AKILDA DENK, FİKİRDE AHENK.

AKILDA DENK, FİKİRDE AHENK.

Şans, talih, kader, kısmet. Bir uzun yoldur. Yoldandır.
Yağarsa yağacak gökten rahmet.Yoldan yol açan. Yaradandır.
Yolların sonu olsun selamet. Hepsini bir araya getirmek. Mevladandır.
Bilinmeyende giz, gizem. Sahneye davet. Dua etmek. Çıkaracak yaradandır.

Ne verirsen elinle. O’da gider seninle. Akılda denk. Fikirde ahenk.
Seversin, sevmezsin. Gelen önünde, giden arkanda. Sende bakarak.
Yersin, yemezsin. Tadına da bakar geçersin. Hatır bilerek dersin.
Kalır izleri sende. Yanılır da herkesi kendin gibi görerek.
Kimi atar söyler, Kimi tutar söyler. Açıpta gözünü bakarak.
Aklınla alaymı edersin. İstersin ki birbirine denk gelerek.

Bekleme boşuna. Herşey gitmeyecek hoşuna. Baharına, kışına.
Ne karlar yağar erir. Ne yağışlar düşer. Dolar derenin yatağına.
Toprağı alır süpürür, taşları söker götürür. Katılır sellerine.
Yaşam, etmez sonunda bir goşam. Avucunda tuttuğun. O’da bu gün.
Erir gider her ne varsa. Tutamadığın zaman. Her gün üç öğün.
Bu gün doyar, yarın bakarsın. Kendinden başkasıdır göremediğin.

Hoca Nasrettin sofra başından seslenir. Dillendirir de dillendirir.

Tuzun Sayesinde Aklımız Denk Oldu

Nasreddin Hoca tuzlu yemekleri sevmezmiş.
Olacak bu ya hanımı da bütün yemekleri tuzlu pişirirmiş.
Bir ziyafette, önüne konulan çorbaya bol bol tuz atmaya başlar.
Sofradakiler şöyle bir bakarlar Hoca hiç de tuzu bırakmıyor.
Bunun üzerine içlerinden biri; “Hocam, yemeklere çok tuz atma, aklı geriletir.” der.
Hoca, sakalını şöyle bir sıvazladıktan sonra, adamın yüzüne bir bakar ve;
“Efendi efendi, tuz yemesem benim aklım herkesin aklıyla nasıl denk olabilir?” der.

Hayat alıştırır bizi. Yoktur ikizi. Ne şununla, ne bununla. Kimi bulursa onunla.
Kim iyi geçinirse sever onu. Dinlemezsen büker boynunu. ilgilen huyuyla, suyuyla.
Çalışmazsan aç kalırsın. Uyursan kalkamazsın. Tren kaçar bulamassın. Herşey dengiyle.
Dinle büyük sözü. Doldurma yaş ile iki gözü. Kimi görür bakmaz. Kimi iter elinin tersiyle.
Her söze kanma. Çoktur dünyada avutma. Bu gün var der, yarın yok. Kalır gülen yüzüyle.
Bir daha göremezsin. Kendin gibi sevdiremezsin. Sende varsa herkes görsün gözüyle.
Yalan yok desin herkes bildiğiyle. Herkes ne derse desin. Bırak gerisini mevlaya.

Kimi yaşar görür. Kimi aşar bulur. Kimi koşar yürür. İstikamet bellidir.
Soran çok olur memleketin neredir. İçimdedir. Kalbimdedir. Atalarımın geldiği yerdedir.
Ne ekini, ne tütünü. Bitirdiler. Geçirdiler ömrünü. Şimdi ebedi yerlerindedir.
Söz dinlemezse küçüğü. Laf söyletmezse büyüğü. Yaşam sonunda görüp göreceğindir.

Kimi gelişir büyür. Kimi uyuşur görür. Kimi bilişir, gelişir. Akıl ile yarışır.
Nesiller hep büyüdükçe gelişir. Geliştikçe büyür. Bir gün geçmiş ile karşılaşır.
Anlatır anlatacaklarını. Çağırır anlaşacaklarını. Çağrılar ile Çağrıştırır .
Bu günden yarına kimbilir neler anlatır. Kimini uyutsada, kiminide uyandırır.

