Gerçek sanan, geç anlayan.

Gerçek sanan, geç anlayan.

Toplumsal düzendir her işin başı. Kurallarla olur nizami akışı. Uygulamada huzuru barışı. Sağlar insanoğlunun güzel bakışı.
Bakışı iyi olmalı bakışı.Hangi mertebede olursa olsun yaşı. Akıl ile fikirde olgunlaşmışı. En önde çeker başı.
Vardır her uygulamada bir hiyerarşi. En üstten en alta kim çekerse başı. Asla küçümsememeli vatandaşı.
Yaşamdayız yaşamın içinde. Her gün kimbilir hangi pencerede. Yağmurda yağar, güneşte açar, bir günde.
Kaldığımızda zorda. Kendimizi hissetmeliyiz güvende. Kim kime yardım edende. Mutluluğu bulur bir anda.
Hakkı hukuku bilmeli. Kendimiz için istediğimizi başkası içinde istemeli. Önümüzü, arkamızı, görmeli.
Üstünkörü olmaz düşüncede fikir. İyi düşünenler iyiyi bulur. Neyse sendeki fikir. O olur sonra zikir.

Yollardayız yolları arşınlarız. Karış karış gezer her yeri biliriz. Her yolun halini mukayese ederiz.
Neler görürüz? Neler biliriz? Hep anlatır, konuşur, söyleriz. İyileri kendimizden biliriz. Kötüleride bazen es geçeriz.
Kötüler dip köşedeler. Çıkara kul olur bekleşirler. Onlar birbirlerini iyi bilirler. Görenler onlara maazallah derler.
Aynaya bakmaz, kendini görmez.Kendine bakar,başkasını beğenmez.Kapatmış kulaklarını dinlemez. Ne oldum der, ne olacağım demez.
Neler gördü neler, ömründe bu gözler? Tutulmadan çöpe atılmadımı sözler? Yaşlanana arkasını dönenler? Akıl yaşta değil başta demeyenler?
Bir düzendir yürür. Kimi göz yumar, kimi görür. Kimi söyler övünür. Kimi söylemez kenara itilir. Bilinmez düşüncenin aslı nedir?
Şirinleri oynar kimisi. Bulmaya görsün biri, ikisi. Kulaktan kulağa yayılır dedikodusu. Yokmu birde onun,bunun, kuyusunu da kazması?
Haksızlığa kucak açar başta başım diyenlerin kanması. velakin onlarında bilinir son numarası. Tutmaz umduğu hamurundan bozuksa mayası.

Dürüste yol açın demeli her insan. Bulunduğu yerde tutmamalı yalan dolan. Sonra aldanan olur en sonunda bunlara kanan.
Hep böyle gider deme. Yanlış gördüklerine de göz yumma. Hiç bir şeyi bilmem sanma. Bildiğini de kenara atma. Sen olursun ziyan.
Sağır olma duyarlar. Kör olma görürler. Dilsiz kalma bilirler. Döner dolaşır, işler karışır. Anlarsın o zaman kimler yarışır.
Ömrümüz geçti dünya hanında. Ne yalanlar gördük yapısında. Kimi üstünde, kimi altında. Kimi yatında, kimi katında. Kimin umurunda?
Büyüdüler ham süt ile doldu tencereleri. Yok ettiler açık pencereleri.Kapattılar garibanlara kapıları. Güldürdüler kendi gibi olanları.
Hak müstehak, hakikati kendinden bilene. Hak dağıtmayı önce kendinden görene. Hakkı hakça hak edene. Sahip çıktık mı bunları da söyleyene?
Aynamız cebimizde. Yüzümüz başımızda. İki göz üstü kaşımızda. Ne olursa olsun yaşımızda. Ne istersek onu bulmalıyız karşımızda.

Yol üstünde eğleşelim. Nasrettin Hocayıda ihmal etmeyelim. Bakalım ne yaşamış. Hep birlikte dinleyelim.

Sana Gelir miydim?

Günün birinde Hoca’nın eşeği çalınır. Bunun üzerine Hoca sokakta yüksek sesle;
“Eşeğimi çaldılar, hırsızlar eşeğimi çaldılar.” diye bağırır.
Sesi işiten Kadı, Hoca’yı yanına çağırarak;
“Eşeği nasıl çaldırdın, kime çaldırdın, ne zaman çaldırdın?”gibi sorular sorar.
Bu sorulara kızan Nasreddin Hoca;
“Kadı Efendi, Kadı Efendi! Eğer bu soruların cevabını bilseydim sana gelir miydim?”
der.

