TEMİZLİK NEREDEN? HEMEN KAPININ ÖNÜNDEN.

TEMİZLİK NEREDEN? HEMEN KAPININ ÖNÜNDEN

Dünyanın halleri. Bitmez dertleri sorunları. Sorumlusu üzerinde yaşayanları.
Bir kenara bıraktık koruyanları. Ya nasıl affedelim her tarafı pisleyenleri?
Bulamayız sonra paklayanları. Kim kimden soracak haklıyı, haksızları?
Kimi tutar bir tarafları. Kimi atar üzerinden kabahatleri. Düşünmez halleri.
İsterler ki yapsın biri. Söyletmesin diğerlerini. Bulsun yerli yerinde yolları.

Zor soru derler bir bileni bulurlar. Ahvali durumu arz-u endam eylerler.
Ona desen onsuz olmaz der. Buna sorsan bunsuz olmaz der. Arkasını döner gider.
Yetişir hikmetler. Doğar nizamlar. Nizamlar, intizamlar.Kanunlarla hizalanırlar.
Kim ki aranır etkililer. Olsun istenir elbetteki yetkililer. Daha ne beklenirler?
Aklı selim aklı bilir. Sular saksıda çiçek açtırır. Her kim ki o zaman haklı bulunur.

Hoca Nasrettine soru bitermi? Haklı, haksız, yerini bulurmu? Fıkrasız olurmu?

Kadıya Düşer

Bir köpek Akşehir’in ana caddelerinden birisine pisler.
Caddenin sağında ve solunda oturanlar,
“Sen temizleyeceksin, ben temizlemeyeceğim” diye tartışırlarken
Nasreddin Hoca üzerlerine gelir. Bunun üzerine cadde sakinleri;
“Hocam, bu pisliği kim temizleyecek?” diye sorarlar.
Hoca, şöyle bir düşündükten sonra;“Vallahi hemşerilerim burası ana yoldur,
buranın pisliğini temizlemek de kadıya düşer.”der.

Pisleyenler, pisletenler. Pislettiğini fark etmeyenler. Pisletipte kaçanlar.
Pisliğini başkasına temizletenler. Pisliğin içinde yaşayanlar. Kim bunlar?
Pislik içinde yer etmişler. Akılda, fikirde, kör kalmışlar. Pisliğe gömülmüşler.
Aranır her yerde kimdir pisletenler? Haber bile etmez görenler, görmeyenler. Göz yumanlar.
Nerede haklılıklar? Ne zaman bitecek haksızlıklar? Kimi, kimden soracaklar?

Temizliğe aşıklar. Koşup gelecekler. Pisletenlere pisliklerini temizletecekler.
İmanın yarısıdır denir. Her kime sorsanız bilir. Velakin söz kimedir?
Almaz üzerine daha kimler, kimler? Ne günah bilirler,ne sevaplar? Kimdir bunlar?
Bulur yerini elbet doğrular. Düzelir gider yanlışlar. Ya yalnış örnek olanlar?
Büyükler, küçükler, fark etmezler. Ne düşünürse düşünsünler. Hepsi önce akılda biter.

Yaratmış insanoğlunu yaratan. Öyle bir sermaye vermiş ki akıldan. Ortada nasıl kullanan?
Pislikten çoğalan, kendini yok eden. Geleceğin kalbine hançer saplayan. Candan can alan.
Niyazımız o dur ki mevladan. Çoğalsın her daim temizlikten yana olan. İçlerine sinen.
Bu gün, yarın demeden. Sıvamalı kolları bu günden. Vaz geçmeyelim hiç bir zaman temizlikten.
Beklemeyelim hep başkalarından. Hemen kapının önünden. Daha kimse geçmeden. Evet temizlikten.


Güven Gürbüz

06 Aralık 2023

Şebinkarahisar / Ankara

GİDENEMİ YANSIN, GÖTÜRENEMİ?

GİDENE Mİ YANSIN GÖTÜRENE Mİ?

“Gider giden. Götürendir giden. Gelmez yerine gelmeyen.
Getireyim yerine desen. Bir oturup, iki kere düşünsen. Çare sen olsan.
Bir alttan, bir üstten. Değişir hep baktığın yerden.
Yüreğimiz el vermez. Gelen kalpten. Yine biz oluruz acıyıp üzülen.
Olurundan oluruna denilinen. Doğar birden. Çareyi yaratır kendiliğinden.