Yazdıklarımızdan yazı olur. Kiminin elinde sazı olur. Kimine ses olur. Kimine sus denir.
Unutmayalım ki tarihe not kalır. Bu gün olmazsa yarın bakılır. Nice akıllılara söylenir.
Akıl ile yarışanlar hep kazanırlar. Memleketide kalkındırırlar. Taşı toprağı bayındırlaştırırlar.
Yeterki çok olsun yoldan yol açanlar. Nesilleri ile buluşanlar. Sarılıp koklaşanlar.

Haftadan Ay olur. Gün kısa, akşam olur. Aydınlıklar içimizde. Karanlığıda aydınlatır.

Aydınlığın yolunda koşan tüm insanlara,

Sevgilerle saygılar..

Güven Gürbüz

18 Şubat 2023

Şebinkarahisar / Ankara

 

ACI VE ELEM. BİLMEM NASIL SÖYLESEM.

ACI VE ELEM. BİLMEM NASIL SÖYLESEM.

Asrın felaketinin ardından gözyaşları sel oldu aktı. Canlar toprak oldu. Çocuklar yetim kaldı. Bir çoğu kurtarılamadı.Sakat kalanlar, yaralanlar, evsiz barksız kalanlar, aç, susuz, üst, başsız yok, yoksul.Söylemlerimizle, yapılanlar, yapılamayanlar, soru işaretleri ile gündemin en tepesinde kaldı.

Ülkemizin ve insanlarımızın üzerinde derin izler yaratan deprem olgusu, yıllardır bilinen, söylenilen, konuşulan ve her nedense etkilerine karşı savunma alanlarının geliştirilmesi ve yapılaşmalardaki hayati unsurlara etki edecek faktörlere karşı aksiyon planlarının tam anlamıyla hayata geçirilemediği acı gerçeğini bir kez daha yaşadık ve gördük. Hayati yaşam alanlarımız üzerinden tasarruf olmayacağını, yatırım alanlarının bu kaynaklar üzerinde aktive edilerek, dayanıklı yapı stoklarına ağırlık vermenin önemi artmıştır. Japonya örneği ile dünya bunu kabul etmiştir.

Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından yardım elleri ırmak gibi aktı. Gelişmiş cihazlarla arama kurtarmalar gerçekleştirildi. Medya sahada an be an canlı yayınla felaketi görüntüledi. Sahada görev alan akutçularımız, madencilerimiz, STK lar, güvenlik güçlerimiz başta olmak üzere A dan Z ye tüm unsurlar ayakta, gece, gündüz demeden görev aldılar. Halkımızın her bir bireyi depremzedeler için yardım elini ne kadar uzatabilirse o kadar uzatmaya çalıştı. Yek vücut olduk. Kenetlendik. Birlikte tüm zorlukları aşacağız. ‘

Memleketimiz Şebinkarahisar’ın merhamet ve şefkat dolu elleri, asrın felaketinde üzerine düşen insani görevinin bilinciyle hareket etti. Sivil toplum kuruluşlarımız hep birlikte hareketle, yardım malzemeleri, teknik ekip, ekipman, deneyimli insan gücü ile sahada yerini aldı. Vazifelere koştu. Destek verdi. Vermeye devam ediyor. Şebinkarahisar İlçe Jandarma Komutanlığında görevli kahraman komandolarımızı, deprem bölgesindeki çalışmalara destek olmak üzere Kahramanmaraş’a uğurlandı.Şebinkarahisar Kaymakamlığı ve Şebinkarahisar Belediyesi organizasyonunda gerçekleştirilen yardım kampanyasında hazırlanan TIRLAR deprem bölgesine gönderildi.Şebin’de bir Rezidans bina depremzedelerin kullanımına sunuldu. Şebinkarahisar Kaymakamlığı koordinesinde deprem bölgesinde depremzede’lerin zorlu kış şartlarında ısınma ihtiyacını gidermek için 1 adet odun yüklü tır Deprem Bölgesi’ne gönderildi.vs.vs.vs.. Daha bir çok faaliyetlerle insani görevler yerine getirildi, getiriliyor.

Yıldızların altındaki çığlığımızdı bakışlarımız.
Yıldızlar kayboldular. Sakladı hepsini gözkapaklarımız. Ne kadarda masumuz.

Bir resime bakarak yazmak geldi içimden bir çift söz. O’sözü düşündüm sonra. Evirdim aşağıya, çevirdim yukarıya. Girer belki dedim bu yazıya.