Bir yaşamdır gelir geçer. Ömrü olan görür daha neler, neler? Hemi yazarız, hemi söyler. Bilmem hangi dağa söz geçer?
Elimizi bağladık, kolumuzu. Çaresiz kaldığımızda saldık boynumuzu. Yürüyemeden tamamladık yolumuzu.
Kim, kimi arar? Kim, kimi sorar? Kim, kimden neyi anlar? Çok düşündükçe kafayı yorar. Düşünceler uykuya boğar.
Az uyuruz, uz uyuruz. Dere tepe koşar yürürüz. Rüyamızda gördüğümüzü de bazen gerçek sanarız. Sonra geçte olsa anlarız.
Yeter demedi kimse ne yazayım? Sabah akşam buradayım. Seyir defterinin yanındayım. Gördükçe yazacağım.

Güven Gürbüz

04 Haziran 2023

Şebinkarahisar / Ankara

HER SÖZE BİR GEVEZE

HER SÖZE BİR GEVEZE

Kafalarda gezer fes. Alır verir bir nefes. Oradan buradan bir ses. Gel durma sende es.
Fes uçtu, kel çıktı. Kafamızda ne çok şeyler bitti. Söyleyenler gitti. Duymayanlar bitti.
Çekeriz deriz çektiğimizi. Unuturuz neler söylediğimizi. Ne eskimizi, ne yenimizi. Bahane ederiz kendimizi.
Bir oradan, bir buradan. Evin kapısı tek yandan. Ne kapıdan, ne bacadan. Sevilirsin varsa faydan.
Ne kardan, ne zarardan. Fayda gelmez laf ile dosttan. Tutan var mı kolundan. İyisi olmaz başka ondan.

Ne yazalım,ne çizelim. Gevezeye de yer verelim. Sormadan da dinleyelim. El etekte çekmeyelim.
Ortak olur herkesin derdine. Faydası görülsün en yakın ferdine. Ne diyelim birde söylemesine.
Tutar tuttuğu yerde. Koparır bittiği yerde. Çare vardır sorsan her derde. Kükrer kedi, aslanım demesin birde.
Nereden konu bulsakta açsak. Hepsi bir ağız nereden baksak. Dumanı tüter nereden yaksak. Kibritide bulsak.
Tutuşur muhabbeti, sarar ateşi. Unutur ya kardeşim dediği kişi. Ne söylediğini bilirse er kişi. Olmaz onunla bununla işi.

Gevezeye yol düşer. Kim rastlarsa kafası şişer. Durduğu yerde bir şeyler eşer. Çukuruna bilmem kimler düşer.
Karışır her işe. Dolar boşalır her şişe. Bulursa nerede bir köşe. Görenler haline şaşa.
Hoca Nasrettin diyelim. Köşemizde yer verelim. Ne anlatmış bakalım dinleyelim.

Sana Ne?

Nasreddin Hoca akşam namazından sonra eve doğru giderken geveze bir adamla karşılaşır:
“Hocam, az önce buradan bir tepsi baklava götürüyorlardı.”
“Giderse gitsin, bana ne elin baklavasından.” deyince adam;
“Yok Hocam, baklava sizin eve gidiyordu.”der.
Öfkelenen Hoca;
“Be adam, giderse gitsin, bizim eve giden baklavadan sana ne?” diyerek adamı azarlar.

Gevezeler gezerler. Her yerde biterler. Başı sonu olmadan hep söylerler. Mecbur da kalır dinleyenler.
Zora sokmayalım. Zorlamayalım. Susacağımız yerde susalım. Yüksekse sesimiz birazda kısalım.
Kimseleri yormayalım. Aklı başında anlatalım. Vara, yoğa çok karışmayalım. Haddimizi de bilelim.
Gevezeler her yerdeler. Doluya da, boşa da söylerler. Önemli olanlar ise arada kaynar giderler.
Onlara da söz hakkı verelim. Önemlileri dinleyelim. Hep biz konuşmayalım. Gevezelik yaptı dedirtmeyelim.