Kimi kapar gider. Kanatlanır uçar. Alnımıza yazılmış kader.
Uçarken görür kimler. Boşa çıkar uzanan eller. İnsanoğlu bu derler.
Hangi dağda yok uçan kuşlar? Kanatlarını açar kimbilir nerelere uçar?
Halim kalmadı oğul der. Ben bir naçar. Dökerse dertlerini duyanlar kaçar.
Hangi birini, biri dinler? Hangi biri, birine övgüler dizer?

Hoca Nasrettinde bakar. Olurundan oluruna akar. Olur elbet dinleyenler.

Kara Karga

Günün birinde Hoca ile hanımı Akşehir Gölü’ne çamaşır yıkamaya giderler.
İkili, bir yandan çamaşırlarını yıkarlarken, bir yandan da oturup sohbet ederler.
O sırada yanlarına simsiyah bir karga iner, çamaşırları dağıtır,
sabunu da kaptığı gibi uçup gider.
Hanım bu duruma üzüldüğü kadar da şaşırır…
Hoca bakar ki eşinin sakinleşeceği yok, onu avutmaya çalışır:“
Hatun, canını sıkma, şimdi gider başka bir sabun getiririm ama,
bak o karganın durumu bizden çok daha kötü.
Ayrıca onun sabun isteyebileceği bir komşusu yok,
sonra üstü başı da bizden çok kirli. Görmüyor musun simsiyah olmuş zavallı.”

Biliriz dardakini. Tutmayız içimizde kinini. Akıl alan, bulur birini.
Yaşamdan geleni. Kovalar diğerini. Kimi arar bulur ekmeğini aşını.
Ne yapsın garip dağbaşını? Mekan tutmaz gönül arar aklına geleni.
Alır giderde bir gün başını. Dinlemez yazını kışını. At bir kenara yaşını.
Kara karga misali alır gider. Tutana da aşk olsun der. Kaderine el sallar.

Memleket yol üstü olsa der. Gurbete gidip gelenler her gün el sallasalar.
Karga misali uçanlar, götürenler. Kime yaş döksün masumdan masum gözler?
Baş ucunda en iyi nasihat edenler. Haklı çıkar. Kim, kimedir acıyanlar.
Gönlümüzde yaşar iyi niyetler. En olur olmaza bulunur çareler.
Kimi okudular? Kimi yazdılar? Dünya hanından göçüp gidenler.
Onlarda göçtüğünü bilmeden göçüp gittiler.

Güven Gürbüz

04 Aralık 2023

Şebinkarahisar / Ankara “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Biz bizi bilene. Dikkat ederiz her sözüne.

Biz bizi bilene. Dikkat ederiz her sözüne.

Değer verki insana. Değer versin sana.
Benzetme o’na, buna. Benzersin ummadığına.
Bakarlar niyetine. Ne atarsın sepetine?
Kendine göre, her önüne gelene. Düşünsene?
Bakarlar gidişine. Dikkat ederler gülüşüne.
Kalbin aynası yüzüne. Dönüp bak kendine.
Laf yok öğütten ötesine. Nasihat ile doğru sözüne.
Bakma her söz için elalemine.
Biz bizi bilene. Dikkat ederiz her sözüne.
Alınganlık düşersede kimine. Ne söylene?

Bu gün böyleler, yarın şöyleler. Hepsi ortadalar.
Dönmedolap gibi hergün dönerler. Acep nedendirler?
Çıkar menfaat diyenler. Her gün birbirlerini ağırlarlar.
Zannederler ki kimseler görmezler. Kimdir bu insanlar?
Sahne her yerde aynı serilir. Tiyatro her yerde oynanır.
Zannetmeyin ki üstlenir. Kendini bilmezde adam sanır.
Beklenir sahip çıkanlar. İnsan evladı has kullar.
Vardır elbet anlayanlar.Bilir elbet doğuran analar.
Helal süt emmişte bilinir? Doğru yolu gösterir.
Onlar baş tacıdır. Her yerde aranır.Güngelir bulunur.

Hoca Nasrettin yol üstü. Bir fıkra deyip geçme altı üstü.