Yıllardır bakarız. Çığlığımız olur bakışlarımız. Gökyüzüne uzanırız. Yıldızlara bakarız. Yıldızların biri kayar, diğeri çıkar. Bazen o kadar çokturlar. Sayılamazlar. Saydırmazlar. Sayamadan daha kaybolurlar. Çok yüksekteler. Uzanamaz eller. Ulaşamaz sözler. Beynimizden fışkırırcasına çığlıklar. Gecenin karanlığına karışırlar. Çok şeyler anlatırlar. Kelimeler kendi alfabesinde yazılanlar. Sözler kainatın içine kazınanlar. Daha önce hiç bir kitapta yer almamış şiirler. Manzumeler. İnci tanesi gibi her birileri. Yıldızlar kayboldular deriz. Kapanır göz kapaklarımız. Kendi içimize saklarız. Düşündüğümüzde şöyle bir. Düşündüğümüzüde söyleyememekteyiz. Kaybolup giderken yıldızlar, kapanırken gözdeki kapaklar, birde kendimize bakar.Sakladı hepsini gözkapaklarımız. Yalvar, yakar. Sonunda en son karar. Ne kadarda masumuz…?

Yaşamın içerisinde bizler. Yaşamın gerekliliklerini ister, bekler. Bize bizden beklediklerimizi esirgeyenler müsebbibleridir.İnsana insanca yaşamı hak görmek vicdanında bir parçasıdır. Merhamet, şefkat tohumlarının meyvesidir. Ekilen yerde biter. Suladığımız her bir gün yarına yeşerecek bir filiz gibidir. O filizler bizim geleceğimizdir. Geleceğimizi bizden çalmasınlar. Aklını başına alması gerekenler almalı. Adımlar ertelenmeden atılmalı. İnsanların yaşam alanlarında insanca yaşaması için tüm gayret ve çabalar konmalı. Olaylardan ve insanlardan ders alınmalı. Hayat dersinin tekrarı olur ama hayatın dönüşü olmayabilir. Hayata değer, insana değer. Her zaman var olsun. Önce insan diyenler.

Bu günden tezi yok önlemler alınmaya başlansın.Gelecekte de inşallah bir daha böylesini bir felaket görmemek üzere karar alıp, bu kararı uygulamak üzere aksiyonlarla birlikte harekete geçilsin. İnsanlığı ve insanları düşünen yöneticilerle birlikte elele vererek geleceğe emin adımlarla yürünsün.

Depremde hayatını kaybedenlere allahtan rahmet, geride kalanlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm yardım ellerinin sürekli uzatılarak, bu zorlu sürecin aşılmasında destek olunması gerekliliği aşikar olmuştur. Devlet millet elele vererek tüm zorlukları aşacağız. Allah felakete uğrayan halkımızın yar ve yardımcısı olsun.

Güven Gürbüz

11 Şubat 2023

Şebinkarahisar / Ankara

MANA SÖZDE, GÖREN GÖZDE. ARAYAN NEREDE? “

MANA SÖZDE, GÖREN GÖZDE. ARAYAN NEREDE? “

Evlerden ev olur.Yanar sobalar. Tüter bacalar.
Ne bilinir. Ne görünür. Evin içindedir odalar.
Sözden söz olur. Bir oda bölünür, iki göz olur.
Her şey kendi içinde. Ne bilinir. Ne görünür.
Hayatın yeni güne açılan her perdesinde.
Doğa bir yanda, insan bir yanda.
Gece bir yanda. Gündüz bir yanda.
Biri diğerini bulur kaçar. Kaçan gelir, bulan gider.

Yaşam bir hengame. Sen ararsın, sen bulursun, kime ne?
Umduğunu zannetme bulduğun. Elbet vardır bir unuttuğun.
Arayıpta durduğun. Senden sen olur bir günde.
Sorup sormalı. Ne sorduğunuda iyi bilmeli.
Halden hale düşer insanoğlu.Halden anlayan insan halden hale girendir.

Nicedir geçen, arayıpta bulunmayan. Seçtikçe seçen, seçtiğinide unutan.
Ömür sayfasında her yazılıp, çizilen.
Seslenirler hafızandan. Hem geceden, hem gündüzden.
Işıkların çaktığı andır kimi zaman. Dem vurduğunda yalnızlığından.
Kendinle başbaşa kalıp sorduğundan. Ne kadar geçmiş kimbilir zaman.
Hiç ummadığın anda seni bulan. Senden bir günde sen olan.
Yine düşünen sen. Arayan sen. Bulan sen. Düşüncelerinin içerisinde yuvarlanan.
Kendi kendine, kendini kazandıran. Mana sözde, gören gözde.
Arayan nerede? Senden sen olur bir günde.