Yazalım yazalım dedik. Bir oradan. bir buradan kısalttık. Kim bilir bir şeylerde anlattık.
Her şeyde var bir ölçü. Belli olmalı her şeyin başı ucu. Sözlerimiz her bir yere yolcu.
Varır varacağı yere. Vardığı yerde olsun çare. Gevezelikten gelmez sıra. Bakalım birazda arkalara.
Susanlar da konuşsun. Hak adalet yerini bulsun. Bu haftada bu kadar da kalsın. Gevezelik olmasın.

Güven Gürbüz

24 Mayıs 2022

Şebinkarahisar / Ankara

EĞRİYİ, DOĞRUYU, BUL KAPIYI.

EĞRİYİ, DOĞRUYU, BUL KAPIYI.

Duvara nem salar, insana gam derler. Nem ıslaktır, günden güne çürütür.Gam kederdir, günden güne eritir.
Kısacıktır ömür. Gel birde kendini mi sömür? Yazıktır. Ağlatma, güldür. Sendeki en büyük hazinedir.
Açılsın camlar, pencereler. Kurusun nemli yerler. Çiçek açsın gönülden sevgiler. Ne gam kalır o’zaman, ne keder.
Ölmeden öldürür. Gam, tasa bitirir. Konu komşu koşturur. Oradan. buradan hal hatır sordurur.
Memnun eder gelen, giden. Sonrası akla zarar. Herşeyin kararında ne varsa var. Olmayanıda sonra var sayar.

Döndük dolaştık. Nasrettin hocaya vardık. Sordukta ne anladık. Fıkrasını okuduk.

Sapasağlam Ölüyorum

Nasreddin Hoca günün birinde hastalanır ve yorgan döşek yatar.
Nasreddin Hoca bu, sevilen birisi, bütün eş dost ziyaretine gelir ve; “Hocam, geçmiş olsun.”
“Hayırdır Hocam, dün sapasağlamdın, birdenbire ne oldu?” diye sorarlar.
Hoca, ziyaretçilerin gelip gitmesinden memnundur, ancak soruların ardı arkası kesilmeyince;
“Sormayın dostlarım, ben sapasağlam ölüyorum.” der.

Hüsnü kuruntu ettik halimizi. Sapasağlamken görmedik kendimizi. Seçeriz hep bildiğimizi. Görmeyiz eğrimizi, doğrumuzu.
Hadi gidelim dostlar meclisine. Kulak verelim her anlatanın sesine. Bakmayın incemi, kalınmı, ensesine.
Kimi halden anlar alimcedir sözü. Kimi bakarda görmez zalimcedir iki gözü. Ayırt etmesi bizden, korumalıyız özü.
Unutmamalı; Herkes anasına göre bir kuzu. İçimizde olur hep ince bir sızı. Ayırt etmeyelim oğlanı, kızı. Hepsine yazılmış bir yazı.

Salmayalım paçaları diz aşağı. Alır götürür sonra derin olur dere yatağı. Geçmeden gör yoldaki sapağı. Sular götürür açarlarsa kapağı.
Hayat yürünür dere, tepe. Dağlar aşılır sıra, sıra. İçimizde açmayalım derin yara. Dostlar dizilmiş sıra, sıra. Atmayalım arkalara.
Bu gün var deme geçer. Yarın olur deme sıra gider. Atma ileri, ileri. Hayat makarası sarmaz geri. Konuşma çok ileri, geri.
Aklını başına al, gel beri. Çok hesaplama her şeyde ederi. El üstünde tut haysiyeti, onuru. Hiç bir şeyle ölçülmez değeri.

Halimizi yazdık inceden inceye. Pay bırakalım gündüzden geceye. Dikkat edelim her bir heceye.
Kimi bakar geçermiş. Kimi okur bilirmiş. Kimi okumuş çok bilmiş. Kimi okumamış cahil kalmış.
Bizi bizden bilenler. Hal hatırdan sayarlar. Kusurlarımızı, hatalarımızı anladıkça ayıklarız.
Elbet çoktur bileceklerimiz. Daha neler vardır yazacaklarımız. Zamanı geldiğinde elbetteki hatırlarız.

Sağlıcakla kalınız.

Güven Gürbüz

17 Mayıs 2023

Şebinkarahisar / Ankara “

ANLARSIN ANLAMAZSIN.

ANLARSIN ANLAMAZSIN.

