Paraya Tapanlar

PARAYA TAPANLAR

Evirip çevirirler, yıkılıp devirirler. İndirir, çıkarırlar. Har vurur, harman savururlar, bulamayınca ortalığı kasıp kavururlar. Çok bilirler büyüğü, küçüğü. Akıl küpü olur yoğururlar. Aradığında kaybolur, bulduğunda kaçarlar. Kirlenince çamaşırları ortalığa saçılırlar. Kim bunlar? dediğinde başlarını öne eğerler. Çok bilmişler, bilmemişlerin ellerinde sivrilirler. Bir gün kendilerine dokunduğunda ucu, hiç tanımamışa dönerler. Kim bunlar? dediğinizde kafasını öte yana çevirirler. Paraya tapanlar, hepten gülüp, geçerler..

Maddiyatın inanılmaz cazibesine kapılmış olanların aklı fikri Varsa, yoksa para pul. Maddiyata tapanların çokta mutlu olduklarını zannetmeyin. Onlar için her şey mubahtır. Para için insanlığını unutanlardan, şefkati bir kenara atanlardan, O’nun için kula kulluk yapanlardan, şirinleri oynayanlardan vs bahsetmemek ne mümkün.

Para pul uğruna her şeyi mubah görenlerin, aklı fikri varsa yoksa para pul olsa da, peşinden koştukları uğruna kaybettiklerini hiç umursamadıklarını dahi görmemiz kaçınılmaz. Yüce yaratanımız bu dünyadan isteyene bu dünyadan, ebedi hayattan isteyene ahiretten verirken, İmtihanın olduğu fani dünyanın değil, kalıcı olanın kendi yanı olduğunu belirtir. Her ne istersek nereden, neyi, nasıl istediğimiz önemli.

İmtihanın en güzeli yaratanın emirleri. Ne yaptığımız değil, Neyi, nasıl, yaptığımız önemli. Hayır diye gözüken hayırsızların, hayrından hiç bir hayır gelmezken, her hayırlıyım diyene de hayırlı demek hayırsızlık olur. Gerçek hayırların sahibini sadece yaratanımız bilse yeter.

Şiirlerimizde araya girse ne çıkar..?

Varsa Yoksa Para, Pul

İnsanlığa galip gelmiş, Merhamete üstün. Şefkate küskün.

Varsa yoksa para, pul.

Kula kulluk yapanlar,şirinleri oynayanlar,el üstünde mantar.

Çiçekte açar, taklada atar. Yaş, baş, o da neymiş?,

Haysiyet on para, hissiyat inmiş sıfıra.

Duygu dünyası bombalanmış, saçları ağarmış, çoğu kel kalmış.

Varsa yoksa para, pul.

Kadın, erkek, çoluk, çocuk, ergen. Bulamayınca gergin.

Yokluğunda yerin dibine girdiği moralin.

Ne ilkenin kaldığı, ne etiğin, ne bitiğin, ne olduğunu bildiği.

Eline geçenin anahtar gibi kullandığı.

Varsa yoksa para, pul.

Memleketin bacalarına ot tıkayan. İşçisini kış günü sokağa atan.

Patronluğun rehavetinde, hayaliyle yaşayan.

Yokluğunda uykularını kaçıran. Bulduğunda yoksulu tanımayan.

Varsa yoksa para, pul.

İzzet-i nefis i çul niyetine, takıp, çıkaran. Yırtık potin gibi sokağa attıran.

Zenginin koynunda büyüyen, fakirin rüyasını süsleyen.

Varsa yoksa para, pul.

Ne din tanır, ne iman. Çatlarsa alnı, şah damardan.

Ne anadan, ne babadan, miras kalsa da atadan, çiçek gibi büyümez her saksıdan.

Varsa yoksa para, pul.

Sevenleri ayırır, zenginleri kayırır. Kimde çoksa o’na dayıdır, onu sevmeyen kibar ayıdır.

Varsa yoksa para pul.

Kimi buldu, erdi murada. Kimi kaybetti, arkasından baktı kır ata. Delikanlılığı da bozdu kerata.

Varsa yoksa para, pul.

Uzadıkça uzar bu işin sonu. Kalmayınca giyecek yırtık donu.Unutmadan bir de söyleyin şunu;

Allahın sınavındaydın Allahın kulu.

Üç metre kaput bezi ile gider iken, dünyadan insanoğlu. Azrail e galip gelsin de, verirken son soluğu.

Varsa yoksa para, pul.

13.01.2008 – Ankara – Güven Gürbüz

Zaman her ne kadar da her şeyin ilacıdır dense de, İlacın hastaları tedavi etmediğini, değişenle, değişmeyenin farkını görmek için etrafa bakmamız yeter. Adam sendecilikte yol alan umursuzların hayatlarından memnunmuş gibi hissi vermeye çalışsalar da, aslında kaşıdıkları bir çok konu para pul üzerinedir.

Yoksulluğun adının esamesinin geçmediği, yoksulların sorunlarının dile dahi gelmediği, çekilen çilelerin eziyetlerin, yaşanılan bir çok hayati konuların başka mecralara çekilerek unutturulmak istendiği, bahse konu olmanın dahi, ayıp, kınarlar, rezil oluruz, alay ederleri, dile düşeriz diyenleri.. vs.vs düşünceleri ile hep üstüne sünger çekilen konuların baş sebebi Para, pul.

Sosyal adaletin sağlandığı, milli gelirin adil dağıldığı, eşitsizliklerin ortadan kaldırıldığı, adam kayırmacılıkların, torpillerin olmadığı, O bizden, şu onlardan diyen dar zihniyetlerin değil, çağdaş fikirlere açık, içinde Allah korkusu olan, adil bir düzen de, para pul sadece kağıt üzerinde kalır. Çünkü ihtiyacı olanın ihtiyacının giderildiği, kimsenin kimseye muhtaç edilmediği bir düzen de söz konusu dahi edilmez.

Günümüze gelindiğinde; doların fırladığı, kimin nerelerde ne dümenler çevirdiğinin bilinmediği, Liranın değer kaybı ile ücretlerin azaldığı, hayat pahalılığının almış gitmiş hali, hepimizi derinden düşündürmektedir. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir dünya düzeninde, Paraya tapanlarla, parasız kalanlara dönüp, dönüp bakmak lazım. Milli gelir adil dağılıyor mu..? Bu sorunun yanıtı evet olduğunda bir çok sorunda hal yolu açılacaktır. Saygılarımla.

13 Kasım 2021- Şebinkarahisar / Ankara