Hoca Nasrettin’de bakın ne deyiverir.

Uykumu Kaybettim, Onu Arıyorum
Gecenin ilerlemiş bir saatinde Nasreddin Hoca,
Sokakta gezerken bekçiler tarafından yakalanır ve sorguya çekilir:
“Efendi, bu saatte sokakta ne arıyorsun?” dediklerinde,
Hoca gayet olgun bir şekilde; “Uykumu kaybettim, onu arıyorum.” deyiverir.

İyiden,kötüden.Yarardan,faydadan.Kardan zarardan.Ne gelirse senden.
Akıl fikir nereden? Biri oradan, biri buradan.
Öğünü vermez derler Öğüdü veren. Öğüdü tutan bilir geceden, gündüzden.
Yaşam ibaret bir bilmeceden. Çözmesi senden.

Bilgidir biriktirdiğin. Düşüncedir yoğurduğun.
Arayıpta sorduğun. kendinde bulduğun. Eksiğin, noksanın.
Biri diğerinden daha fazlan. Hepsi senin hamurundan.
Saçtada pişersin. Fırına da düşersin. Islatılıp ıslatıp sofradasındır.

Ne oldum deme sakın. Ne yaptı isen sendendir.
Aklın senden yana olmalı. Duvar bildiğine değil sana dayanmalı.
Hazinenden beslenir bilgi ile. Çoğalır seninde gösterdiğin ilgi ile.
Bütünleşir ruh, akıl, beden ile. Yeşerirsin gönlündeki sevgi ile.

Çayır, çimenler, ovalar, yaylalar. Sırtını dayadığı vardır dağlar.
Kara kışta karlara bürünen dağlar. Baharın coşkusu ile şenlenirler.
Çöl sıcaklarında eriyen karlar. Bağrından çıkar,derman olurlar.
Yaşam doğa ile kaynaşır. Geldiğimiz yer aranır. O’da bulunur.
Memleketin ılgıt, ılgıt, esen rüzgarı. Yüreğimizi ferahlatır.

Gönülden muhabbet, sevgiden doğar.
Sevgiyi muhabbete katanlar.
Eski değil eskimeyen dostlar,

Hepinize sevgi ve muhabbetle.

Güven Gürbüz

15 Ocak 2023

Şebinkarahisar / Ankara

HA ÖYLE, HA BÖYLE, DOĞRUYU SÖYLE

HA ÖYLE, HA BÖYLE, DOĞRUYU SÖYLE

Güzel sözler övdürür. Hem ağlatır, hem güldürür. Hem anlatır dinletir, hem dinletir söyletir.
Kimisi dilden diledir. Nesiller boyu sürer gider.
Akıldan gelir. Fikirden doğar. Gördüğünden, göreceğinden.
Duyduğundan, duyacağından. İki dudağın arasından.
Kimi fısıltıdan, kimi hışırtıdan. Kimi meydanda, kimi seyranda. Kimi saklı köşesinde.
Kimi okur. Kimi dokur. Kimi açar, kimi saçar. Kimi kaçar.
Anlayan olursa ne ala. Anlamayana benzer tadı gelmeyen bala.
Bir bakar sağa, bir bakar sola. Sevdiğiyle girer kolkola.
Kim çıkarsa önündeki yola. Selam verir sağa sola.
Kimi alır başını sallar. Kimi almaz başaşağı bakar.
Güzel sözler anlatır. Her bir değeri hatırlatır.
Marifet içindedir. Gönül tellerini titretir. Kimine hatırlatır. Kimine unutturur.
Hatırlananlar hayırlılar. Unutturulanlar acılar, ızdırablar.
Hepsi bir tesbihte. Tane tane çekilir.
Herkese gelmez sıradan. Bilen bilir kuldan. Takdir edecek yaradan.