Çıktık seyrüsefer. Hayat neyi sever. Severse seveni sever. Sevmeyeni neyler?
Ayakta durur iyi geçinenler. Geçimsizler hep aynı şeyi sözler.
Nabza göre şerbet. Her işini böyle hallet. Ama ister onada cesaret. Sonucu bilinmez neyi bekler?
Her işe burnunu sokanlar. Koku derindense kaçarlar. Ya başını sokanlar. Pekin ise yarar. Tekin ise zarar.
İmdat derse medet. Gelsende yardım et. Birde ucundan tut. Kaçarsa elinden.Ne gelirse aklından.
Yardım istersin ondan, bundan. En yakınından koşandan. Ya medet olmaz her kula. Tutunulmaz her dala.
Güvenme her tatlı bala. Tartmaz bedeni her kilo. Her bal iyi gelmez dile. Düşersin incinir. Yersin zehirlenir.
Bu hayat böyledir. Önce önünü görmelidir.

Hoca Nasrettin duramadı. Yazımızın içine daldı. Acaba ne oldu..?

Sen O Zaman Tozun Dumanın Ne Olduğunu Anlarsın

Nasreddin Hoca ile mollası İmad birlikte ava çıkarlar.
Bir süre dolaştıktan sonra İmad bir kurt yavrusunun ininin içerisine girdiğini görür ve ardından o da girer.
Uluma sesleri üzerine ana kurt da ine gelince Nasreddin Hoca inden içeriye girmek isteyen ana kurdun kuyruğundan tutar.
Kurt yavrusunu kurtarmak için içeriyi zorlarken her taraf toz duman içinde kalır.
İmad içeriden bağırır:
“Hocam, bu ses, gürültü nedir?”
Hoca da; “Oğlum İmad, sen dua et de kurdun kuyruğu kopmasın; eğer kurdun kuyruğu koparsa sen o zaman tozun dumanın ne olduğunu anlarsın.” der.

Yazdık. Yazdık. Yazamadık. Neyi ne zaman yazmalıydık. Kimi gün yazı olduk. Kimi gün yazının içinde kaldık.
Başımızı uzattık. Etrafımıza baktık. Bilmem deme, yazdıklarımızla neler anlattık.
Hayatın içindeyiz. Bir oradayız, bir buradayız. Yarın kimbilir nerelerdeyiz.

Gün gündür. Gün bu gündür. Geçen ömürdür. İnsanoğlu ağlatır, güldürür.Hiç ummadığın bir günde gül gibi de soldurur.
Yazdıklarımızda bunun içindir.Yaşarız, görürüz. Tanırız biliriz.
Huyu huyuma dersen uyuşuruz. Elele verir her yerde buluşuruz. Sarılır kucaklaştırız. Mutluluğu buluruz.
Sen sen ol iyi düşün. Ömrün oldukça çok işin. Bu gün üzül, yarın sevin. Belli değil yarının.
Sağlam olsun bu günden temelin. Sağlamlığı harcında binanın. Çok önemi var kerpiçin tuğlanın.
Yaparken es geçme sakın. Zararı dokunmasın yarın rüzgarın, fırtınanın. Sağı solu belli olmaz üstüne bastığımız yerin.
Yıkımı çok olur her sallamanın.

Yaşamda böyledir işte. Çok şeyler söylenir her geliş, gidişte. Her günümüz yaşamla yarışta.
Gerisi kolay sen hele alışta. Keramet var alışverişte. Hesabın kitabın ortada.
Binmek istersin kırata. Kaptırma kendini son sürate. Gideceğin yer vadide, tepede.
Hepsi aynı anda girmez sepete. İşin sırrı sabretmekte. Yarar yerine zarar acele etmekte.
Fayda var her zaman özümsemekte. Ölçüp, biçip, tartmakta. Bize düştü anlatmakta.

Uzun yazma dediler uzamasın. Uzadığı yerde kısalmasın. Bu da kendi kendimedir nasihatım.
Dostlarım okurmuş sevindim. Bayram günü mesaj attım. Döndüm ardından baktım.
Varmış nede çok hayırlım. Az değilmiş vefasızım. Elimde sazım. Yazdığım iki satır yazım.
Değer bilmeyene ne lazım. İçimden gelmiyor itirazım. Onlara da aslında çok şey lazım.
Ne lazımsa lazım. Çare etmez çalan sazım. Bende kalsın söylediğm sözüm.
Yaradandandır niyazım.Herkese bir çözüm.