Karşılamaya Geldik

Günün birinde Hoca eşeğine biner ve komşu köydeki bir ahbabını ziyarete gider.
Orada epeyce bir hâl hatır ettikten sonra izin ister ve tekrar evinin yolunu tutar.
Yolu üzerinde karşılaştığı sözde muzibin biri;
“Aman Hocam, iki kardeş nereden gelip nereye gidiyorsunuz?” der.
Hoca kendinin eşek yerine konulduğunu anlayınca hemen cevabını verir:
“Aman efendim, bunu bilmeyecek ne var, ağabeyimizin geldiğini duyduk, biz de onu
karşılamaya geldik.”

Söz üstüne söz olmaz. Söz doğru ise yanıt bulunmaz.
Ardı sıra gelen sırayı şaşırmaz. Yol yerinden şaşmaz.
Hep bilinmeli üslup. Yerinde oturup, yerinde kalkıp.
Gözlerinde olmalı takip. Kime olsun derler rakip?
Dil söyler, dil eder. Kötü dile kim sahip çıkar?
Nezaket her zaman adam eder. Gönlümüzden geçer güzellikler.
Kalbimize yansır özellikler.Değiştiğinde belli olur yüzler.
İyiliğin yolu iyilikten. Her işin başı sağlıklı düşünmekten.

Yazılarla yolculuk. Memleketten memlekete uçtuk.
Her gün bir dala, serçe misali konduk. Kimi zaman uzun oturduk.
Kimi zaman yerimizde duramadık. Kanatlarımızı tezden açtık.
Havalar soğudu donduk. Rüzgarın sesine kulak verdik.
Bazende kızdırdık. Camı çerçeveyi dağıttık. Ne anladık?
Meğersem kendi kendimize de kandık. Sormadık nasıl adamdık?
Bu gün var görürken, yarınları unuttuk. Niyemi boyun büktük?
Ne ettiysek kendi, kendimize ettik. Kendimiz kendimizden bulduk.
Bizden başkalarını hesaba katmadık. Nede olsa insanoğluyduk.

Güven Gürbüz

30 Kasım 2023

Şebinkarahisar / Ankara

TAŞIYAN NEREYE. TAŞINAN ORAYA.

TAŞIYAN NEREYE. TAŞINAN ORAYA.

En güzel duygularla sevdik. Ne meltemler, ne lodoslar gördük.
Ne tez büyüdük adam olduk? Ne tez yaşlandık, ihtiyar kaldık?
Tez unuttuk. Birbirimizi tanıyamadık. Birine de benzetipte yanıldık.
Bizler zamanında, hangi gemiye bindikte okyanusta kaybolduk?
Dalgalar yükseldi, sahile vurduk. Kum gibi her birimiz, bir yere savrulduk.

Zemheride kar bacaları sardı. Duman ne tarafa tütecek şaşırdı.
Sis duman dağ başını aldı. Kayboldu yol, iz, gözler bulandı.
Düz ovada.Kalmadı derman dizde. Eridi karlar, en güzel baharımızda.
Yaz kapıdan girdi. Kış bacadan çıktı. Bir ömürdü geldi geçti.
Bindiğimiz dallar çokta inceydi. Vakit geldi. İnce dallarda kırıldı.

Hayat taşıdı bizi, katır misali her nere giderdi?
Uzak tuttu sevdiklerimizi. Huysuzmu, huysuzdu.
Kimi zaman inat etti, değiştirdi yolumuzu.
Unuttuk çoğu zaman en yakın komşumuzu.
Sorma sende hiç halimizi. Hayat kaybettirdi izimizi.

Hoca Nasrettin seslenir. Acaba nereye yollanır?

Katır Nereye Götürürse

Zor işlerinde kullanmak üzere Nasreddin Hoca bir katır alır.
Katır alır almasına da katır oldukça huysuzdur,
yanına kimseyi yaklaştırmaz, üzerine kimseyi bindirmez.
Ancak Nasreddin Hoca çok zor şartlarda da olsa günün birinde
katırın sırtına binmeyi başarır.
Huysuz katır da Hoca sırtına biner binmez koşmaya başlar.
Hoca üzerinde, katır altında o sokak bu sokak derken bir adam durumu görür;
“Hocam, hayırdır nereye böyle?” diye sorar.
Katırın üzerinde söylenenleri yarım yamalak anlayan Hoca;
“Vallahi ben de bilmiyorum, katır nereye götürürse oraya gidiyorum.” der.

Gelir geçer bir masal gibidir. Yol uzun değil, sadece gündüz, gecedir.
Ucu belli, başı kelli. Takdiri ilahi, ne derse o olur tecelli.
Taşıyandır bilir taşıdığını. Her nerede bırakır bilinmez sonu.
Ne canlıdır, ne cansızı. Benzettiğimiz içimizde ince bir sızı.
Görürürüz rüyamızda. Yaşatırız hayalimizde. Gerçekler yaşamımızda.