Doğruluktan yana her sözümüz. Kendimize hiç laf ettirmeyiz.
Yalan yere yemin etmeyiz. Her yerde her zaman dinleriz.
Gözlerimiz ilişir. Zihinlerimiz bilişir. Aklımızda kalır bazen söyleyeceklerimiz.
Bazende nedense hiç ama hiç söyleyemeyiz. Evirmeyin çevirmeyin. Düz yolda şaşırmayın.
Unutup, unutup, kafanızı kaşımayın. Hep iyi şeyleri hatırlayın.
Her söylenen söz, söz olmaz. Bulduğun bir kabı doldurmaz.
Taşar akar, şaşar bakar. Delinir bazen dibi, gönüldendir kübü.
Ya düşer kırılır. Ya şişer patlatır. İyi düşünmek lazım kimbilir neler anlatır.
Beğenmeyene şaka olur söylediğimizden. İşin ucu tutmaz. Sebep yapıştırıcısından.
Tatlı dilden bal kaymak olmaz deme. Düşünmeden hemen arkanı dönme.
Güzel sözdür tadı veren. İyi huydur bala çeviren. Hayat çekilmez yoksa hep surat asmayınan.

Günlerden cuma idi yazdığımda yazıyı. İyi dinlemek lazım camideki hocayı.
Anlatırken iyiyi, kötüyü. Kimilerinin geldi aklıma iyi ve kötü huyu.
Bir yazıya daha gider, uzatmayalım bu kadar yeter.

Hoca deyince Nasrettin Hoca, fıkraları ise dinleniyor anlattıkça. Ne anlatıyormuş bakalım kendince.

Ya Eyüp İp Olursa

Hoca bir gün camide vaaz etmektedir:

“Kardeşlerim, değerli Müslümanlar! Doğruluktan ayrılmayın, yalan yere yemin etmeyin!”

Bu arada cemaat içinde oturmakta olan Eyüp Efendi’ye gözü ilişir.

Tanıdıklarının Eyüp Efendi’nin adını doğru söyleyemediklerini, bu sebeple onun adını çok farklı seslendirdiklerini hatırlar ve evirir, çevirir sözü onun adına getirir:

“Kardeşlerim, sizlere söylüyorum. Sakın ola ki çocuklarınızın ve torunlarınızın adlarını Eyüp koymayın.”

Dinleyenler şaşırırlar. Hoca’nın Eyüp Peygamber’in adını beğenmediğini sanıp kızanlar bile olur.

Kalabalıktan uğultu yükselince Hoca işi şakaya döker.

“Eğer siz çocuklarınıza, torunlarınıza Eyüp adını verirseniz, günün birinde insanlar onu söyleye söyleye İp’e çevirirler.”

Hep gülsün yüzünüz. Eksilmesin yüzünüzden tebessümünüz.
En güzel hazinemiz aklımız. Onunla çoğalır güzel sözümüz.
Dolmasın sakın iki gözünüz. Doğruluktan yana olsun sözünüz.
Çıkar menfaate kanmayın. En güzel değerleri yalnış bir söze satmayın.
Bu günlerin yarınları var. Yarınların günleri ayları var.
Zannetmeyin bitmeyecekler. Bir su misali akıp geçecekler, adı konacak yıllar var.

Bu haftada bu kadar. Kelimeler sözcükler bize bakar.
Bir güler, bir oynar. Nereye zıplarsa oradan bakar.
Yazan bilir yazılacağın halini. Sahip ol tüketmesinler güzel sözlerini.
Kaybedenler çok olsada özlerini. Onlarda vurur dizlerini.
Ah ile vah ile bir ömür. Her geçen günden tüketir.
Günler, aylar, yıllar geçmeden, dostların kadrini kıymetini bilmelidir.

Güzel sözlü, Hoş dilli, özlendiği kendinden belli, tüm sevecen, güzel sözlü insanlara selam ile.

Güven Gürbüz

13 Ocak 2023

Şebinkarahisar / Ankara

İŞ DÜŞER, AŞ PİŞER. AŞ GİDER, EL AÇAR.

İŞ DÜŞER, AŞ PİŞER. AŞ GİDER, EL AÇAR. “

Paylaşmaktır paylaşmayı bilerek. Konu komşu hep birlikte gülerek.
Adet yerini bulur davet ederek. Budur Komşuluğa en güzel örnek.
Nasib, kısmet, hepsi yaradandan terkibin. Değeri paylaşmaktan geçer nimetin.

Vardır bir sebebi her hikmetin. Nereden olur bilinmez göz dikenin.
Kimi alır, kimi verir. Kimi konar, kimi uçar.
Ne candadır cancağız, ne maldadır konacağınız.İki handan bir bakacağız.Bu gün konanla, yarın göçeceğiz.

Güvendiğimiz dağlara kar yağar. Kimbilir kimler ortadan bakar.
Utandırır ele aleme, düşürür birde dilden dile.
İşe yaramaz var ile yoklar. Hepsi bir olur kanatlanırlar.
El aç. Yalvar. Kendi kendine yakın dur. Şimdi der, Ne olacak?