Güven Gürbüz

27 Nisan 2023

Şebinkarahisar / Ankara.

ÇARE NEREDE, DERMAN ORADA.

ÇARE NEREDE, DERMAN ORADA.

Okuruz, okumayız. Okursak biliriz. Okumasak bilemeyiz. Her nereye gitsek önemini anlarız.
Kafa yarılır, baş kanar. Akılsız olan her şeye kanar. Akıllısı ne işe yarar? Akılsızlara güler.
Herşeyde var bir çare. Dağa doğurtmayın fare. Kedinin pençesi. Ani olur yırtması. Bizden söylemesi.
Oku demeli. Akıllı ol. Ne sağ, ne sol. Her işte bul orta bir yol. Her yere uzanırsa kol.Ne yapsın el?
Herşeyde kur bir denge. Mesafeli olmak en önde. Her kim ki önüne çıkanda. İlk söz düşüncede.
Okuyan bilir. Ne ona, ne buna kanar. Öğrenen akıllanır. Aklını önce kendiyle paylaşır.O’zaman iyi anlaşır.

Cahille ettinmi bir sohbet? Anlarsın kafasında var ne hikmet. Sen istediğin kadar anlat.
En derinden gelir. En serinden eser. Varsa bir şeyler kendinden. Sen istemeden seni bulur.
Yoksa bulunur herşeye bir çare. Bilmiyorsan sor zülfü yare. İçimden der akar bir dere. Suyunu kimler vere?
Bilmez ki çekmeden olmuyor zahmet. Zahmet emeğinden demek. Emek önce kendinden demek. Varsa vermek. Yoksa almak.
Çalış, çalış, dersin boyum bir karış. Hayat işte böyle bir yarış. Aklın varsa o’da bir karış. Havadan indir yatış.
Sakin ol, sabırla. Herkes yarışır bindiğin atınla. Bu işler alınmaz ne parayla, ne altınla. Yarış önce aklınla.

Derdini anlatmayan çare bulamaz. Çare kendinde olur fark edemez. Her önüne gelen istediğin gibi anlatmaz.
Ders almak istersen veren bulunur. Nerede hata yaptığın sonradan anlaşılır. En iyi örneği kim verir?
En iyisimi bir fıkradır. Sanmayın ki sadece anlatılır gülünür. Bakalım Nasrettin Hoca da ne öğüt verir.

Sen Evini Taşı

Evinin yerinden memnun olmayan köylünün biri, sıkıntısını anlatmak üzere Nasreddin Hoca’ya gelir:
“Hocam, evde gün ışığına hasret kaldık. Evim güneş yüzü görmüyor. Bu sıkıntıma bir çare bul.”
Nasreddin Hoca, evinden şikâyetçi olan adam hakkında bilgi sahibi olmadığından merakını gizleyemez ve sorar:
“Yahu komşu, senin toprağın filan yok mu?”
“İlahi Hoca Efendi, köylü adamın tarlası olmaz mı hiç?”
“Madem tarlan var, o hâlde güneş de görüyordur.”
“Yahu Hocam, tarladır bu, elbette güneş görür.”
Hoca, bu lüzumsuz soruyu soran köylüye iyi bir ders vermek niyetindedir.
Adama şöyle uzun uzun bakarak cevap verir:
“Oh, ne güzel! Güneş senin evine gelmiyorsa sen evini tarlaya götürüver.”

Mevlam bizleri kul eyledi. Her kusurumuzu bağışladı af eyledi. Diz çöktük önünde yalvardık. Bizler ne çok şeyler istedik?
En büyük hazinemiz aklımız. O’nu en tepemizde saklarız. Rabbimizden niyazımızdır. O’da en büyük hazinemiz aklımızdır.
Okudukça gelişir akıl. En iyisinden çıkar fikir. Hem ağlatır. hem güldürür. Yerli yerinde de kullanmak gerekir.

Yazılarımız kısalacak. Sizler okursanız uzayacak. Diyeceksiniz ki kim okuyacak? O’nuda rabbim bilecek.
Biz yazarız sıra, sıra. Rabbimiz düşürmesin kimseyi dara. Akılsızlık en büyük yara. Rabbimizde olmayana versin çare.

Güven Gürbüz
11 Mayıs 2023
Şebinkarahisar / Ankara.