Yazdığımız yazdığımızı taşır. Gün gelir o’da yorulur.
Bulamaz yazacak, başını kaşır. Düşüncelerde yerine oturur.
Kimi sorar. Yollar nereye çıkar? Şaşkın ördek misali bakar.
Demez ki sular ne zaman coşar. Şaşkın ördekte suda yüzer.
İnsanoğlu hem yaşamaz, hem yaşar. Taşıdığı yere göre coşar.

27 Kasım 2023

Güven Gürbüz

27 Kasım 2023

Şebinkarahisar / Ankara

Bu gün yarının bekçisi. Yarına kime açılır kapısı?

Bu gün yarının bekçisi. Yarına kime açılır kapısı?

” Düşünürde düşünür. Kendinden başkasına üşenir.
Hem söylenir, hem dinlenir. Acaba daha ne denir?
Kulak verir vereceğine. Kulak ardı eder görmeyeceğine.
Kulaktan kulağa, kulaktan kulağına. Ne densin merakına?
Endişe eder tasalanır. Tasalar endişeleri doğurur.
Her endişe kimedir? Endişelenene göre değişir.
Hissedilir hislenir. Hisleri ile harekette edilir.
Sonucu her kime, neredir? Orasını Allah bilir.
Yaşamdan kesitler. Her gün yeni bir sayfa açar.
Bu gün bana diyenler, yarın sanada çıkarlar.

Memlekette ne var, ne yok?
Çare aranır, çalınacak kapı çok. Çare için kimler koşturacak?
Hem düşünür, hem üşenir. Düşünende kim bilir hangi köşededir?
Nefes alış, verişinden bellidir.
Çok düşünür gibidir kimi. Hastayım der bulamaz hekimi.
Memleketemi yanayım der kendimemi?
Hep bir hanedir hane. Karışmayalım kimsenin ne dediğine.
Kim ne söyler, hep başını önüne eğene.
Her birimiz bir köşede.
Görüşürüz çoğumuz mevsimlerden mevsimlere.
Kulak verelim birazda fıkralara.

Kendim ve Oğlağım İçin Öksürdüm

Nasreddin Hoca ile hanımı tam uykuya daldıkları sırada dışarıdan bazı sesler duyulur:
“Arkadaşlar, haydi içeri girelim.
“Hoca’yı öldürüp karısını kaçıralım.”
“Oğlağı da götürüp pişirelim.”
Hoca konuşmaları işitip yüksek sesle birkaç defa öksürünce hırsızlar da kaçıp gider.
Ortalık sakinleşince Hoca’nın hanımı;“Efendi, galiba sen korkudan öksürdün!” deyince,
Hoca gülümseyerek cevap verir:
“Hayır hatun, hayır, ben korkudan ve senin için değil, kendim ve oğlağım için öksürdüm.”

Yaşamda yaşam. Yaşam için nefes alıp veren.
Canlılar aleminde görüp, geçiren.
Bir adım önde koşayım derken.
Bir çakıl taşına yol üstüne düşen. Kalkamaz sonra yerinden.
Düşenin dostu olmaz derler.Bir bakar, bir geçerler.
Ne zamanki yaşarlar. O’zaman anlarlar.
Geçim derdi der kimi, geçirir ömrünü.
Övünç kaynağı yapar kimi varlığını variyetini.
Yalan dünya dedikleri. Hem gülenleri, hem ağlayanları.
Yutarda gider zamanla nice yaşamları.

Endişedir sayfanın başı.
Almalı her kim ki aklına başı. Gözünden akıtmadan yaşı.
Düşüncedir çareyi arar bulur. Her ne düşünürsen kendinedir.
Denilir hep, canmıdır? cananmıdır?
İyi olur dersin, iyi gelir sevinir. Kötü çıkarsa da senden bilinir.
Söylediklerine dikkat etmelidir.
Döner ardına bakmaz en güvendiğin.
Senin olsun der benden öte kazandığın. Hesabı sorulmaz darlığın.
Bu gün yarının bekçisi. Yarına kime açılır kapısı?
İyilik varlığın yarısı. Dağıt kolay olsun kazanması.

23 Kasım 2023

Güven Gürbüz

Şebinkarahisar / Ankara