Hoca Nasrettin duyacak. Kapıdan, bacadan, konacak. Fıkrası ile illa eşlik edecek.

Yağım, Biberim, Tuzum, Ateşim Ne Olacak?

Nasreddin Hoca yakaladığı bıldırcınları temizledikten sonra bunlardan güzel bir yemek yapar ve komşularını davet etmek için evden çıkar.

Hoca’yı takip eden bir komşusu da yemeği tenceresine boşaltıp, yakaladığı canlı bıldırcınları tencerenin içerisine bırakıp gider.

Hoca, komşularını davet ettikten sonra, yemeği koymak için tencerenin kapağını açtığında bir de ne görsün, yemeğin yerinde yeller esiyor.

Bu arada canlı bıldırcınlar da uçup giderler.

Hoca kısa bir süre içerisinde kendisini toplar ve elini açarak;

“Allah’ım, inanıyorum, senin her şeye gücün yeter. Buna şüphe yok. Bıldırcınlara can verdiğine inanıyorum, onları kurtardığına da inanıyorum. Pekiyi, benim; yağım, biberim, tuzum, ateşim ne olacak?” deyiverir.

Memlekete iş düşer. Memlekette aş pişer. Yenilir, doyulur, diye beklenir.
Pişen yemek gider, içine neler konar. Gelenler hayretle bakar.
Meğersem ne çokmuş aşıranlar. Yerine konmaz aslı kendinden sabit. Nereden çıktı deriz bu mucit.

Açılır tencerenin kapağı. Ortaya çıkar kaçağı göçeği.
Yerinde yeller eser aşın. Konu komşu şimdi bakışın.
İnanırız yaradana. Sığınırız yaradana. Hiç sahip çıkan olmazmı komşuluk hatırına?

Bu gün bana, yarın sana. Güvenme sakın malına mülküne. Göz dikende olur kürküne.
Yağım, tuzum biberim. Yemeklere der seni katarım. sevgiden doğar gönül ateşim.
Gidenler gider. Bakanlar görür. Bir ömürden yazılanlar. Komşuluk hakkı ile saklıdırlar.

Peygamberimizin (s.a.v.), komşu hakkının önemi ile ilgili;

“Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu mirasçı bırakacak sandım.”
“Sizden biri kendisi için istediğini din kardeşi için -yahut komşusu için- istemedikçe (tam) iman etmiş olamaz.”
“Şerrinden komşunun emin olmadığı kimse cennete giremez.” sözlerini hadislerden öğreniyoruz.

İçimizde olmalı Allah sevgisi. Eşleşmeli içimiz, dışımız, bir hepisi.
Ne der, ne yapar deme sakın gerisi. Kalın olsada kiminin ensesi.
Büyük, küçük olsada cüssesi. Aldığı, verdiği,sonuçta bir nefesi.

Bu dünyada birdir. Yediğimiz içtiğimiz haktandır. Kimler kardeş dersek. Adem ile havvadandır.
Kul hakkı bilinsin. Komşuluk hakkı görünsün. Şerrinden emin olsun komşun. Sende cennete giresin.
Ne istersen, herkes için. İste gelsin. Herkes sevinsin. Nefis bilsin. Allaha İman etsin.

Gelmez ne kadarda yazsak bu yazının sonu. Yazdan hazırlamalı sobaya odunu.
Kaldır artık sende elini kolunu. İyi bak etrafına, gözetle sağını, solunu.
Allah görür elbet hak eden kulunu. Düşünme çok, yoktur kısası, uzunu.

Yaradan bilir bulunduğun durumunu. Kendi içinde yap açık oturumunu.
Bir yana oturt vicdanını. Bir yanında bedenini. Çağır gelsin yanına aklını.
Aç bildiğin, bilmediğin kutularını. Daha neler çıkacak sakınmamalı.
Hepsine tek, tek sormalı. Bu günden tezi yok. Önlemleri almalı.

Ömür dediğin kısadır. Ne sazdır, ne samandır. Söylediğin dilden çıksın.
Aklın uyansın, fikrin çoğalsın. Hak, adalet, yerini bulsun. Mahşere kalmasın.

Komşuluğa değer veren tüm insanlara,

Sevgi ve Saygılarla.

12 Ocak 2023

Şebinkarahisar – Ankara