir gün tüm hikayeler son bulacak.
Bazen erken, bazen geç.
Farkına vardığımız gerçek.
Yaş kemale erdiğinde.
Kendini gösterecek.

Güven Gürbüz
03 Temmuz 2025
Şebinkarahisar – Ankara